Rusya ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler: Tarihsel perspektiften geleceğe bakış

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Rusya Federasyonu Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Temsilcisi Aydar Gaşigullin dünya için yazdı.

Köklü bir tarihsel mirasa dayanan Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler, 500 yıl öncesinde şekillenmeye başlayıp daha sonraki ticari ve ekonomik işbirliğinin zeminini hazırlamışlardır. 2020 yılında kutladığımız Rus-Türk diplomatik ilişkilerinin kurulmasının 100. yıldönümü vesilesiyle Rusya Federasyonu Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Mümessilliği işbu makaleyi paylaşmaktan mutluluk duyar.

7 Kasım 1920'de bir yabancı ülkenin Ankara'daki ilk diplomatik temsilciliği olan Sovyet Büyükelçiliği'nin açılarak Rus-Türk diplomatik ilişkilerinin kurulması, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişiminde önemli bir kırılma noktası olmuştur. Ardından 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Türk-Rus Dostluk ve Kardeşlik Anlaşması gereğince Türkiye'ye maddi ve askeri destek sağlayan Rusya, Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'nı kazanmasına önemli katkıda bulunmuştur. Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleriyle: “Eğer Rusya'nın desteği olmasaydı yeni Türkiye'nin ... İstilacılar üzerindeki zaferi kıyaslanmayacak kadar çok daha büyük kayıplarla kazanılabilirdi veya belki de hiç mümkün olmazdı...Milletimizin bu yardımı unutması suç olur...” Aynı zamanda Atatürk'ün 1922 yılında aldığı Türkiye'de ekilen buğdayın %40'ını Rusya'ya hediye olarak devredilmesi hakkında karar, öne çıkan fakat çok bilinmeyen bir tarihi gerçektir. Bunun yanı sıra 1935-37 yıllarında tamamlanan Kayseri Dokuma Fabrikası ve Nazilli Tekstil Kombinası'nın inşası, 1932 yılında verilen Sovyetler Birliği'nin 8 milyon dolarlık kredisiyle mümkün kılınmıştır.

İkinci Dünya Savaşı başlaması ve 1952 yılında gerçekleşen Türkiye'nin NATO'ya katılmasından sonra ikili ilişkilerin seyrinde sıkıntılı zamanlar yaşanmıştır. Ancak Küba Füze Krizi'nin bitmesi ve nükleer füzelerin Türkiye'den çekilmesiyle kademeli iyileşme dönemine geçilmiştir. 1967 yılında Sovyetler Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşması, Türkiye'de çelik üretiminin kapasitesinin artırılmasında önemli bir rol oynamıştır. Aliağa Petrol Rafinerisi, Bandırma Sülfürik Asit Fabrikası, Artvin Liv-Levha Fabrikası ve Oymapınar Hidroelekrtik Santrali, aynı anlaşma çerçevesinde SSCB'nin yaptığı yatırımlar arasında yer almaktadır. Sovyet Birliği'nin son yıllarında ikili ticaretin her yıl artarak güçlendiği gözlemlenmektedir. Bir yandan 18 Eylül 1984 tarihinde doğal gaz sevkiyatı konusunda Hükümetlerarası Anlaşma imzalanırken, öbür yandan da Rusya piyasasına yeni çıkan Türk müteahhitlik firmaları kısa zaman içinde lider konuma ulaşmışlardır. 90'lı yıllarda Türkiye-Rusya ekonomik ilişkilerde öne çıkan bir diğer husus ise, kimi zaman resmi mal mübadelesinin hacmine ulaşan ‘bavul' (veya ‘mekik') ticaretiydi . Türkiye menşeli tüketim malları geniş yelpazesi ve fiyat-kalite dengesiyle Rusya piyasasında büyük bir rağbet görmüşlerdir.

21. yüzyılın başında Rusya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler yeni bir ivme kazanmışlardır. 2002 ile 2014 yılları arasında ikili ticaretin hacmi 5 milyar dolardan 31 milyar dolara ulaşarak 6 kat artmıştır. Halihazırda Türkiye Cumhuriyeti'nde başta “Türk akımı” doğalgaz boru hattı ve "Akkuyu" nükleer güç santrali olmak üzere birçok ortak yatırım projesi gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra, çok sayıda Türk firması, bölgesel işbirliği kapsamında Rusya'da bulunan ihtisas ekonomi ve endüstriyel bölgelerde işletmeler açmış durumda.

COVID-19 pandemisi kaçınılmaz olarak Rus-Türk ticaretini etkilemiş olsa da, çeşitli uzaktan işbirliği formatları ve e-ticaret hız kazanmışlardır. Bu doğrultuda Rusya'nın bölgeleri ve oradaki OSB'ler, Rusya'da işyeri açmak için etkileşimde bulunacak ilgili makamlar ve yapılması gerekenler konusunda Türk işadamları ile bilgileri paylaşan Rusya Ticaret Mümessilliği, potansiyel Rus iş ortaklarıyla görüşmelerin düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi ortak bir tehdit ile karşılaşan iki ülkemiz, bu defa küresel düzeyde bir salgın hastalıkla karşı karşıya kaldı. Ancak tarihten aldığımız dersler, çabalarımızı birleştirerek sanayi, tıp, tarım ve diğer pek çok alanda işbirliği sayesinde bu zor günleri de atlatabileceğimizi göstermektedir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Babanız haklıydı 04 Eylül 2026