“Öğretmen/profesör bizde çok kutsaldır; en çok onlar para kazanır…”
Yıl 1950…
Kore Savaşı…
Kore, dünyanın en fakir ve açlıkla da savaşan ülkelerinden biri…
★ ★ ★
Yıl 1961…
Hükümetin, kimya sanayi başta olmak üzere üretimin temellerini attığı “planlı kalkınma dönemi”…
★ ★ ★
O planın temeli:
Çocukları/gençleri bilime/mesleğe/ çabalamaya/çalışmaya yönlendiren, pratik ağırlıklı “eğitim modeli…”
★ ★ ★
“Hayati ihtiyaçlar” haricindeki…
Neredeyse tüm kaynaklarının gençlerin eğitimine/yurtdışı stajlarına aktarılması…
★ ★ ★
Yıl 1980…
Gelişen beşeri sermayenin, elektronik/otomotiv parçaları başta olmak üzere ağır sanayinin de önemli alanlarında ileri teknolojiyi geliştirmesi…
Uluslararası dev şirketlerin oluşumuna neden olan devlet katkılı teşvik sistemi…
★ ★ ★
Yıl 1990…
O gençler ve teşvik sistemi sayesinde gelişen Kore sanayinin, dış pazarlarda da üretim yapmaya başlaması…
Tüm dünyada Kore markalarının boy göstermesi…
★ ★ ★
Yıl 2000…
“Yabancı TV dizileri” ve “inşaat” gibi “tüketimde” de/“üretimde” de kültürel dönüşümü ters yönde hızlandıracak furyaların başlaması…
VELHASIL…
Yıl 2021…
“Modern Kore” adı altında, gençlerin “üretim”/“tüketim” alışkanlıklarını değiştirecek kültürel müdahalelere rağmen…
Dışsal etkilere/krizlere/pandemiye rağmen…
Güney Kore ekonomisi yoluna devam ediyor…
★ ★ ★
Çünkü…
Hala, devlet kaynaklarının büyük bölümü “eğitimin niteliğine” harcanıyor… Profesör/öğretmen/öğrenciye kutsal olarak bakılıyor… “En yüksek maaş” onlara ödeniyor; çabasına göre, siyasetçiden çok daha fazla kazanabiliyor…