Metaverse stratejiniz için Elon Musk’ı takip edin
Bugünlerde her gittiğim yerde, ne konuşacağımızdan bağımsız olarak bir Elon Musk muhabbeti dönüyor. 14 Mayıs’ta Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi’nin (TRAI) düzenlediği çalıştayın öncesinde de gündem yine Musk’tı. Zafer Algöz, zaten kısa zaman öncesine kadar her Burda Olan Burda Kalır’da “İlhan Musk” olarak kendisini gündeme getiriyordu. Gerçek hayat bunun ötesine geçmiş durumda. Elon Musk, kendisini canlı gördüğüm andan beri takip ettiğim hareketleriyle, gördüğü ilgiyi hak ediyor.
SpaceX ile uzaya turistik amaçla insan gönderilip getirilmesi, ulaşım aracı Tesla’nın Model Pi/P adıyla çıkaracağı akıllı telefon etrafındaki tartışmalar, Bitcoin’in değerini oynatan operasyonu ve uydular ile dünyaya farklı bir internet altyapısı sağlama adımları, Musk’ı gündemin merkezine oturtuyor. Benim en fazla dikkatimi çeken konu ise, Twitter’ı satın alma sürecindeki tartışmalar. 46 milyar dolara satın alacağını açıkladığı Twitter’ın değeri yükselirken Musk, Twitter’da çok fazla bot olduğunu söyledi ve Twitter hisselerinin düşmesine neden oldu. Bizim uzman arkadaşlar hemen şirketin fiyatını düşürmeye çalışıyor yorumunu yapsa da Musk aslında dijitalleşme ile karşımıza çıkan çok önemli bir tartışmaya noktayı koydu: insan ne olacak?
Özellikle işleri yapay zekânın yapması durumunda insanın ne olacağı ve korkuları ile ilgili medyatik gündemi Twitter açıklaması ile –benim gözümde- bir anda bitiren Musk, ekonominin değerini insanın belirlediğinin altını çizdi. Sözlerini, “Botların yönettiği bir Twitter’ın değeri yok” olarak algıladım. Musk, horozun “tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan” tartışmasına katılmamasındaki gibi kendi işini sürdürürken yeni normali tanımlıyordu.
İki artı ikiden beş çıkarmak
Buradan TRAI Yapay Zekâ Çalıştayı’na dönüp Metaverse ile bağlantıyı kurayım. Yıllardır tanıdığım ve iyi işler yaptığını düşündüğüm bir CIO, metaverse tartışmasının farklı bir boyutunu anlattı. Şirketin pazarlama ekibi kendisine, “Size metaverse videosu çekelim. Geride kalmayalım” diye gelmiş. Bizim CIO bunu komik bulmuş çünkü kendisi katıksız bir mühendistir. “Metaverse’de hiçbirşey yapmıyorum. Bizim işimize bir faydası yok” dedi.
Kendisi ile konuşurken, daha önce Linkedin’de yayınladığım bir yazım geldi. Mühendisler ve pazarlamacıları karşılaştırdığım bir yazım geldi. Bu, yazı en büyük ilgiyi gören yazım olurken maalesef mühendis arkadaşlardan yorum almadı. Pazarlama tarafı ise, konuyu, “bir siz mi anlıyorsunuz, mühendisler” tarzında tartıştı. Açıkçası, beklediğim etkiyi yarattığıma üzüldüm.
Bir süre sonra konuyu bir CEO ile tartışırken daha iyi bir çözümlemeye ulaştım. Nazik dostum, “sen resmi eksik görüyorsun” deyip beni kırmadan konuyu şöyle açıkladı: “Mühendis arkadaşlar bize ‘iki artı iki dört eder, bu böyledir’ diyor. Pazarlamacılar ise, ‘iki ile ikiyi toplayıp beş yapabiliriz ama tanıtım bütçesine ihtiyaç var’ diyor. Biz büyüme peşinde olduğumuz için ikincisi cazip geliyor” deyip büyük resmi gösterdi. Bu konuşmanın ardından ben Elon Musk’a baktığımda iki ile ikiyi toplayıp beş yapan insanı görüyorum. Bu nedenle Metaverse stratejinizi, onun dediklerine değil, yaptıklarına bakarak belirlemenizi öneriyorum. Bunu neden dediğimi de şöyle açıklayayım.
Michael Dell gibi teknolojiyi kullandırıyor
Musk’ı fiziksel ortamda ilk ve tek görmem, Dell Technologies CEO’su Michael Dell ile görüşmek üzere Austin/Teksas’a gittiğim iş gezisine denk geliyor. Michael Dell, o zaman şirketini borsadan çekerek, yatırımcıların ve özellikle hisselerinin peşinde olan Carl Icahn’in elinden kurtarmıştı. O zaman Dell ile ilgili izlenimlerimi, çalıştığım Fortune Türkiye dergisinin yanı sıra Milliyet gazetesine de yazmıştım. İnternette yer alan yazının başlığı “Dell’i geri aldı, halka indirecek” idi. (https://www.milliyet.com.tr/ekonomi/dell-i-geri-aldi-halka-indirecek-1807337)
Aslında söz konusu olan halkı ileri teknoloji noktasına çıkarmaktı. Dell, bunu yapmanın yolunu ileri teknolojiyi satın alınabilir fiyat düzeylerinde sunmak olarak görüyordu. Tipik bir örneği, o dönemde fiyatı 4 bin-5 bin dolar olan Ultra HD monitörleri bin doların altında fiyatla piyasaya sunmaktı. 2013 yılı için muazzam şeylerden bahsediyordu, Michael Dell.
Elon Musk diye başlayıp, bu kadar uzun süre Michael Dell’i anlattığımı merak ediyor olabilirsiniz. Anlatayım. 2013’teki o toplantıda Michael Dell, teknolojinin altyazılarını yazıyor ve basitleştirerek anlaşılır hale getirdiği teknoloji ile kavramları tartışan teknoloji dünyası ile dalga geçiyordu. Teknoloji dünyası, özel (private) ve dışarıya açık (public) bulut yapılarını zevkle tartışırken, Dell, konuyu, işini daha iyi yapmak için verinin tutulacağı yer seçimi olarak ele alıyordu. Daha teknik olarak, “yüksek iş performansı için veri yönetimi ve alokasyonu” da diyebilirim ama bu, Dell’in basit ve anlaşılır tarzına hakaret etmek anlamına gelir. Michael Dell’in teknolojiyi herkesin anlayacağı ve satın alacağı hale getirmesine dayanan cazibesi, ne kadar etkileyici olsa da teknoloji ile sınırlıydı. Bunu yazarken, Icahn’in Ekim 2018’de Dell’i ele geçirme hayallerini gömmesine neden olan inatçılığını, azmini ve işadamlığını da belirtmem gerekiyor ama Dell’in odağı asıl olarak teknoloji ve kendisi PC çağı insanı. Musk ise, bizim gençliğimizin “Bağdat Caddesi Çocuğu”nun bugüne taşınmış hali.
Tesla’yı uzaya göndemeden önce salona soktu
Teksas’ta geçen olaylarla analoji kurarsam, Michael Dell doğru hedefe nişan alan ve hedefi tam 12’den vurmadan durmayan bir kovboya benziyor, derim. Elon Musk ise, tabancayla işi olmayan ve bomba patlatmayı seven bir maceracı. Dell’in o toplantısının konferans bölümünde Elon Musk sahneye davet edildiğinde konferans salonunda kırmızı bir otomobil ilerlemeye başladı. Sürücünün yanındaki koltukta Musk’ın yer aldığı Tesla, sahneye yanaştı ve Musk araçtan inerek sahneye çıktı. Musk’ın dehasını o gün fark ettim. Tesla’yı ileri teknoloji ürünü olan eşsiz bir elektrikli otomobil olmaktan çıkarıp bir ulaşım aracına dönüştüren Musk, insanlara bunun kullanılabilir bir araç olduğunu belletiyordu.
Musk yıllar sonra Tesla’sını SpaceX ile uzaya gönderirken yeni hedefi olan Mars’a yerleşme konusunda dikkat çekici bir etki yaratabildi. Roket rotasından sapsa da, Mars’a varış konusunda NASA’nın daha önceki başarılı inişlerinden çok daha büyük etki yarattı. Musk’ı izlemenizi tavsiye etmem, kendisinin bu şekilde iki ile ikiyi toplayıp sonucu beş çıkarma gücünden kaynaklanıyor.