Suzan Sabancı’nın yalısındaki gecede, yazdan kilo vererek dönenler kimlerdi?"
İstanbul önceki akşamdan itibaren yazıyı tamamlayıp normal hayata dönüşün açılışını yaptı.
Açılış her zamanki gibi Suzan Sabancı’nın Boğaz’daki yalısının bahçesindeydi.
Kurulan cıvıl cıvıl sahnede “Dolapdere Big Gang” çok güzel şarkılar çalarken, yıllardır geldiğim bu bahçedeki dev çınar ağaçlarının güzelliğini ilk defa bu kadar çarpıcı biçimde gördüm.
Bence şehrin kültürel mirasına girecek kadar güzeldiler.
Contemporary Istanbul Sanat Fuarı’nın ilk daveti
Aslında bu bir anlamda, giderek uluslararası niteliği yükselen Contemporary Istanbul Sanat Fuarı’nın ısınma gecesiydi.
Dün akşam da Tersane’nin büyük rıhtımında resmî açılış resepsiyonu vardı.
Her ikisini de izledim, gözlemledim.
Akbank, bu fuarın sponsorlarından biri.
Dolayısıyla açılışın ilk daveti de bankanın yönetim kurulu başkanı Suzan Sabancı’nın geniş bahçesinde yapıldı.

139 davetlinin 45’i yabancıydı
Önce şunu söyleyeyim:
Geçen yıl aynı yerde yapılan açılış davetinden daha kalabalık bir partiydi.
İş, sanat ve spor dünyasından birçok insan vardı.
Göremediğim tek insan tipi siyasetçilerdi.
Davetli listesine baktım.
139 kişi vardı.
Bunların 45’i yabancıydı…

Bir İstanbul davetinde gördüğüm en yüksek katılım
Bugüne kadar bir İstanbul davetinde gördüğüm en yüksek yabancı katılım oranıydı.
Bu da acaba Contemporary Istanbul’a olan yabancı ilgisinin tekrar canlanmaya başladığının bir işareti miydi?

Gece boyunca en çok Leonard Cohen şarkısı konuşuldu
Önce ilk gözlemimle başlayayım.
Gecenin en çok konuşulan konusu “fon skandalıydı…”
Bir Akbank davetiydi ve tabiatıyla çok sayıda finansçı da vardı.
Finanstan anlamayan biri olarak şaşkınlık içindeyim tabii ki ama konuştuğum finansçıların hiçbiri şaşkın değildi.
Gece boyunca en sık duyduğum cümle şu oldu:
“Leonard Cohen şarkısı gibi…”
Hani şu “Everybody Knows” (Herkes biliyor) şarkısındaki gibi yani…
Meğer 2 yıldan beri İstanbul finans çevrelerinde herkes işin buraya geleceğini tahmin ediyormuş.
İlk izlenimim: İstanbul’da bir “Ozempic Face” dönemi mi başladı?
Üç aydır Bodrum’da yaşıyorum.
Geceden ilk izlenimim şu:
Yazdan çıktık ama sanki hepsi kilo vermiş ve fit duruyordu.
Acaba “Ozempic effect mi?” diye düşünmedim değil.
Sinema dünyasında artık “Ozempic face” diye bir tarif var.
Ozempic sayesinde kilo veren sanatçıların yüzünü anlatmak için kullanılıyor.
Prototipi de Demi Moore.
Acaba bizde de bir “Ozempic face” sendromu mu başladı?

Ümit ve Cem Boyner çok incelmiş ve gençleşmiş
İlk dikkatimi çeken Cem ve Ümit Boyner oldu.
İkisi de sanki çok gençleşmişti.
Özellikle Cem bayağı incelmiş.
Ancak öyle Demi Moore tarzı bir Ozempic zayıflaması gibi durmuyordu.

Yalçındağ’ın siyah takım, siyah gömlek kombini
Dikkatimi çeken ikinci çift Mehmet Ali Yalçındağ ve Arzuhan Yalçındağ oldu.
Aynı akşam New York’ta Cipriani’de Hamdi Ulukaya ve eşinin düzenlediği “Türk-Amerikan İlişkilerinin 100’üncü Yılı Galası” vardı.
Dün Instagram’da bununla ilgili çok paylaşım gördüm.
Başarılı geçmiş.
Yalçındağ, bundan önce Türk-Amerikan İş Konseyi başkanıydı.
Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinin düzgün olması için çok güzel çalışmalar yapıyor.
Bence New York’ta gözler onu aramıştır.
Kıyafeti de dikkatimi çekti.
Onu ilk defa siyah gömlek, siyah takım, siyah kravatlı bir kostüm içinde gördüm.
Ama yakışmıştı.

Aslı Altan, Kadir İnanır’ın yeğeni ile ilgili öyle bir şey anlattı ki…
En uzun sohbeti Aslı Altan’la yaptım.
Onunla sohbet her zaman harikadır.
1990’larda bizim çevremizin buluşma yeri onun Safran adlı barıydı.
Dönemin önde gelen gazeteci ve sanatçı tayfası orada buluşurdu.
Aslı’nın son zamanlardaki saç kesimini çok beğeniyorum.
O kadar tatlı bir sohbet yaptık ki…
Bir de tüyo vereyim:
En uzun konuştuğumuz konu Kadir İnanır’ın yeğeni oldu.
1990’larda Sıraselviler’de yaşanan bir olay
1990’lı yıllarda Sıraselviler’de bir kulüpte onunla yaşadığı öyle bir tartışma anlattı ki küçük dilimi yuttum…
Ama gerekli cevabı vermiş.
Aslı da ben de Kadir İnanır’ın mirasını çok takdir ettik.
Hele hele bu olayı da dinledikten sonra anladım ki gerçekten ona bir kravat bile bırakılmazmış.
Gazeteciler yaz dönüşü hangi ruh hâlinde?
Yaz dönüşü gazeteci arkadaşlarımı ilk defa görüyordum.
Hasan Cemal’i biraz durgun gördüm. Ayşe Cemal ondan daha neşeliydi.
Belli ki olup bitenden canı çok sıkkındı.
Son zamanlarda yazdığı yazılardan da bunu hissediyorum zaten.
O nedenle fazla üzerine gitmedim.
Mehmet Yılmaz’ın Corto Maltese paylaşımı
Mehmet Yılmaz büyük bir Asya seyahatine çıkıyormuş.
Çizgi roman kahramanı Corto Maltese’nin büyük hayranıdır.
Hafta başında kendisini Corto Maltese kahramanı olarak gösteren bir yapay zekâ çizimi paylaştı.
Laf aramızda bu çizgiyi ChatGPT’de ben yaptım.
Eminim Asya seyahatinde içindeki Corto Maltese ruhu kabarır yine.

X hesabına ulaşım engeli Şirin Payzın’ın neşesini kaçırmamış
Şirin Payzın’ı X hesabına ulaşım engeli konulmasından sonra ilk defa görüyordum.
Geçen yıl evlendiği eşi Turgay Gümüş’le birlikteydi. Neşesi her zamanki gibi yerindeydi.
Medya dünyasından rastladığım diğer iki kişi de Number1 FM’in kurucu ve sahibi Ali Karacan ve reklamcı Yiğit Şardan’dı.
Üniversite ve medya dünyasından ayrıca Hasan Bülent Kahraman’a rastladım.
Tabii ki burada bulunmasının asıl nedeni aynı zamanda bir sanat eleştirmeni ve küratörü olmasıydı.
Sosyal medya kullanımını çok beğendiğim gazetecilerden biri olan Şelale Kadak da oradaydı. Bol bol sohbet ettik.

Dr. Levine’in Elif Dürüst dokunuşu nasıl bir sonuç vermiş? İşte raporum
Epeydir görmediğim bir kişi de Elif Dürüst’tü.
Cüneyt Özdemir’in platformunda bence çok başarılı bir sanat programı yapıyor.
Altı ay önce bir plastik operasyon geçirdiğini duymuştum.
Kim Kardashian’ın annesinin operasyonunu yapan ünlü doktor Steven M. Levine’e yaptırmıştı.
Önceki akşam ilk defa yakından gördüm.
Çok başarılı olmuş.
Dr. Levine gerçekten başarılı bir iş çıkarmış.
Suzan Sabancı’nın Gianni Versace elbisesi hakkında görüşüm
Tabii önce ev sahibinden söz etmem gerekiyordu.
Suzan Sabancı her zamanki gibi harika bir ev sahibiydi.
Onu hep yaşını çok güzel yaşayan bir kadın olarak görüyorum.
Üzerindeki Gianni Versace’yi çok beğendim.
Konuştuğum başka kadınlar da beğenmiş.
Her zaman kompleksiz, rahat bir hâli var.
Kiss FM’de yaptığı müzik yayınları nasıl gidiyor?
Suzan Sabancı müziğe çok düşkün.
Kiss FM radyosunda haftalık müzik programları sunuyor.
Kiss FM’in sahibi Cüneyt Ortan ve eşi Yonca da davetteydi.
Dünyada çok yaygın ve güçlü bir networking’i var.
Çok etkili insanlarla görüşüyor.
O da yazdan fit dönenlerden.
Cem Mirap Bodrum Lucca mevsimini kapatmış
Gastronomi alanından dört kişi gördüm.
Lucca’nın sahibi Cem Mirap ve eşi Okşan oradaydı.
Bodrum Lucca mevsimi kapatmış…
Bu akşam orada ünlü fotoğrafçı Montgomery için verilecek bir yemek var.
Maça Kızı’nın sahibi Sahir Erozan da davetliymiş ama göremedim.
Gastronomi dünyasından dördüncü davetli de Carlo Bernardini’ydi.
Fatih Tutak’ın menüsündeki yeni cod fish’i nihayet tadacağım
Ama Türkiye’nin 2 Michelin yıldızlı şefi Fatih Tutak’la epey sohbet ettik.
Menüsüne yeni bir cod fish tabağı koymuş.
8 ay önce Los Angeles’ta söylemişti.
Gallada’da menüye koymuş ama ben daha tatamadım.
Yazdan çok fit dönenlerden biri de o.
Bayağı kilo vermiş.
Yazdan kilo vererek dönen iki davetli daha
Kilo verenlerden biri de Türkiye’nin en ünlü mimarlık ofislerinden birinin sahibi Murat Tabanlıoğlu’ydu.
Onun gibi yaz fitlerinden biri de Suzan Sabancı ile birlikte “SuziX” cilt bakım markasını yaratan Gökhan Eşeli’ydi.
Yazdan fit dönmeyen ve beni gıcık eden çok ünlü çift
Tabii böyle davetlerin vazgeçilmez ismi Aylin ve Özcan Tahincioğlu’ndan söz etmeden geçemem.
Bakın, onlar yazdan fit dönenlerden değil.
Çünkü ikisi de 360 gün, 24 saat, her gün, her saat hep fit ve sanki hiç yaşlanmıyorlar.
Bir de birbirlerine hep öyle âşık bir hâlleri var ki bazen gıcık olmuyorum desem yalandır.
Şaka tabii ama bir nazarlığa ihtiyaçları var.
Güler Sabancı’nın yanı o kadar doluydu ki konuşamadım
Leyla Alaton’u uzaktan gördüm.
Güler Sabancı ile konuşacaktım ama yanı hep öyle doluydu ki sohbet edemedik.
İstanbul74’ün iki kurucusu Demet Müftüoğlu Eşeli ve eşi Alphan Eşeli ile de sohbet ettik.
İstanbul74 toplantılarını artık 2 yılda bir yapıyorlar.
Geçen yıl Jeff Koons ve Kid Cudi gibi olağanüstü isimleri getirmişlerdi İstanbul’a.
Bu akşam Lucca’da çok merakla beklediğim yemek
Bu akşam da çok ünlü bir fotoğrafçının, Robert Montgomery’nin sergisini açıyorlar.
Serginin adı: “James Baldwin’in İstanbul Balkonu…”
Tabii benim için adı bile yeter.
Fashion dünyasından Dilek Hanif ve Elif Mısırlı görebildiklerim arasındaydı.

Önder Fırat kritik bir Fenerbahçe toplantısından yorgun gelmişti
Spor kontenjanından Önder Fırat vardı.
Aziz Yıldırım, bu pazar yapılacak mali değerlendirme toplantısına hazırlanıyor. Kulağıma gelenler doğruysa o toplantıda çok önemli şeyler işitebiliriz.
Yönetim kurulu üyesi Önder Fırat uzun bir toplantıdan geliyordu ve biraz yorulmuş gibiydi.
Sanat dünyasından görebildiğim isim piyanist Ece Dağıstan’dı.
İş dünyasından listede gördüğüm isimler
Davetli listesinde iş dünyasından görebildiğim isimlere gelince;
Esas Holding’in patronlarından Emine-Erhan Kamışlı, Maria-Necmettin Eliyeşil, Akın-Gülin Öngör, Oğuz Satıcı, Berrak-Nezih Barut, Serdar Bilgili, Yasemin-Fatih Karamancı, Zeki Kadirbeyoğlu, Mine Narin, Yasemin-Sedat Alaoğlu, Tilda-Erol Tezman, Banu-Hakan Çarmıklı…

Her toplantıda çevresinde cazibe yaratan bir iç mimar
Osmanlı sanat uzmanı ve iç mimar Serdar Gülgün çok ilginç bir karakter.
Hangi davette görsem büyük bir ilgi odağının merkezi oluyor.
Önceki gece de öyleydi.
Çiğdem Simavi Bodrum tekne mevsimini kapatmış
Listede dikkatimi çeken bir isim de Çiğdem Simavi’ydi.
Son gördüğümde Bodrum Limanı’nda teknesindeydi.
Demek ki o da yaz sezonunu kapatmış.
Gecenin en yakışıklı erkeklerinden biri her zamanki gibi Can Akçay’dı.
Böyle bir gecenin en gözde ikramı sizce ne olabilir?
Şimdi geleceğim yemeklere, daha doğrusu tepside servis yapılan yiyeceklere.
Suzan Sabancı ilginç bir karakter.
Şimdi sıkı durun:
En dikkat çeken ikram dürüm lahmacundu.
Dikkat ettim, o yazdan fit gelenlerin hemen hepsi yiyordu.
Lahmacun hastasıyım ama asla dürüm lahmacun yemem
Lahmacun bu ağır sosyetik gecenin top tercihiydi diyebilirim.
Bense…
Lahmacun hastasıyım.
Ama ince ve kıtır lahmacun.
Öyle dürüm hâline getirilmiş ve yumuşamış bir lahmacunu yiyemem.
Sırf denemek için biraz aldım ama devam etmedim.
İkinci ve üçüncü sırada ise çiğ köfte, içli köfte ve mercimek köfte vardı.
Ben en çok “kıtır sucuklu mantıdan” aldım.
Fuarın yöneticisi ile Manara sohbeti yapamadım
Evet, İstanbul iş, sanat, medya, spor ve eğlence dünyasının yaz sonu İstanbul dönüşü ilk daveti böyle geçti.
Davet Contemporary Istanbul için verilmişti ama fuarın iki kurucusundan sadece Rabia Güreli’yi gördüm.
Ali Güreli yoktu.
Rabia, çok iyi bir çizgi roman tutkunudur.
Evinde kıskandığım bir Manara koleksiyonu vardır.
Davet kalabalık olduğu için güzel bir Manara sohbeti yapamadık.
Ben de bir magazin gazetecisi olarak buradan size işte bu geniş coverage’ı yaptım.
Umarım eğlenmişsinizdir.
