Mersin’de keyifli bir hafta sonu
Kanlıdivane’de geçmişe yolculuk; Doğanın iki harikası: Cennet ve Cehennem obrukları; Deniz suyuyla tatlı obruk sularının buluştuğu Narlıkuyu; Baldan peynire, zeytinden kahveye Mersin’de yerel tatlar; 40. İstanbul Film Festivali 1 Nisan’da perdelerini açıyor haberleri ve dahası Yaşam Keyfi’nde…
Yılın 300 günü güneşli
Güneşli bir hafta sonunda Vali Ali İhsan Su’nun himayelerinde Ticaret ve Sanayi Odası, Deniz Ticaret Odası, Ticaret Borsası, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çukurova Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği, HiltonSA’nın davetlisi olarak Mersin’deyiz… Güneşli dedim, ama Mersin’de yılın 300 günü zaten güneşli; bu nedenle de antik dönemde “Güneş Şehri” anlamına gelen “Solipompeopolis” adını taşıyormuş… Kilikya olarak da bilinen Mersin’in tarihi Yeni Taş Çağı’na kadar uzanıyor. Neolitik-Kalakolitik dönemlerden yani 8 bin 500 yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış… Bugün, Hitit, Roma, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarından kalan 80 binin üzerinde arkeolojik ve etnografik eser barındırıyor. Büyük İskender, Aziz Paul, Kleopatra, Aya Tekla, Danyal Peygamber bu bölgede yaşamış. Üç semavi dinin kutsal yapıları burada. Bu nedenle inanç turizmi için de önemli bir destinasyon.
Bu haber ve köşemizin diğer haberlerinin ayrıntıları için lütfen ekonomim.com/yasam-keyfi’ne geçiniz…
- Kanlıdivane’de geçmişe yolculuk
Mersin Valisi Ali İhsan Su’nun anlattığı yerlerin bazılarını ziyaret etme fırsatı da bulduk. Bunlardan birisi, Canytellis-Kanlıdivane diye anılan obruğun bulunduğu ören yeriydi. Antik Olba Krallığı'nın kutsal bir yerleşimi olarak kurulan, Mersin-Silifke karayolunun 50. kilometresindeki bu yerleşim yeri, MÖ 3. yüzyıl sonlarına kadar tarihleniyordu. Roma döneminde suçlular, bu obruğa atılarak vahşi hayvanlara parçalatılmaktaymış. Bir söylentiye göre kentin adı bu nedenle halk arasında Kanlıdivane olarak anılıyormuş.
- Doğanın iki harikası: Cennet ve Cehennem obrukları
Mersin’de Kanlı Divane’yi dolaştıktan sonra, hemen yakındaki Cennet ve Cehennem obruklarına doğru yola çıktık. Bir yeraltı deresinin yol açtığı kimyasal erozyonla tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş büyük Cennet Obruğu’na artık 452 basamaklı taş merdivenden inip çıkılmıyor, çünkü bir asansör yapılmış.
- Deniz suyuyla tatlı obruk sularının buluştuğu Narlıkuyu
Denize çok yakın Roma dönemi hamamındaki Aglaia, Thalia ve Euphrosyne adlı üç yarı tanrıçayı dans ederken betimleyen mozaik figürü korumaya alınmış ve yapı küçük bir müzeye dönüştürülmüş.
- Baldan peynire, zeytinden kahveye Mersin’de yerel tatlar…
Mersinli yerel üreticiler arasından küçük bir grup, biz İstanbul’dan gelen konuklar için ürünlerini sergiledi. Toroslarda 300 yıldan bu yana bir aile geleneği olarak üretilen “organik polifloralı çiçek balı” Eğriçayır, Kanada’daki arıcılık kongrelerinde “Dünyanın En İyi Balı” seçilmişti. Kuruçeşme Çiftliği ise 140 dekar sertifikalı organik merada yerli ırk keçilerin sütlerinden ürettiği şirden mayalı peynir, süzme yoğurt, tereyağı, sadeyağ ve dondurma örneklerini getirmişti. Coğrafi işaretli sarı ulak zeytinlerinden sıkılmış Taşkuyu zeytinyağları; 1924 yılında Girit’ten mübadele ile Mersin’e gelen genç müteşebbis Nuri Uçar’ın (nâm-ı diğer Arabağa), 1926 yılında açtığı dükkânda o zamandan bu yana aralıksız çekilen Arabağa Türk kahvesi; 1948’den beri helva üreten Metin Baba’nın lezzetleri; ertesi sabah narenciye bahçelerindeki kahvaltıda bize ev sahipliği yapacak Aynur Telli Güdücü’nün Babamın Bahçesi ürünleri de bize tanıtılanlar arasındaydı.
- 40. İstanbul Film Festivali 1 Nisan’da perdelerini açıyor
Festival, çevrimiçi olarak başlayacak. 40. yıl gösterimleri Mayıs ve Haziran’da çevrimiçinin yanı sıra sinema salonlarında ve açık hava sinemasında devam edecek. Ulusal yarışmalar 20-29 Mayıs, Uluslararası Yarışma ise 18-29 Haziran'da.
- Kente Çevresel Yaklaşımlar: Bendine Sığmayan İstanbul
Suna ve İnan Kıraç Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ve Pera Müzesi, İstanbul’u ele alan uluslararası bir konferansa imza atıyor. Heinrich Böll Stiftung Türkiye işbirliğinde düzenlenen Istanbul Unbound: Environmental Approaches to the City (Bendine Sığmayan İstanbul: Kente Çevresel Yaklaşımlar) başlıklı konferansta, şehir ve sakinleri arasındaki çetrefilli ilişki, insan doğasının şehirle olan çekişmesi, kır/kent ayrımı ve şehrin başkalaşımı gibi konular masaya yatırılacak.
- Ubıhça dilinin izinde…
Kuzey Kafkas halklarından Ubıhların dilini ve Ubıh Tevfik Esenç’in anadilinin kaybolmaması için hayatı boyunca verdiği mücadelenin öyküsünü konu alan “Bir Rüya Gördüm, Anlatsam da Anlamazsınız” belgeseli, gösterildiği ulusal ve uluslararası festivallerin ardından MUBI platformu aracılığıyla izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
- Pınar Çocuk Resim Yarışması için son günler
Geçtiğimiz yıl 5 binden fazla resmin katıldığı yarışmaya bu yıl online başvurular da kabul ediliyor. “Doğayı Seviyorum, Çevreme İyi Bakıyorum” temasıyla gerçekleştirilen etkinliğe son başvuru tarihi 2 Nisan.