İş yaşamındaki iletişim hataları

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Yücel Uygun

“İnsanları geçimsiz yapan sevgisizliktir.
Birbirine düşman eden ise iletişimsizliktir.”
Konfüçyüs

Hayatımızın büyük bir kısmını insanlarla iletişim kurarak geçiriyoruz; ailemizle, sosyal çevremizle, iş yerindeki arkadaşlarımızla, işletme paydaşlarıyla vb. Kurduğumuz bu iletişimin kalitesi de sağlığımızı, başarımızı ve mutluluğumuzu önemli bir şekilde etkiliyor. Evet, sağlıklı ve uzun bir yaşam için, her geçen gün iletişim becerilerimizi geliştirmemiz gerekiyor. (Harvard’lı psikiyatr Prof. Robert Waldinger, 75 yıl süren, sağlıklı ve uzun yaşamın sırrını ortaya çıkaran araştırma sonucunu ‘iyi bir iletişime sahip olmak’ olarak açıklıyor.)
Uzun yıllardır benim gözlemlediğim ve yüzlerce farklı şirket çalışanından ve yöneticisinden dinlediğim iş yaşamında sıklıkla rastlanan iletişim hatalarını sizler için derledim:

Beden diline –veya ses tonuna- dikkat edilmemesi

Günümüzde birçok çalışan maalesef beden dilinin veya ses tonunun ne kadar çok önemli olduğunun farkında değil. İş yerine geldiğinde, günaydın diyen veya demeyen asık suratlar, içinde bir tutam dahi sevgi olmadan iş yapmanın yansıttığı gerginlik hali, ast üst iletişimindeki agresif tavırlar veya öz güven eksikliğinden kaynaklanan çekingen/pasif yaklaşımlar, telefon konuşmalarındaki sert/soğuk mizaç ve bencil tavırlar vb. örnekleri çoğaltabiliriz. (Karşı tarafta özellikle tutum ve duygu oluşturmak istiyorsak beden dili ve ses tonunun önemi yüzde 93, kelimelerin önemi ise yüzde 7’lik dilimde kalıyor.)

Empati yoksunluğu

İletişim başarısının en önemli yapı taşlarından biri olan empati, karşı tarafın hislerini, duygularını/düşüncelerini anlamamız ve ona göre bir iletişim stratejisi geliştirmemizi sağlıyor. Empati yeteneği tam olarak gelişmemiş çalışanlar iş yaşamında bocalıyor. Empati duygusunun gelişebilmesi için bireyin, öncelikle kendi duygularının, hislerinin farkında olması gerekiyor. Kendini tanıma veya gerçekleştirme yolculuğuna çıkmamış bir çalışanın başkasını düşünmesi de oldukça zor oluyor tabii ki.

Duyguların/dürtülerin yönetilememesi

İş yaşamında başarı için en önemli unsurların başında duygu yönetimi ve dürtü kontrolü geliyor diyebiliriz. Özel yaşamın iş yaşamına yansıtılması, iş yerinde yaşanan olumsuz bir tartışmanın sebep olduğu gergin ruh halinin diğer çalışanlara aksetmesi, ani tepkiler vb. davranışlar bireyin iş yaşamında çatlaklar oluşturuyor.

İç dünyamızda fırtınalar esse dahi, dingin ruh halini koruyabiliyor olmamız, olgun bir insan olduğumuzun göstergesidir. Yapılan araştırmalar, ‘olumsuz dürtülerin kontrolsüzlüğü’nün, çoğu yetenekli çalışanın iş yaşamında bocalamasının en önemli sebepleri arasında yer aldığını bulguluyor. Evet, duygularımızı yönetmek, olumsuz dürtülerimizi kontrol etmek, olgun bir birey olmamızın en önemli belirtileri arasında yer alıyor.

Pozitif tutum eksikliği

raştırmalar, pozitif tutuma sahip olan çalışanların daha çok başarılı olduğunu söylüyor. John Maxwell’in, eğitimlerimde sık tekrarladığım “Hayatta olumlu ve kararlı bir tutuma sahip olmaktan daha değerli çok az şey vardır.” sözünü çok seviyorum. Hayatın her aşamasında cebimizde bulunduracağımız bir söz olduğuna inanıyorum. Ayrıca pozitif tutuma sahip olan doktorların, hastalarına doğru teşhisi koyma ihtimalinin önemli ölçüde yükseliyor olması da yapılan araştırmalar arasında yer alıyor.

Duygu sığlığı

Her çağın bir veya daha fazla hastalığı oluyor. Sosyolog, felsefeci ve psikanalist Erich Fromm (1900-1980), modern yaşamın insanı bir nesne haline getirdiğinden bahsediyor. (Erich Fromm’un ‘İnsan Olmak Üzerine’ isimli kitabını şiddetli bir şekilde tavsiye ediyorum.) İfadesiz yüz şekilleri, iş yaşamında salt mantıkla hareket etme, aşırı bencil tavırlar, aklın önüne geçen hırslı yaklaşımlar vb.

Yıllardır en başarılı CEO’lar arasında yer alan Indidex’in global CEO’su Pablo Isla, okuduğum bir röportajında (Harvard Business Review) “her geçen gün daha az rasyonel ve daha fazla duygusal olmak gerektiğini öğreniyorum” diyordu.

İyi bir dinleyici olamama

İyi bir dinleyici olabilmek, gerek iş yaşamımızda gerek özel hayatımızda bize çok şey katıyor; insanlarla olan iletişim kalitemiz yükseliyor, saygınlığımız artıyor, daha çok öğreniyoruz, karşı tarafı rahatlatmış oluyoruz vb.

Günümüzde maalesef çoğu insan, karşısındakini dinlemek yerine, kendi söyleyeceklerine odaklanıyor. Bu da iki birey arasındaki iletişime zarar veriyor.

Yukarıdaki iletişim hatalarını büyük ölçüde, okuyarak veya ilgili eğitimlere/seminerlere katılarak gidermemiz mümkündür. Burada tabii ki yine işletme içindeki liderlere büyük görevler düşüyor. Firma içinde düzenli bir eğitim sisteminin kurulması, personele doğru liderlik yaklaşımlarının uygulanması, işletmenin kendi içinde veya paydaşlarıyla olan iletişim gücünü önemli ölçüde yükseltecektir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Babanız haklıydı 04 Eylül 2026