Gıda enflasyonu vatandaşı doyuruyor mu?
ÖZDER ŞEYDA UYANIK
Kasım ayı enflasyonu beklentilerin çok altında hatta kritik sınır olan yüzde 1’in de altında açıklandı.
Ekonomistlerin birçoğu bu veriye “inanmadığını” açıkladı ya da ima etti.
TCMB Başkanı Dr. Fatih Karahan, iletişim adına yapılan güzel adımlara bir yenisini daha ekleyerek geçtiğimiz hafta “yeni nesil dijital medya” üzerinden bir canlı yayınla açıklamalarda bulundu. Gayet başarılı bir ekonomist seçimiyle medya tarafı tartışmalı bir yayın oldu. Yayının amacı halkla yakın iletişim kurmak olurken gerek başkanın teknik birikimi gerek de yayının ulaştığı kitle yine ekonomist ve medya kitlesine yönelik kaldı.
Gıdadan başlamışken bu yayına değinme sebebimiz ise enflasyondaki “hissedilen” detayın gıda ve kira başlıklarında takılı kalması oluyor.
Gıdada özellikle eylül ve ekim enflasyon verilerine yayında sıklıkla vurgu yapıldı. Bu vurgular da don ve kuraklık başlığında oluştu. Türkiye tarihinde benzeri çok görülmemiş bir don ve kuraklık 2025 yılında üreticiyi vurdu.
İklim değişiklikleri dünyayı son yıllarda sıklıkla etkiliyor. Bu, aşırı hava olayları yani normalinden fazla soğuk ya da yağış veyahut sıcaklık şeklinde kendini gösteriyor.
Geçtiğimiz yıllarda İtalya ve İspanya’daki kuraklık zeytinde etkili olunca bize yönelenlerle Türkiye’de de zeytin ve haliyle zeytinyağı fiyatları yükselmişti.
Geçtiğimiz aylarda yine Latin Amerika’daki kuraklık kahve fiyatlarını rekor seviyelere yükseltirken, en sevdiğimiz çikolata başta olmak üzere birçok ürünün hammaddesi kakao da 2023 ve 2024’te yine rekorlara imza atmıştı.
Yurt içindeyse birçok alanda olduğu gibi gıdada da negatif ayrışma yaşanıyor. Yani dünyada iyi bir şey oluyorsa bizde o kadar iyi olmuyor ya da kötü bir şey oluyorsa “o da bir şey mi benim derdim daha beter” şeklinde dertlenir gibi yaşıyoruz. Buna da “negatif ayrışma” diyoruz.
Geçen hafta tarımda çiftçinin yaş ortalamasının 59’a çıktığını açıklayan Migros CEO’su Özgür Tort’un yakın zamanda alacak gıda bulamayabileceklerine işaret ettiği haber çok trajikti.
Pandemide yaşanan gıda korumacılığı özellikle bizim gibi “elverişli ancak istekli” olmayan ülkeleri önlem almaya sevk ve şevk etmeli diye düşünsek de gerçekler aynı şekilde yaşanmıyor.
Et fiyatlarında yükseliş hız kesse de freni sonuna kadar kullanmıyor. Hayvancılıkla uğraşanların uzun yıllardır sesi olan Sencer Solakoğlu, kendi çiftliğinde de kesimlerin başladığını açıklamıştı.
Gelelim verilere; vatandaşın en yoksul kesimi TÜİK verilerine göre, gelirinin yüzde 30,4’ünü gıdaya ayırıyor.

Kısaca 22.104 TL asgari ücret aldığını varsaydığımız Ayşe Teyze ya da Ali Amca -ki artık onlar emekli oldu daha az kazanıyorlar ama- ayda 6.720 TL sadece gıda için harcıyorlar.
Türk-İş’e göreyse durum daha farklı; Kasım 2025’te 4 kişilik yani anne-baba ve 4-6 yaş ile 15-19 yaş aralığındaki iki çocuklu bir aile, Ankara’da ayda 29 bin 827,78 TL “sadece ve sadece” gıdaya harcıyor.
Anne ve babanın asgari ücretli olduğunu varsayarsak gelirlerinin yüzde 67,5’i gıdaya gidecek. Kira, okul, giyim, ulaşım daha girmedi bu hesabın içine…
İstanbul’a göre gıda harcamasına bakarsak onu da BİSAM’dan alıyoruz. BİSAM diyor ki ekmeği Halk Ekmek’ten diğer gıdayı da zincir marketten alırsanız aynı ailenin İstanbul’da sadece gıdaya harcayacağı para ekim ayında 26.925 TL oluyor.

Bir de genç bir analist olan Bora Kaya’nın uzun süredir dikkati çeken “Webtüfe” hesabına bakıyoruz.
Girişte bahsettiğimiz şekilde TÜİK TÜFE’ye olan inançsızlık karşısında metodolojisi olan, verileri günümüz dijital dünyasında gayet iyi elde edilen Bora’nın günlük yaptığı hesaplamalar TÜİK ile uyumlu gözüküyor.
Bora’nın hesapladığı açlık sınırına bakıldığında, 2 Aralık 2025 itibarıyla 29 bin 502,69 TL görülüyor. Yani bir ailenin bir sağlık sıkıntısı yaşamamak adına -tabi burada gıdanın içeriği değil nev’ine bakılıyor- alacağı aylık gıda toplamı asgari ücreti aşıyor.

TÜİK’in kasımda açıkladığı enflasyonda gıdada azalış görüldü. Yüzde 0,69 aylık fiyatlar gerilemiş.
Başlıktaki soruyu cevaplama vakti burası oluyor: Olabilir ama ne fark eder?
Çiftçinin yani esas iş gelirleri kaynağı tarım olanların 2024 yılında yıllık kazancı TÜİK’e göre 153 bin 733 TL yani aylık 12 bin 815,42 TL’ye geliyor. Kayıt içi ya da dışı o kısma bakmadan 2024 yılı asgari ücretinin 17 bin 2,12 TL olduğunu hatırlatmak gerekiyor.

Bir de sona gelirken bir TÜİKsever olarak, hanehalkının tüketiminde israfına bakıldığında, gıda gruplarının dağılımında ilk sırada taze meyve ve sebze ikinci sırada da ekmek görmek ayrı bir hüzün kaynağı oluyor. Bunu da bir ara konuşsak iyi olacak.
