Muhbirler çağı

İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ

Geçen hafta özgün olduğu kadar dünyada gidişin akışını belirleyen iki olaya şahit olduk. Önce New York Times Çinli bir muhbirin Çin Devleti’nin Uygur azınlığa uyguladığı zulmü kanıtlayan belgeleri sızdırdığını bildirdi. Ardından The Intercept adındaki dergi sayfalarında İran rejiminin Irak’aki faaliyetine ilişkin gizli bilgilere yer verdi. Bu iki bilgi sızıntısı faaliyetlerini gizli yürütmekte mahir iki devlette yaşanan istisnai gelişmeleri temsil etmekten öteye gizli belgelerin ortaya dökülmesi gibi dünyada yaygınlaşan bir gidişin de yeni tezahürlerini oluşturuyor. Dünya devlet sırlarının eskisi kadar iyi korunamadığı bir döneme giriyormuş görünüyor. Muhbirler çağı demokrasilerimiz açısından ne anlama geliyor?

Bu bilgi sızmalarının altında ne yatıyor?

Devletin gizli bilgilerinin kamuya sızmasının yaygınlaşmasının altında birkaç faktör yatıyor. Bunların başında teknolojinin geldiği aşikar. Eski günlerde belgeler az sayıda kişi tarafından daktilo edilirdi, hatta daha önceleri elle yazılırdı. Bu belgeleri ele geçirerek kamuya açıklamak için odalara girmek, belgelerin fotoğrafını çekmek ya da dosyalar halinde dışarıya kaçırmak gerekirdi ki bu kişinin bedenen mekanlara girip çıkmasını gerektiren ve çok zaman gerektiren bir işlemdi. Günümüzde belgelere erişmek ve bilahare dağıtımını sağlamak için bir şifreyi kırmak veya benzer bir işlem yapmak yeterli olabiliyor. Belgelere kimseye görünmeden erişmek mümkün. İkinci olarak, sızdırılan bilgiler saniyeler içinde bütün dünyaya yayılabiliyor. Bilgiyi sızdıran kişi bu eylemi sonucu bir başarı duygusu yaşamayı amaçlıyorsa, eyleminden anında tatmin sağlayabiliyor.

Bu durum bizi insanların bilgi sızdırmaktan neden keyif aldıkları sorusuna götürüyor. Burada da birkaç faktörün etkili olduğunu söyleyebiliriz. İlkin, insanlar hükümetlerinin işleyişini eskisi kadar tatmin edici bulmuyorlar, memnuniyetsizlikleri artıyor. Bu durumda hükümetin sırlarını teşhir etmek bir tür direnme anlamına gelmeye başlıyor. İkinci olarak, günümüzde bilgi toplama, derleme ve koruma sürecinde kullanılan teknolojiler çok sayıda insanın ekip halinde çalışmasını gerektiriyor. Böylece kamuya bilgi sızdıracak eleman sayılarında da ciddi artışlar meydana geliyor. Bu durumda amirlerine karşı kin besleyen, kendilerinin demokrasi havarisi olduğu vehmine kapılan ya da satın alınmaya hazır kişilere gün doğuyor. Kişiler çok farklı motivasyonlarla hareket edebiliyorlar. Bazı durumlarda gizli bilgileri kamuoyuna sızdıran kişiler yaptıklarının ne gibi sonuçlar doğurabileceğini değerlendirmekten bile aciz olabiliyorlar ki bunu bürokrasinin alt kademelerinde görülen durum değerlendirme beceriksizliği diye niteleyebiliriz. Son olarak, devletin işleyişi ile ilgili olarak günümüzde yaygınlaşan bazı ideolojilerin de rolü var ki, radikal şeffalıkcılık böyle bir düşünce yapısı olarak görülebilir.

Radikal şeffaflık bazen büyük zararlara yol açabiliyor, hatta bilgi de silahlaştırılıyor. Bunun en güçlü örneği herhalde Wikileaks. Aslında karşımızdaki sorun bilgi sızdırmanın ne amaca hizmet ettiğidir. Başka şekilde ifade edecek olursak, bilgi sızdırmanın doğru veya iyi bir yolu var mıdır?

Bu soruyu cevaplandırmak hiç de kolay değil. Sorumluluk veya sorumsuzluk düzeylerinden söz etmemiz gerekiyor. Şunu demek istiyorum: Gizli kalması gereken belgeler kamuoyuna sızdırılırsa, sonuçları ne olmaktadır? Örneğin, bilgi kaynakları açıklanacak olursa, bilgiyi sızdıran kişilerin başına neler gelebilecektir? Sözgelimi, ülkenizin hasmane ilişkiler içinde olduğu bir ülkedeki bilgi kaynaklarının kimliği açıklanırsa, bu kişiler öldürülebilir. Böyle durumları iyi değerlendirerek karar verme zorunluluğu aşikar.

Biraz önce, bilgi sızdıran kişilerden bazılarının yaptıkları işin hangi alanları etkileyeceğini ve sonuçları doğuracağını tartacak donanıma sahip olmadıklarına işaret etmiştim. Bu gerçek, önümüzdeki sorunu ilk bakışta sanıldığından daha da ağırlaştırmaktadır. Bilgi sızdırmanın en bilinen yolu bilgileri medyaya aktarmaktır. Bu durumda bilgilerin taranması; adı geçen kişilerin eylemleri yasalara aykırı olmasa bile, hayatlarının kaybı veya yaşanılmaz kılınması ya da meslek hayatlarının mahvı türünden istenilmeyen sonuçların engellenmesi sorumluluğu medyanın omuzlarına yüklenmektedir. Bu çok ağır bir sorumluluktur.

Size veya bana gizli bilgiler verilecek olsa, aynı ikilemle karşı karşıya kalırız. Örneğin, bir kamu görevlisinin maddi menfaat karşılığı yanlışlar yaptığını duysanız ne yapardınız? Belki yetkilileri bilgilendirir, bir sonuç çıkmazsa bir ihtimal bilginizi kamuoyuna aktarırdınız. Ancak, bu kamu görevlisinin usül dışı yollarla edindiği paraları bir başka ülke görevlilerine rüşvet vermek için kullandığını, böylece ülkenizin güvenliğini güçlendirmeye katkıda bulunduğunu öğrenseydiniz ne yapardınız? Kendisini adalete teslim edeyim diyerek size hizmet eden bir dizi ajanın hayatını tehlikeye atar mıydınız? Emin olamıyorum.

Anlıyorum ki sadece kişilere değil ülkelere ve ulusal kurumlara dönük tehditlerin varlığına işaret ediyorsunuz. Amerika’da cereyan eden Chelsea Manning’in Wikileaks’e bilgi sızdırma olayına bakalım. Kendisi elindeki belgeleri Wikileaks’e devretti. Wikileaks de bilgileri hiç ayıklamadan ortalığa döktü. Bundan bilgi kaynakları çok zarar gördüler, bir ölçüde kapalı yürütülmesi gerekli diplomatik süreçler de aksadı. Edward Snowden ise bunun zıddına örnek oluşturuyor. Snowden bilgileri nitelikli gazetecilere sızdırdı ve bilgiler gözden geçirilerek zararın denetlenmesi sağlandı. Acaba böyle bir yöntem gizli bilgilerin kamuoyuna açıklanmasında doğru yöntem olarak görülebilir mi?

Bir yöntemin diğerinden daha iyi olduğu gibi bir karşılaştırma yapmak istemem. Bununla birlikte çok önemli bir konuya işaret ediyorsunuz. Sızdırılan bilgilerin kamuya açıklanmadan profesyonellere de danışılarak değerlendirilmesi ve ancak demokratik yönetişime veya ülke güvenliğine katkısı olacağından emin olunduktan sonra kamuya açıklanması çok önemlidir. Bilgi sızdırılmasına peşinen karşı çıkmanın anlamı yoktur. Buna karşılık bilgi sızdırmanın demokrasiye katkısı olduğunu iddia etmek de peşinen onaylanamaz. Gizli bilgilerin kamuoyuna açıklanmasının bazı kişilerin hayatını ve şöhretlerini tehlikeye atabileceğini, ülkeye faydası olabilecek bazı politikaların izlenmesini zorlaştırabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Yapmamız gereken vazgeçilmez şey her eylemi aklın süzgecinden, tekrar edeyim, aklın süzgecinden geçirmemizdir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar