Sürekli “talep eden” değil, “talep gören” olmak için…
Önemli bir sektörümüzün üyesi olan ihracatçılarımız:
“Dolar 9 liranın altına inmemeli. Yoksa rekabet avantajımızı kaybederiz” diye görüş açıkladı…
* * *
Bu açıklamayı baz alarak…
Örneğin fındık üreticimiz, rahatlıkla,
“2 dönüm arazide fındık üretiyorum…
Ailemi geçindirebilmem, üretimi devam ettirebilmem için fındığın kilosu 300 lira olmalı!” diye, haklı bir talepte bulunabilir...
* * *
İşçi, “Geçinebilmem için en az 700 dolar maaş almalıyım” diyebilir…
* * *
Eczacı,
“Sadece ilaç satarak kar edemiyorum…
Araba da satmalıyım!” diyebilir…
* * *
Market sahibi,
“Sebze, meyve tezgahımızda, seçme/bekleme nedeniyle yüzde 50’nin üzerinde zayiat oluyor…
Soğanı 5 TL’den satmalıyım…” diyebilir…
* * *
Hidrolik santral sahibi, “Güneş ve rüzgar santralları ile rekabet edemiyorum…
O santralları kapatın!” talebi haklı bulunabilir…
* * *
Tüplü televizyon teknolojisine sahip fabrika sahibi,
“OLED ve 8k TV’leri yurda sokmayın…
Sokarsanız, işçilerimi çıkartmak zorunda kalırım…” şeklinde çok haklı bir ricada bulunabilir!
VELHASIL
İhracatçı:
“Geliştirdiğim/ürettiğim nitelikte/kalitede/standartta/çeşitte ürüne, dünyanın ihtiyacı var…
Markalaşma/güven/imaj/ölçek/fayda/hız çalışmalarım ve girdi fiyatlarıyla dünya pazarlarında rekabet edebiliyorum…” diyebiliyorsa…
“Dolar fiyatı şu kadar, Euro fiyatı bu kadar olursa coşarım” demez…
* * *
Kur gibi sonuçlar kadar…
Bilim/eğitim/teknoloji/çaba/hukuk/liyakat/verimlilik/iyi yönetim gibi girdileri önemsediğimiz gün, “sadece talep eden” değil, “sürekli talep gören” olacağız…