Kaliteli yaşamın püf noktası
Tunç DİPTAŞ
[email protected]
Hayatta her şeyin bir püf noktası vardır. Kaliteli ve başarılı yaşamın püf noktası kaliteli iletişim kurabilmekten geçer. Kaliteli iletişimin püf noktasına da sanıldığı gibi iyi cevaplar vererek değil iyi sorular sorabilmekle ulaşılır.
Tarihin değiştiği an
110 yıl önce Henry Ford’un büyük bir rüyası vardı. Ford, herkesin özgür bir şekilde uzak noktalara daha kısa sürede ulaşmasını istiyordu. İnsanlar için daha kaliteli bir yasam hayalini kuruyordu. Onun döneminde yalnızca zengin insanlar otomobil sahibi olabiliyordu. Sadece zenginlerin kullandığı otomobili halka getirmek istiyordu ancak önünde büyük bir engel vardı. Tek bir arabayı üretmek için çok sayıda işçinin saatlerce çalışması gerekiyordu. Bu da otomobil fiyatlarının çok pahalı olmasına neden oluyordu. Henry Ford’un hiçbir zaman kolayca vazgeçen bir yapısı olmadı. Gençliğinde de kararlılığı ve idealistliği ile öne çıkmıştı. Sürekli olarak fabrikanın üretimini artırmayı deniyordu. Halkın araba kullanması için sürekli bir çözüm arayışındaydı. 1913 yılının ilk aylarında bütün üretimi değiştirecek ve hayalini gerçeğe dönüştürecek bir fikir geliştirdi.
Tek bir soru her şeyi değiştirdi
Ford çalışanlarının üzerlerine aldıkları görevleri yerine getirmek için çok fazla zaman harcadıklarını gözlemledi. Bir görevden diğer göreve geçerken önemli zaman kaybı yaşanıyordu. Ford kendisine şu soruyu sordu: Ne yaparsam bu süreyi azaltabilirim? Nasılsa para kazanıyorum demedi. Bütün cevapları zaten biliyorum demedi. Yepyeni bir soru sordu. Tek bir soruya cevap aradı ve en sonunda yepyeni bir üretim sistemi geliştirdi. Böylelikle işçiler bir arabanın üretimi için 12 saat çalışmak yerine sadece 2 buçuk saatte işi bitirdiler.
Henry Ford’un icadını gerçekleştirdiği montaj bandı (assembly line) endüstriyel gelişim çağının açılmasına kapı açtı. 4 Haziran 1924 yılında Ford’un hayali gerçek oldu. Artık sadece zenginler değil halk da otomobili kullanabilir hale geldi. İnsanların hayatları kolaylaştı. Daha kaliteli bir yasama geçiş başladı. Ford örneğinde olduğu gibi vizyonu olan insanlar doğru soruları sorduklarında başarıya ulaşıyorlar, sorunları çözüyorlar, problemleri fırsata çevirebiliyorlar. Bazen tek bir soru tarihin seyrini değiştirebiliyor.
Kaliteli soru sormak cevap vermekten daha önemli
Albert Einstein üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştığı dönemde öğrencilerine her sene aynı soruları sorarmış. Okul yönetimi bunu hiç anlamamış. Çünkü öğrenciler her sene soruları bilerek sınava giriyormuş. Okulun dekanı dayanamamış ve Einstein’a sormuş: “Siz çok zeki birisiniz. Anlattığınız dersler inanılmaz ilgi çekiyor. Ancak bir şeyi anlayamıyorum. Neden her sene aynı soruları soruyorsunuz?” Einstein’ın yanıtı gecikmemiş: “Önemli olan kaliteli soruları bulabilmek. Cevaplar her sene değişiyor. Sorular cevaplardan daha önemli.”
Neden problemler hep beni buluyor?
Hayatı daha başarılı ve huzurlu kılmanın sırlarından birisi kendimize ve etrafımızdakilere kaliteli sorular sormayı becerebilmektir. Kendimize sorduğumuz soruların kalitesi hayatımızın da kalitesini belirler. Özellikle bir problem ile karşılaştığınızda kendinize hangi soruları sorduğunuza çok dikkat edin. Mesela kendinize “Neden problemler hep beni buluyor?” diye sorarsanız, beyniniz bu soruya olumsuz bir cevap verecektir: “Çünkü ben yeterince iyi değilim” diyecektir. Olumsuz bir cevap sizi daha çok sıkıntıya sokacak ve çözümden uzaklaştıracaktır. Eğer Henry Ford sorunla karşılaştığında kendisine olumsuz bir soru sorsaydı bugün durum farklı olacaktı. Onun yerine “Bu problemden ne öğrenebilirim, nasıl fırsata çevirebilirim?” diye sordu ve sorunu fırsata çevirmeyi başardı. Beynimiz bir makine gibi çalışıyor. Olumsuz sorulara olumsuz, kaliteli sorulara olumlu yanıt veriyor ve çözüme ulaşmamızı sağlıyor. İşinizde ya da özel hayatınızda herhangi bir sorunla karşı karşıyaysanız ve çözemediğinizi hissediyorsanız kendinize sorduğunuz soruları değiştirin.
Bir problemle karşılaştığımda benim en çok sevdiğim ve kendime sorduğumda ufkumun açıldığını hissettiğim, çözümleri bulmamı sağlayan soruları ilham vermesi dileğiyle sizlerle paylaşıyorum:
- Şu ana kadar yaptıklarımın tam tersini yaparsam sonuç ne olur?
- Eğer basit ve kolay bir çözümü olsaydı ne olurdu?
- Sorun zannettiğim şey aslında benim en büyük avantajım olabilir mi?
- Problemi fırsata nasıl çevirebilirim?
- Kim bana bu konuda yeni bir bakış açısı verebilir?
- Etrafımdaki insanların hayatına nasıl değer katabilirim?
- Hayat bana ne öğretmek istiyor?
- En kötü ihtimalle ne olabilir?
- Hedeflerime ulaşmak için bir adım atmam gerekiyorsa bu ne olurdu?
“İnsanları cevaplarıyla değil sordukları sorularla değerlendirin” diyen Voltaire’in de işaret ettiği gibi iyi sorular sormak kaliteli ve başarılı yaşamın sırrı. Siz de kendi kaliteli sorularınızı yaratın. Kaliteli sorular yeni hikayeler yaratmanızı, çözümler üretmenizi, hayata pozitif açıdan bakmanızı sağlayacaktır. Bu da daha başarılı ve kaliteli yaşam kurmanızın püf noktası.