Ortak aklın küreselleşmesi
Aydın Öncel - Ekonomist
“Hayatımızın belli bir anında, yaşamımızın denetimini elimizden kaçırırız ve bunun sonucu olarak hayatımızın denetimi yazgının eline geçer. Dünyanın en büyük yalanı budur.”(*) Aynı bugünlerde yaşadıklarımızın kader olduğu yönündeki yanılgımız gibi.
Dünya, COVID-19 şokunu bir türlü atlatamıyor. Bugünlerde vaka ve ölüm oranlarında bir miktar azalma görülse de birçok bilim insanı tarafından beklenen ikinci dalga, tedirginliği ve belirsizliği biraz daha tetikliyor. Ülkeler, virüsü kontrol altına almış gibi görünse de geleceğe dair belirsizliklerin artması ve ekonomik aktivitelerin kısıtlanması küresel bir krizi kaçınılmaz kılıyor. Hal böyleyken, sermayeyi yaratan değerin emek olduğu düşünüldüğünde, emeği tehdit eden sağlık ve geçim sorunlarının ortadan kaldırılması ekonomiler açısından bir kat daha önem kazanıyor. Kamu yönetimlerinin önceliği, yaşamakta olduğumuz şokun etkilerini hafifleterek, ekonomik faaliyetler üzerindeki kısıtlamaları kademeli ve kontrollü olarak kaldırırken, salgından orantısız etkilenen savunmasız nüfusun yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanması yönünde olmalıdır. Kalıcı ve sürdürülebilir bir iyileşmenin ancak tüm kesimlerin dahil edildiği, koruyucu politikalarla sağlanabileceği unutulmamalıdır.
Değişimin yönü
Salgının sosyal, psikolojik ve ekonomik etkileri henüz tam olarak ölçülebilmiş değil, bilinmiyor. Bilinen, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır! Yaşamımızda daha şimdiden olduğu gibi birçok şey evrilecektir. Burada asıl sorulması ve düşünülmesi gereken ise değişimin ne yönde olacağıdır?
Yaşadığımız şok, nefes almanın en büyük zenginlik olduğunu hatırlattı hepimize. Bundan böyle, tank yerine solunum cihazı, AVM yerine hastane, pırlanta yerine gıda, sermaye yerine emeğe ihtiyacımız olduğundan fazlasıyla eminiz. Bu arada salgının herkesi eşit etkilediği tezinin, haber ve düşünce kirliliğinden başka bir şey olmadığını da çok iyi biliyoruz. Alınan tedbirlere ve sonuçlara bakıldığında salgın hiç de adil dağılım göstermiyor.
Çalışan ve çalışmak zorunda olan kesim virüsün adeta hedef kitlesi durumunda! Buradan yola çıkarak yenidünya düzeninin baskıcı, totaliter rejimlerin kontrolünde inşa edileceği öngörüsünde bulunanlar yanılıyor olsalar da azımsanmayacak kadar fazla.
Salgınla mücadele henüz kazanılmadığı gibi sonuçlarının yaratacağı hasarı şimdilik tahmin etmek oldukça güç görünüyor. Bilim insanlarının ikinci dalgaya neredeyse kesin gözüyle bakıyor olması içinde bulunduğumuz durumu çok iyi okuma gereğini doğuruyor. Yıllar önce finansal piyasalarda dilimize dolanan “yeni normal” vurgusu bugünlerde “yenidünya düzeni” yerine kullanılıyor. Fakat bunun nasıl bir dünya düzeni olacağından kimse fazla söz etmiyor. Burada salgın henüz sonlanmamışken bile yaşanmakta olan trajedinin hangi dünya düzeninde yaşandığının bilincine varmak çok önemlidir! Durum analizi yapmanın ve farkındalık yaratmanın tam zamanıdır! Yeni dünyanın adını koymadan önce var olan düzenin sorgulanması gereği apaçık ortadadır!..
Sözde gelişmiş, dünyanın en zengin ülkelerinde bile sosyal sağlık sistemlerinin yetersizliği, çalışanların örgütlenmesinin önüne geçilerek güvencelerin ortadan kaldırılması, işten çıkarmalar, ekonomilerde kayıt dışılığın artması, hepsi bir yana kıtlık ve açlığa dikkat çekilmesi söz konusuyken, hala küreselleşme savunusu yapmak akla zarar bir durumdur! Salgınla belirginleşen küresel garabet, yaşamsal tehditlere rağmen insanlığı ayakta tutmaya çalışan emekçilerin (sağlık, temizlik, güvenlik personelleri, kurye, kargo, market ve fırın çalışanları, bina görevlileri, basın mensupları, çiftçi, işçi, şoför vd.) özverisi karşısında yenik düşmüştür. Sermayenin yerine dayanışmanın, yardımlaşmanın, birlikte yaşamanın ve ortak aklın küreselleşmesinin önemi bir kez daha kanıtlanmıştır.
İnsanoğlu bu acı tecrübeyle, kontrolünden çıkan yaşantısının kader olmadığını, yalnızca yanlış karar ve tercihlerinin sonucu olduğunun bilincine varmalıdır. Hayatın akışında, insanın, sağlığın, doğanın ve emeğin önemini fark ederek birçok değer algısında kısa zamanda değişimler başlatmalıdır.
Dünya önemli bir yol ayrımındadır. Toplumlar, bugünden yarına olmasa da düşünülenin aksine, totaliter ve neo-liberal yaklaşımları reddetme yönünde evrilecektir! Sosyal devlet anlayışının bu defa krizi lehine çeviren taraf olmayı başaracağına inancım her zamankinden çok daha fazladır!..
Dipnot:
(*)SİMYACI-Paulo Coelho - Çeviri: Özdemir İnce - 150.Baskı, Sayfa:35