Seçimden önce Suriye’de olumlu gelişme beklemeyelim

İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ

Arap Baharının başında Suriye Başkanı Beşar Esad’ın bir fiske ile devrileceğini bekleyen, kısa süre içinde kendilerine Emevi Camiinde namaz kılmanın nasip olacağını hesap eden hükümetimizin vahim hesap hatasına düştüğü her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Önceden başka vesilelerle ifade ettiğimiz gibi, üç konuda yanlış değerlendirmelerde bulunuldu.

İlkin, Esad’ın ülkesinde sanıldığından daha yüksek desteğe sahip olduğunu kestirilemedi. Nüfusun %14’ünü oluşturan Nusayri kesiminden gelen liderin, diğer toplum kesimlerince desteklenmediğini zannedildi. Ancak görüldü ki, Esad sadece kendi mezhebinden olanlar tarafından değil, başta Hıristiyanlar olmak üzere muhtelif azınlıklar ve laik Sünni kesim tarafından da destekleniyor.

İkinci olarak, Esad’ın ülke dışında önemli desteğe sahip olduğu öngörülemedi. Türkiye Esad’a cephe alarak, Soğuk Savaş sonrası Suriye’de konumu zayıflayan Rusya’nın geri dönmesinin ve Türkiye’yi güneyden kuşatmasının kapısını kendi elleriyle açtı. Ülkemiz Suriye Kürtlerinin Esad’a karşı harekete geçmesini istedi. Talebi kabul görmeyince, onlara karşı cephe aldı. Suriye Kürtleri ise, IŞİD’e karşı müttefik arayan ABD ile işbirliğine yöneldi. Şimdilerde Suriye konusunda ABD ile kavgalıyız. Bunlara ilaveten, Suriye’de etkili olmak için seçtiğimiz İhvan bağlantılı gruplar başarılı olamayınca, daha radikal ortaklarla işbirliğine yöneldik ve uluslararası alanda itibarımız düştü, inandırıcılığımız zayıfladı.

Üçüncü olarak, Suriye’deki karışıklığın ülkemizi nasıl bir göç dalgasıyla karşı karşıya bırakacağını hiç mi hiç tahmin edemedik. Şu anda sayısını kimse bilmese de, dört milyonun üzerinde olduğu tahmin edilen, mülteci mi-göçmen mi olduğunu bilemediğimiz bir nüfusu barındırıyoruz. Bu nüfusun Türkiye’nin ötesine gitmemesi için AB ile anlaşmalar imzalamaya mecbur kaldık. Bazı illerimizin etnik bileşiminde Arap kökenlilerin hakimiyet kurduğundan rahatsızlık duyuluyor. Daha genel şikayetse, konuklara yapılan masrafların çok yüksek olması ve bedelinin toplumca ödenmesi. Göçmenlerin vakit kaybetmeksizin ülkelerine iade edilmesi isteniyor. 

Hükümetimiz, isteksizce de olsa, Suriye siyasetini değiştirmek mecburiyetini hissetti. Artık Esad’ın Suriye hükümetinin başında olduğu gerçeği benimsendi. Türk hükümeti sorunların bundan böyle onunla müzakere edilmesini kabul etmiş görünüyor. Uzun sürelerdir Suriye yetkilileriyle istihbarat kurumlarının temasta olduğu, temasların siyasi düzeye taşınmasının beklendiği ifade ediliyordu. Tahmin edilebileceği gibi Rusya, Türkiye-Suriye ilişkilerinin düzelmesini istiyor, bu konuda yardımcı olmaya hazır. Nitekim Suriye ile temaslar Rusya’nın önderliğini yaptığı, bilahare İran’ın da katıldığı bir çerçevede yürütülüyor. Rusya’nın Türk-Suriye barışını arzulaması normaldir. Türkiye ile yürüyen olumlu ilişkilerin Suriye nedeniyle sarsıntıya girmesini arzulamaz. Bunun yanında, Türkiye-Suriye yakınlaşması, her iki ülkenin Suriye’deki Amerikan varlığına karşı birlikte hareket etmesine zemin de oluşturabilir. 

Türkiye-Suriye yakınlaşmasına yol açacak müzakere sürecinin başlamasının her iki ülke açısından taşıyacağı olumlu sonuçlara rağmen Suriye hükümeti konuya isteksizce yaklaşmakta, önce Türkiye’nin Suriye’deki askerini çekmesi gibi bir önkoşul ileri sürmektedir. Aslında Türk askerinin Suriye’den hangi koşullara bağlı olarak çekileceği temel müzakere konularından biridir. Bunun müzakerelerin önkoşulu olarak ileri sürülmesi, esas müzakere konusunun tartışılmadan Suriye’nin nihai hedefi kabullenilmesi olacağı açıktır. Bu yapılırsa, zaten Suriye açısından fazla müzakere edilecek bir konu kalmayacaktır. Suriye yönetimi bu gerçeği görmeyecek kadar deneyimsiz veya akıldan yana mütevazi değildir. Herhalde şimdilik müzakereden kaçmak istemektedir.

O zaman soralım, komşumuz neden müzakereden uzak duruyor? Birkaç neden hemen akla geliyor. İlkin, Suriye hükümeti zamanın Türkiye aleyhine işlediğini görmektedir. Müzakerelere girişip, Türkiye’ye ödün vermesine ihtiyacı yoktur. Arap dünyasına geri dönmektedir. Esad’ın gitmeyeceği fikri artık tüm dünyada kabul görmeye başlamıştır. Eğer yeterince beklenirse, zaten bir sürü sorunla karşı karşıya bulunan Türkiye, kendiliğinden Suriye’den çekilmeğe mecbur kalacaktır. 

İkinci olarak, Türkiye hızla bir seçime doğru ilerlemektedir. Seçimin sonunda mevcut iktidarın göreve devam etmemesi de mümkündür. Böyle bir durumda müzakerelere başlamak anlamsızdır. Müzakereler seçimden önce bitirilemez, seçim sırasında hükümet müzakerelere öncelik de veremeyebilir. Acele etmemek, seçim sonuçlarını beklemek daha makul bir yol olarak görülebilir.

Üçüncü olarak, Suriye hükümeti Türk hükümetinin niyetini değerlendirmekte zorluk çekmektedir. Bu bakımdan Suriye hükümeti ile kulunuz dahil diğer gözlemciler arasında fazla fark da bulunmamaktadır. Acaba Türk hükümeti Suriye’ye ve daha da genel olarak bölgeye dönük siyasetinde bir değişikliğe mi yönelmektedir, yoksa şartların zorlaması sonucu geçici bazı çözümler mi gerçekleştirmek istemektedir? Suriye hükümeti, Türk hükümetinin müzakereler yapmak, barışı yeniden inşa etmek beyanlarını samimi bulmamakta, yapacağı taahhütlere güvenmemekte, dolayısıyla peşinen Türk askerinin ülkesini terk etmesinde ısrar etmektedir.

Özetle, seçimden önce Suriye cephesine olumlu bir gelişme beklememiz için neden yoktur.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar