Sigortanın sektörünün 2025 karnesi

SELÇUK ALTUN
SELÇUK ALTUN Adana Notları

Rakamlar açıklandığında ilk refleks hep aynıdır; "Bu yıl ne kadar büyüdük?"

Türkiye Sigorta Birliği’nin açıkladığı 2025 verilerine göre; sigorta sektörü, 1 trilyon 223 milyar TL’ye yaklaşan prim üretimiyle nominal bazda yüzde 45,8 büyümüş görünüyor. Sektörü yakından takip edenler için 2025 verilerine bakınca insanın içi bir an ferahlıyor. Ancak, enflasyondan arındırıldığında ise reel büyüme yüzde 11,4.

Ama sigortacılıkta sayılar, tek başına gerçeği anlatmaz. Kâğıt üzerinde güçlü, manşetlerde parlak… Ancak rakamların altını kazıdığımızda karşımıza daha temkinli okunması gereken bir tablo çıkıyor. Sektör büyüyor, evet. Ama herkes aynı hızda mı büyüyor, yoksa bazı alanlar yerinde sayarken bazıları mı rakamları yukarı çekiyor? Nominal artış ile reel genişleme arasındaki fark, bu yıl sigorta sektörünü anlamak isteyen herkesin önüne konulması gereken en kritik soru olarak duruyor.

2025 verileri bize şunu söylüyor; Sigorta sektörü büyüyor ama bu büyüme her yerde aynı hızda değil. Dahası, büyümenin önemli bir bölümü yeni risklerin sigortalanmasından çok, artan fiyatlar ve güncellenen teminat limitlerinden kaynaklanıyor.

Hayat dışı sigortalar hâlâ direksiyon başında

Sektörün omurgası değişmemiş durumda. Hayat dışı sigortalar, 1 trilyon 44 milyar TL’lik üretimle toplam pazarın yüzde 85’inden fazlasını oluşturuyor. Trafik, kasko, sağlık ve yangın gibi klasik branşlar, 2025’te de büyümenin ana taşıyıcısı oldu. Ancak hayat dışı tarafta reel büyümenin yüzde 8’de kalması, hacim artışının sınırlı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Bu tablo, Türkiye’de sigortacılığın hâlâ "mal ve sorumluluk" ekseninde şekillendiğini; bireysel risk yönetimi ve uzun vadeli koruma anlayışının ise yeterince derinleşmediğini gösteriyor.

2025’in en dikkat çekici alanlarından biri sağlık sigortaları oldu. Hastalık–sağlık branşında yüzde 18,5’lik reel büyüme, bu alandaki artışın yalnızca fiyatlardan değil, gerçek talepten beslendiğini gösteriyor. Özel sağlık hizmetleriyle kamu arasındaki makas açıldıkça, tamamlayıcı sağlık sigortaları orta gelir grubu için "lüks" değil, zorunlu bir harcama kalemine dönüşüyor.

Bu eğilim, önümüzdeki yıllarda sağlık sigortalarının sektör içindeki ağırlığının daha da artacağına işaret ediyor.

Hayat sigortalarında anlamlı toparlanma

Hayat sigortaları uzun süredir sektörün zayıf halkasıydı. Ancak 2025’te bu algı kısmen değişti. Nominalde yüzde 79, reel olarak yüzde 36,8’lik büyüme, hayat branşında daha dengeli bir genişlemeye işaret ediyor. BES ile birlikte düşünüldüğünde, uzun vadeli tasarruf ve koruma bilincinin yavaş da olsa güçlendiğini söylemek mümkün.

Yine de bu ivmenin kalıcı olabilmesi için hanehalkı gelirlerindeki baskının azalması ve uzun vadeli finansal planlamanın teşvik edilmesi şart.

Trafik ve kaskoda büyüme var ama derinlik yok

Zorunlu trafik sigortası, 261,7 milyar TL ile sektörün en büyük branşı olmayı sürdürdü. Ancak yüzde 7,7’lik reel büyüme, artışın büyük ölçüde prim tavanları ve teminat güncellemelerinden kaynaklandığını gösteriyor. Kaskoda ise tablo daha net; reel büyüme neredeyse sıfır. Araç sigortalarında büyüme, maliyet enflasyonunun bir yansıması olmaktan öteye geçemiyor.

Negatif reel büyüme alarm veriyor

Nakliyat, kredi, kefalet ve finansal kayıplar gibi ticaretle doğrudan ilişkili branşlarda reel daralma dikkat çekici. Bu tablo, küresel belirsizliklerin ve ticaret hacmindeki dalgalanmaların sigorta talebini nasıl baskıladığını açıkça gösteriyor. Ekonomi yavaşladığında, ilk ertelenen kalemlerden biri yine sigorta oluyor.

Niş alanlar ve katılım sigortacılığı umut veriyor

Hukuksal koruma ve destek sigortaları gibi küçük ama hızlı büyüyen branşlar, sektörün geleceği adına önemli sinyaller veriyor. Aynı şekilde katılım sigortacılığında yüzde 63’e yaklaşan büyüme, bu alanın artık görmezden gelinemeyecek bir ölçeğe ulaştığını ortaya koyuyor.


2025 verileri, sigorta sektörünün büyüdüğünü inkâr edilemez biçimde ortaya koyuyor.Bu büyüme ne kadar sağlıklı, ne kadar sürdürülebilir? Nominal rakamlar güçlü olabilir ama sektörün gerçek sınavı, fiyat artışlarından bağımsız, kalıcı reel büyümeyi sağlayabilmek olacak. Görünen o ki, 2026’da asıl tartışma, 'ne kadar büyüdükten' çok, 'nasıl büyüdük' sorusu etrafında şekillenecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar