Faizler düşmeye başladığında ekonomide ilk kim kazanır?
Merkez bankalarının faiz kararları çoğu zaman yalnızca finans piyasalarının gündemindeymiş gibi görünür. Oysa politika faizindeki her değişiklik, kredi maliyetlerinden şirket bilançolarına, konut fiyatlarından otomobil satışlarına kadar ekonominin hemen her alanına dokunur. Peki faizler düşmeye başladığında ekonomide ilk hangi sektörler kazanmaya başlar?
Türkiye ekonomisinin geçmişi bu soruya oldukça net cevaplar veriyor.
İlk dikkat çeken sektör genellikle bankacılık oluyor. Bunun temel nedeni oldukça basit: Faizlerin düşmesi kredi talebini canlandırıyor. Bankalar daha düşük maliyetle fonlama yaparken kredi hacimleri genişliyor. 2020 yılında pandemi döneminde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 24 seviyelerinden yüzde 8,25’e kadar çekmesiyle birlikte bankacılık sektöründe kredi büyümesi sert şekilde hızlanmıştı. Aynı dönemde Borsa İstanbul’da bankacılık endeksi birkaç ay içinde yüzde 40’a yakın prim yapmıştı.
İkinci büyük kazanan ise konut sektörü oluyor.
Türkiye’de konut piyasası büyük ölçüde konut kredisi faizlerine duyarlı. Bunun en net örneklerinden biri yine 2020 yazında yaşandı. Kamu bankalarının düşük faizli konut kredisi kampanyasıyla birlikte aylık konut satışları 200 bin adedin üzerine çıkmış, tarihsel rekor kırılmıştı. Faiz düştüğünde ertelenmiş talep hızla piyasaya dönüyor çünkü tüketici aylık taksit hesabı yapıyor. Yüzde 3 faizle alınamayan kredi, yüzde 1,5 seviyesine geldiğinde yeniden ulaşılabilir hale geliyor.
Otomotiv sektörü de benzer mekanizmayla çalışıyor.
Türkiye’de otomobil alımlarının önemli kısmı krediyle finanse ediliyor. 2018 kur krizinin ardından faizler sert yükselince otomotiv pazarı ciddi daralmıştı. 2019’un ikinci yarısında faizlerin gerilemeye başlamasıyla birlikte sektör yeniden toparlanmaya başladı. Çünkü otomobil talebi çoğu zaman “gelir” kadar “aylık kredi taksiti” ile belirleniyor.
Borsada ise tablo biraz daha karmaşık.
Faizlerin düşmesi teorik olarak hisse senetlerini destekler. Çünkü yatırımcı mevduattan çıkıp alternatif getiri aramaya başlar. Ancak burada kritik unsur enflasyon beklentisi. Eğer faiz düşüşü kontrollü bir dezenflasyon sürecinde gerçekleşiyorsa borsa güçlü tepki verir. Eğer faiz indirimleri erken yapılır ve enflasyon beklentileri bozulursa piyasa bunu negatif fiyatlayabilir.
Bir başka kazanan sektör ise dayanıklı tüketim ürünleri.
Beyaz eşya, elektronik ve mobilya gibi ürünlerde kredi kullanım oranı yüksek olduğu için faizlerdeki düşüş tüketici harcamalarını artırır. 2013-2017 arasında Türkiye’de tüketici kredilerinin hızlı büyüdüğü dönemde beyaz eşya sektörü tarihinin en güçlü satış dönemlerinden birini yaşamıştı.
Faiz düşünce herkes aynı anda kazanmaz.
İlk tepkiyi finans sektörü verir. Sonra konut ve otomotiv gelir. Reel sektör ise kredi akışının üretime yansımasıyla biraz daha gecikmeli fayda görür.
Bugün Türkiye yeniden bir faiz indirim döngüsüne girerse piyasaların ilk bakacağı yer muhtemelen yine aynı olacak: bankalar, gayrimenkul şirketleri, otomotiv üreticileri ve iç talebe duyarlı hisseler.
Çünkü ekonominin değişmeyen bir kuralı var: Para ucuzladığında önce borçlanabilenler kazanır.