İşsizlik düştü ama istihdam geriledi
2025 yılına ilişkin iş gücü verileri açıklandığında ilk bakışta öne çıkan tablo “işsizlik düşüyor” şeklinde okunabilir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre işsizlik oranı, 2024’teki yüzde 8,7 seviyesinden 0,4 puan gerileyerek 2025’te yüzde 8,3’e indi ve son 21 yılın en düşük düzeyine ulaştı. Ancak verilerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo bu kadar basit değil. Çünkü aynı dönemde istihdam cephesinde artış değil, azalış söz konusu.
2025 yılında istihdam edilenlerin sayısı 54 bin kişi gerilerken, çalışma çağındaki nüfus 470 bin kişi arttı. Normal koşullarda, yalnızca bu nüfus artışına paralel bir istihdam yaratılması bile işsizlik oranının sabit kalmasını sağlayabilirdi. Ancak hem istihdamda daralma yaşandı hem de nüfus artışı karşılanamadı.
İşsizlik oranındaki gerilemenin arkasında ise iş gücüne katılım dinamikleri bulunuyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında 200 bin kişi iş gücüne dahil olmaktan vazgeçti. Buna ek olarak 147 bin kişi de “işsiz” kategorisinde yer almaktan çıktı. Bu gelişmeler sonucunda işsiz sayısı 147 bin kişi azalmış göründü ve oran aşağı geldi.
Bu tablo yalnızca yıllık verilerle sınırlı da değil. 2026 yılına ait ilk sinyaller de benzer bir görünüm sunuyor. Ocak ayı verilerine göre istihdam edilenlerin sayısı yalnızca bir ayda 516 bin kişi azaldı. Bu gelişme, iş gücü piyasasındaki zayıflamanın yılın başında da devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye’de çalışma çağındaki nüfusun büyüklüğü de dikkat çekici. 15-65 yaş aralığında toplam 66 milyon 395 bin kişi bulunuyor. Bu grubun 32 milyon 566 bini istihdamda yer alıyor. Başka bir ifadeyle çalışma çağındaki nüfusun yüzde 49’u çalışırken, yüzde 51’i istihdam dışında kalıyor. Bu kesimin bir bölümü eğitimde olsa da önemli bir kısmı iş gücüne dahil değil.
TÜİK’in açıkladığı “atıl iş gücü” verisi de bu tabloyu tamamlıyor. İş bulması halinde çalışabilecek durumda olanları kapsayan bu oran, 2025 yılında 3 puan artarak yüzde 29,7’ye yükseldi. Bu da çalışma çağındaki nüfusta yaklaşık her üç kişiden birinin potansiyel olarak iş gücüne dahil olabilecek durumda olduğunu ortaya koyuyor.