Hürmüz kilitlendi dünya enerji şoku yaşıyor!
Ortadoğu’da devam eden savaş yalnızca askeri dengeleri değil, küresel enerji sistemini de sarsıyor. Petrol fiyatlarının kısa sürede 120 dolar seviyesine dayanmasının nedeni artık “jeopolitik risk primi” değil; doğrudan sahadaki gerçekler. Çünkü dünyanın en kritik enerji geçidi olan Hürmüz Boğazı’nda sevkiyat neredeyse durma noktasına gelmiş durumda.
Basra Körfezi’nden çıkan petrolün dünya pazarlarına ulaştığı ana kapı olan Hürmüz Boğazı normal şartlarda günde yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği bir arterdi. Ancak savaşın başlamasından sonra tanker trafiği dramatik biçimde azaldı. Günlük geçiş sayısı birkaç gemiye kadar düştü ve sevkiyat hacmi büyük ölçüde çöktü.
Bugün Körfez’deki tankerlerin önemli bir kısmı limanlarda veya açık denizde bekliyor. Bazı günler boğazdan yalnızca birkaç gemi geçerken, tankerlerin büyük bölümü güvenlik riski nedeniyle hareket etmiyor.
Üstelik sorun sadece geçişlerin azalması değil. Bölgedeki saldırılar ve askeri tehditler tankerleri doğrudan hedef haline getirmiş durumda. İran’ın ticari gemilere yönelik saldırıları ve boğaz çevresindeki askeri hareketlilik nedeniyle büyük nakliye şirketleri rotalarını askıya aldı.
Bu nedenle bugün petrol piyasasında yaşanan yükseliş aslında arzın fiziksel olarak sıkışmasının sonucu. Petrol yok olduğu için değil; taşınamadığı için piyasaya ulaşamıyor.
Petrolün 120 dolara yükselmesinin nedeni
Enerji piyasalarında fiyatı belirleyen üç temel unsur vardır: üretim, stok ve lojistik. Bugün üçünden biri ciddi biçimde kırılmış durumda: lojistik.
Körfez ülkeleri hâlâ petrol üretiyor. Ancak tankerler hareket edemediği için bu petrol dünya pazarlarına ulaşamıyor. Bu nedenle bölgede depolama kapasitesi hızla dolarken bazı rafineriler üretimi kısmaya başladı.
Bu durum petrol piyasasında çok net bir tablo yaratıyor: arz teknik olarak var, fakat fiilen kilitli.
Hürmüz düğümü çözülmezse ne olur?
Bugün petrol fiyatlarının 120 dolar civarında olması aslında ilk şokun fiyatlanması. Ancak enerji piyasalarının asıl korkusu bundan sonra yaşanabilecek senaryolar.
Birinci senaryo, mevcut durumun birkaç hafta sürmesi. Tanker geçişleri çok sınırlı kalır ama tamamen sıfırlanmaz. Bu durumda petrol fiyatlarının 110–130 dolar bandında dalgalanması beklenir.
İkinci senaryoda ise lojistik kriz derinleşir. Eğer Hürmüz’deki güvenlik riski nedeniyle tanker geçişleri daha da düşer ve Körfez petrolü küresel piyasaya ulaşamazsa petrolün 150 dolar seviyesine doğru hareket etmesi oldukça güçlü bir ihtimal.
Üçüncü ve en kritik senaryo ise uzun süreli bir deniz ablukası. Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol dünya arzının yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Böyle bir akışın aylarca aksaması durumunda petrol fiyatlarının 150 doların üzerine çıkması ve hatta 200 dolara kadar sıçraması enerji piyasalarında ciddi şekilde konuşuluyor.
Bu noktada küresel ekonominin kırılganlığı da ortaya çıkıyor. Petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artış bile dünya genelinde enflasyonu yukarı çekerken, 150 dolar üzerindeki bir petrol fiyatı yeni bir küresel ekonomik sarsıntının kapısını aralayabilir.
Dünya yeni bir enerji krizine mi gidiyor?
Bugün yaşanan tablo birçok açıdan 1970’lerdeki petrol krizlerini hatırlatıyor. O dönem petrol üretimi siyasi kararlarla kesilmişti. Bugün ise üretim devam ediyor, fakat petrolün geçtiği kapı kilitlenmiş durumda.
Enerji piyasalarının önündeki temel soru artık şu: Hürmüz’deki bu düğüm ne kadar sürecek?
Eğer savaş kısa sürede diplomatik bir çözüme ulaşmazsa, bugün gördüğümüz 120 dolarlık petrol fiyatı birkaç ay sonra “düşük seviye” olarak bile hatırlanabilir. Çünkü enerji tarihine baktığımızda bir gerçek hep tekrar ediyor: Petrol piyasasında krizler başladığında fiyatlar çoğu zaman ilk şoktan sonra değil, lojistik gerçekten çöktüğünde patlar.