Mersin neden termal turizm bölgesi olmasın?
Deniz ve yayla turizminde İç Anadolu ile Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nin en önemli tatil merkezlerinden biri olan Mersin’in keşfedilmemiş ciddi bir termal turizm potansiyeli bulunuyor. Bu potansiyel, geçtiğimiz aylarda kentimize yapılan ilk 5 yıldızlı termal yatırımı BN Hotel Thermal&Spa’nın hizmete girmesiyle dikkatleri üzerine çekti.
Termal turizm diğer turizm alanlarından pek çok noktada ayrışıyor. Termalde sadece sıcak su sağlamak yetmiyor. Sahip olunan termal kaynağın içerisindeki doğal minarelerin ve diğer bileşenlerin de zengin oranlarda olması gerekiyor. Bu özellikledeki termal su kaynakları, cilde ve belirli hastalıklara şifa vererek insanların yenilenmesini sağlıyor. Her termal su kaynağı belirli hastalıklara şifa veriyor.
Mersin’in ilçelerinden Akdeniz, Erdemli, Mezitli ve Gülnar başta olmak üzere dağlık ve yüksek bölgelerde çıkan onlarca termal su kaynağı yerel halk tarafından yüzyıllardır belirli hastalıkların tedavisi ve spa için kullanılıyor. Örneğin Akdeniz ilçesinin yüksek kesimlerinde İçmeler mevkiindeki termal su kaynağının başta romatizmal, mide ve bağırsak hastalıkları olmak üzere pek çok rahatsızlığa karşı şifalı geldiği biliniyor.
Türkiye’deki termal turizm verilerini incelediğimizde hareketliliğin en çok ilkbahar ve sonbahar aylarında yaşandığını görüyoruz. Mersin’in termal sıcak su kaynakları kentin kuzey, yüksek ve serin bölgelerinde kümeleniyor. Mersin kurulacak yeni termal otellerle özellikle bahar aylarında Türkiye geneli termal turizm hacminden önemli bir payı bölgeye çekebilir. Böylelikle mevcut turizm potansiyeline bir de termal turizmin eklenmesi ile hem kentin turizm gelirlerini artırmak hem de 10 aya yaymak mümkün olacak.
Bunun için her şeyden önce sahip olduğumuz termal su kaynaklarının Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koordinasyonunda akademik olarak incelenmesi ve içindeki mineral zenginliğinin belgelenmesi gerekiyor. Yerel halk tarafından bilinen ve yüz yıllardır kullanılan termal su kaynaklarının da haritası çıkarılarak, minarel zenginliği ve hangi hastalıklara iyi geldiği tespit edilmeli ve yatırımcıların bilgisine açılmalı. Bu adımlar atıldığında termallerle ilgili pek çok yeni tesis ve otel yatırımları bölgemize gelecektir. Bu noktada Mersin’deki yerel kamu kurumları ve STK’ların da kentteki termal su kaynağı potansiyelinin ortaya çıkarılması için kamuoyu oluşturmalarına ve sürecin başından sonuna kadar takipçisi olmalarına ihtiyaç var.
TURSAB İhtisas Başkanı ve Başkan Danışma Kurulu Üyesi Numan Olcar, Mersin’in termal turizm potansiyelinin mutlaka harekete geçirilmesi gerektiğine işaret ederek kurulacak termal otellerin yurt içindeki en büyük hedef kitlesinin başta İç Anadolu daha sonra Güney Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki iller olacağını söylüyor. Olcar, Mersin’in sahip olduğu kumsalları ve yaylaları ile söz konusu illerde yaşayan halkın yaz aylarındaki en önemli tatil noktalarından birisi olduğunu vurgulayarak, yurt dışındaki en önemli hedef ülkelerin ise bölgemizden aldıkları ev sayısı her geçen gün artan Rusya ve Belçika olacağına dikkat çekiyor.
Yurt içi ve yurt dışından bölgeye gelecek turistler için ulaşım koşulları hayati öneme sahip. Bu bağlamda Çukurova Bölgesel Havalimanı yatırımının bir an önce bitirilmesinin yanında yerel yönetimlerin de bu bölgedeki alt yapı çalışmalarını ivedilikle tamamlamaları gerekiyor. Bütün bunları başardığımızda Mersin, tek başına termal turizmde hem Kafkasların hem de Orta Doğu’nun en önemli termal turizm merkezlerinden biri haline gelecektir.