Finansal rehabilitasyon

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Fatih KURAN - Proje Finansmanı Uzmanı

Pandemi krizi bir yılı aşkın bir zamandır gündemimizde ve görünen o ki bir süre daha bizimle olmaya devam edecek. Bazı etkilerini ise kriz sona erdikten sonra da hissetmeye devam edeceğiz. Sosyo-ekonomik değişikliklere bağlı olarak pek çok sektörün dinamikleri değişti ve değişmeye de devam ediyor. Geleneksel olarak çok istikrarlı kabul edilen sektörlerde bile şirket finansal tablolarda ve özellikle de nakit akışlarında ciddi bozulmalar gözlemlenmekte ve ileriye yönelik belirsizlikler emsali görülmemiş şekilde artmış durumda. Pek çok şirket kredi geri ödemelerini yapmakta ciddi sıkıntılar yaşamalarının yanı sıra ileriye yönelik kaygılar da büyüyor. Bu dönemde geleceğe daha umutla bakmak için çoğu şirket finansal durumunu rehabilite etmek ya da başka bir deyişle iyileştirmek durumunda.

Nakit akışlarını güçlendirmek isteyen şirketler öncelikle iş yapış şekilleri ile organizasyonel yapılarında değişikliğe giderek işe başlayabilirler. Peşin alımları teşvik edecek şekilde iskontolar yapmak, satış vadelerini kısaltmak, alım vadelerini uzatmak, stokları kontrol altına almak ve maliyet kalemlerinde sıkı tasarruf tedbirleri uygulamak ile varlık satışına gitmek alınabilecek ilk tedbirlerden bazıları olarak sıralanabilir. Tabii ki alınacak tedbirlerin olumlu etkilerinin yanı sıra doğurabileceği olumsuzluklar da iyi irdelenmelidir. Alınan tedbirlerin tek başına yeterli olmadığı durumlarda ise şirketler mevcut kredilerini yeniden yapılandırmak, refinansman ve/veya yeni kredi ihtiyaçlarına çözüm yaratmak durumunda olacaklardır diyebiliriz.

Dünyanın hemen her ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de piyasada bir likidite sıkıntısı yaşanmasını önlemek amacı ile merkez bankaları piyasaları paraya boğduğundan yeniden yapılandırma ve refinansman işlemleri için uygun bir iklim oluşmuş durumda. Bununla beraber kaynakların ihtiyaç sahibi şirketler ile buluşması için kredi kullandıracak finansal kuruluşlarını kredinin bu zor koşullarda geri ödenebileceğine ikna etmek gerekmektedir. İşte şirketler için işin en zor kısmı da özellikle finansal kurumlar ile yapılacak müzakere sürecinin nasıl yönetilmesi ve özellikle de öncesinde yapılması gerekenler ile ilgilidir.

Şirketlerin mevcut durumlarını ve ileriye yönelik ihtiyaçlarını belirleyebilmek için en doğru yöntem nakit akışları üzerinden yapılacak analizlerdir. Gelir tablosu ve bilanço muhasebesel esaslara göre düzenlenmiştir. Oysa nakit akışı fiili durumu yansıtır. Gerçek anlamda para girişleri ve çıkışları üzerinden değerlendirme yapmanıza imkân sağlar. Nakit akış aynı zamanda da şirket değerlendirmesinde kullanılan ve en kabul gören yöntemdir (İskontolu nakit akış yöntemi ile şirket değerlemesi). Faaliyet, yatırım ve finansal yükümlülüklerin tümünü dikkate alarak oluşturulan tahmini şirket nakit akışı şirketlerin önünü görmesine imkân sağlayacaktır. Bu çalışmayı yapmayan şirketlerin durumu sağanak yağışta silecekleri olmadan araç kullanmaya çalışan sürücünün durumuna benzer. Bu sayede finansal kuruluşlarla gerçekleştirilecek müzakere sürecini somut verilere dayalı olacak şekilde çok daha sağlıklı şekilde yönetebilirsiniz.

Özellikle yeniden yapılandırma ve refinansman işlemlerinde şirketler kredi vadelerini uzatmak sureti ile genelde kısa vadeli kredilerini uzun vadelere yayıp risklerini azaltırken aslında bu riskin bir kısmını da bankalara transfer etmiş oluyorlar Bu bakımdan bankalar açısından kredi vadesini uzatmak genel olarak uzun vadeli risk taşımak anlamına geldiği için daha az tercih edilen bir durum niteliğindedir. İşte tam da bu noktada finansal kuruluşlar ile şirketler arasında uzlaşma sağlanabilmesi uzun vadede kredi geri ödemelerinin nakit akışları üzerinden gerçekleştirilebileceğinin ispat edilebilmesine bağlı bir durum. Kredi riskinin ölçülmesi amaçlı bakılacak ilk yer de nakit akışı oluyor. Şirketlerin nakit akış projeksiyonları ile talep etmiş oldukları kredileri geri ödeyebileceklerini göstermeleri gerekiyor. Yapılacak çalışmalarda stres testi dediğimiz şirketin standart dışı olumsuz koşullarda bile geri ödemede sıkıntı yaşamayacağını gösterebilmesi çok önemli bir kriter. Nakit akış çalışmasının ‘dinamik mahiyette’ üzerinde farklı senaryolar ile stres testi yapılabilmesine imkan sağlayabilecek satış miktar ve fiyatları, kapasite kullanım oranları, sabit ile değişken maliyetler, alacak ve borç geri ödeme vadeleri, stok tutma süreleri, olası yeni yatırım projelerine bağlı öz kaynak ve kredi ihtiyaçları, enflasyon ile devalüasyon gibi parametrelerin değişken değerleri için nakit akış projeksiyonlarını çıkartıp özellikle stres testini geçip geçemediğini göstermesi gerekiyor. Finansal kuruluşlar ile temas etmeden önce – ev ödevi de diyebileceğimiz- bu çalışmaları titizlikle yapan şirketler sürece diğerlerine göre 1-0 önde başlıyorlar ve taleplerini sağlam senaryo ve projeksiyonlar ile destekleme imkanına sahip olabiliyorlar.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Babanız haklıydı 04 Eylül 2026