Sıvı altının anavatanı neden taşeron oldu?
Anadolu, zeytinyağının tarihini yazdı; fakat modern değer zincirini rakiplerine bıraktı.
2025’te yaklaşık 25 milyar dolarlık küresel zeytinyağı pazarında Türkiye, sezonu 505 bin ton üretimle kapatarak dünya üretiminin yaklaşık yüzde 14’ünü gerçekleştirdi; ancak ihracat geliri yalnızca 189 milyon dolarda kaldı. Aynı dönemde İspanya 5,05 milyar avro, Yunanistan 1,31 milyar avro ihracat geliri yaratırken; İtalya kendi üretimi yetmediği hâlde Akdeniz’den aldığı yağı marka, tasarım ve dağıtımla milyarlarca avroluk değere dönüştürdü. Zeytinyağının kadim üretim ve ticaret coğrafyası Anadolu’nun hammadde tedarikçisine dönüşmesi, yalnız tarımın değil; menşenin, kültürün ve ekonomik egemenliğin kaybıdır.
Birgül ÜNSAL
Amforayla başlayan üstünlük, tankerde kayboldu
Anadolu, zeytinyağını 2.600 yıl önce Klazomenai’de yalnız üretmiyor; presliyor, amforaya dolduruyor, menşe kazandırıyor ve denizaşırı pazarlara gönderiyordu.
Bugün ise yaklaşık 25 milyar dolarlık küresel pazarda aynı coğrafya, değer zincirinin en ucunda bekliyor. Türkiye, 2025’te tamamlanan 2024/25 sezonunda 505 bin tonla dünya üretiminin yaklaşık yüzde 14’ünü karşıladı; buna rağmen 2025 takvim yılı zeytinyağı ihracatı 189 milyon dolara geriledi. Aynı sezonda İspanya, 1,03 milyon ton ihracattan 5,05 milyar avro kazandı; Yunanistan’ın 2025 geliri 1,31 milyar avroya ulaştı. İtalya ise üretimi yetmediği hâlde Akdeniz’den aldığı yağı tasarım, gastronomi ve “Made in Italy” itibarıyla milyarlarca avroluk markaya dönüştürüyor.

Yağı sattık; şişeyi, rafı ve hikâyeyi bıraktık
Biz neden gerideyiz? Çünkü ağacı çoğaltmayı strateji, fuara katılmayı dağıtım, dökme satışı ihracat başarısı sandık. Ayvalık’ı, Memecik’i, Kilis’i ve Nizip’i ayrı tat coğrafyaları olarak konumlandıramadık; kooperatifleri küresel satış şirketlerine, laboratuvar bilgisini tüketici güvenine, zeytin yaprağındaki oleuropeini kozmetik ve farmasötik değere çeviremedik. Yağı sattık; şişeyi, rafı, tüketici verisini ve marka sadakatini başkalarına bıraktık.

Toprak başarıyı üretiyor: Köstem ve dünya ödüllü markalar
Oysa karşı örnek yanı başımızda: Dünyanın en büyük zeytinyağı müze kompleksi Köstem, geçmişi vitrinde dondurmuyor; üretim, eğitim ve kültürle yaşatıyor. Köstem Memecik’in 2025’te Tokyo’da altın, Londra’da Memecik ve Yamalak Sarısı ile iki altın madalya alması gösteriyor ki sorun toprağın kalitesi değil, kaliteli üreticiyi dünya ölçeğine taşıyacak sistemin yokluğudur. Köstem ve her yıl uluslararası ödül kazanan benzeri özel markalar yalnız teşvik dosyalarında değil; yabancı raf, ortak depo, e-ticaret, gastronomi diplomasisi ve uzun vadeli marka fonlarıyla desteklenmelidir.

Biz dumanı sattık, İspanya dünya liderliğini kurdu
1951–52’de İspanya’nın Türkiye’den özellikle “delice” odunundan kömür istediği anlatısı TBMM tutanaklarına kadar girmiştir. Milyonlarca ağacın bu yolla yok edildiği ve İspanya’nın liderliğini kurduğu bir gerçeklik var. Fakat tarihin ironisi ağırdır: Biz aşılanıp üretime kazandırılabilecek yabani zeytini kısa vadeli gelir için kömüre çevirdik; İspanya ise sonraki on yıllarda ağacın çevresine kooperatif, mekanizasyon, kalite standardı, şişeleme ve dünya çapında dağıtım kurdu. Biz dumanı sattık; onlar sıvı altının dünya liderliğini aldı.
