Koronavirüsle pazarlık yapılamıyor!
Son haftalarda küresel çaptaki beklentilerin hızla olumsuzlaştığına tanık oluyoruz. Bu durum sistemik kırılganlığı seri bir şekilde yukarı çekiyor ve riskten kaçınma eğilimini yükselterek içinden çıkılması zor bir kısır döngü yaratıyor. Aksi yöndeki müdahale ve diğer çabalara rağmen gelişen olumsuzluklar serisi nedeniyle, bu haftanın ilk yazısında oyun değişikliği olasılığına dikkat çekmiştik. Gerçeklere küskün olanların ısrarla görmezden geldiği bu konuyu irdelemeye devam edeceğiz.
Para politikası destekli finansal eğilimler yoluyla sorunların ağırlaşması pahasına günün kurtarılmasının sürdürülebilir olmadığı çok iyi biliniyor. Olası maliyeti başkalarına ödetmek veya kazanılan zaman içinde farklı hedeflemeler yoluyla avantajlı duruma geçmek gibi sebepler, bu kısır sürecin yeni normalmiş gibi pazarlanmasında etkili oldu.
2002 yılından bu yana kısa vadeli beklentileri yönlendirerek, sorunların ağırlaşması pahasına gün kurtarılıyor. Para otoritesi destekli finansal eğilimlere lokomotif görevi yükleniyor, üretilmiş masallar ile süreç destekleniyor. 2008 yılında yaşanan küresel kredi krizine rağmen, alternatif üretilemediği için bu bayat oyun ile gün kurtarmak dışında bir seçenek tanıyamadık. 2011 yılındaki Arap baharı, 2013 yılı mayıs ayında ABD para otoritesinin normalleşme takvimi, 2017 ilk çeyreğinde küresel gündeme bomba gibi düşen ticaret savaşları oyun değiştirici olarak algılandı; malum kesimlerin kendi aralarındaki pazarlıklar sayesinde değişiklik ötelendi!
Fakat görece güçlülerin bile oyun değişikliğine hazır olamaması, uzlaşıya dayalı başka bir seçenek üretilememesi, anormal şekilde bile olsa riskten kaçınma eğiliminin hala bloke edilebiliyor olması gibi sebepler ile eski oyuna devam edildi. Erken uyarı sistemleri üçer beşer kapatıldı, borçluluk oranlarının hesapsız bir şekilde artmasına yeşil ışık yakılarak geniş kesimler uyuşturuldu, zaaflar gelişirken sorunların ağırlaşmasına kayıtsız kalındı. Oyun değiştirme tehdidi savuran, siyasi pazarlıkta avantajlı hale geldi; kurumsal yapı yıprandı ve gelir dağılımı bozuldu.
Çin’in bir eyaletinde başlayan bir koronavirüs salgını, örgütlenmiş sorumsuzluklar ve yapay zorlamalarla desteklenen dehşet dengesini vurmaya başladı! Küresel kırılganlık algısı yeni rekorlara koşar oldu! Ekonomik beklentilerdeki ani ve öngörülemeyen türdeki bozulma, riskten kaçınma eğiliminin engellemelere rağmen güçlenmesinde belirleyici oldu!
Kurumsal yapı ve siyasiler hiç hazır olmadıkları gerekçesi nedeniyle kesinlikle oyun değişikliği istemiyor. Fakat riskten kaçınma eğiliminin terse çevrilememesi veya terse çevirecek yaklaşımın enflasyon baskısı üretecek olması durumunda, onların ne isteyip neleri istemediği önemsiz bir detay olmaktan öteye gidemeyecek! Konumlarını korumak isteyenler arasındaki kader ortaklığı muhtemelen bitecek ve her biri kendi başının çaresine bakmaya çalışacak!
Çin’de ortaya çıkan virüs, küresel ekonomik görünüme ve beklentilere telafisi olanaksız zararlar verdi. Mevcut fiyat setinden risk alma isteğini panik yaratacak şekilde öldürdü, sorunları ağırlaştırarak küresel düzeni oluşturan kurumsal yapının direncini kırılma aşamasına getirdi. Konumlarını korumaya çalışanların olası uzlaşmalarını anlamsız hale getirdi! Salgın duraklatılsa ve ortadan kaldırılsa bile, küresel büyüme yarı yarıya azalmış ve sorunlar tahammül sınırlarını aşmış olacak!
250 trilyon dolar borç içinde geri dönmeyecek kısma ilişkin beklentiler değişti; rakamsal tahminler, sadece son bir ay içinde birkaç katına çıkmış olabilir! Bu endişe bilançoları güvenilmez kılıyor ve mevcut piyasa değerlemelerini itibarsızlaştırıyor. Fiyat eğilimlerinin, zorunlu ihtiyaç maddeleri lehine ve diğerleri aleyhine değişmesi olasılığı güçleniyor. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması olasılığı, yeni rekorlara yelken açıyor.
Çıplak gözle görülemeyen yeni bir virüs, hiçbir gücün yapamadığını yapıyor! Güçlüyüm diyenleri panikletiyor ve birbirlerine düşürüyor! Gerçeklerin gün yüzü görmesini hızlandırıyor ve değişimi tetikliyor! Durumu idare etmek üzere, pazarlık yapacak muhatap bulunamıyor!