Teknoloji olmadan iş sürekliliği de rekabet de yok

Didem Eryar ÜNLÜ
Didem Eryar ÜNLÜ YAKIN PLAN

Yapay zekâ, şirketlerin teknolojiye bakışını kökten değiştiriyor. Teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir araç değil; iş modelini, çalışma biçimini ve rekabet gücünü doğrudan şekillendiren stratejik bir unsur. OBSS Kurucusu ve CEO’su Zafer Şen’e göre yapay zekâ çağında kalıcı değer, yalnızca model veya teknoloji seçiminden değil; teknik ve organizasyonel kabiliyetlerin birlikte gelişmesinden oluşacak.

Teknoloji olmadan iş sürekliliği de rekabet de yok - Resim : 1Yapay zekânın iş dünyasında hızla yaygınlaşması, şirketlerin teknoloji yatırımlarına yaklaşımını da değiştiriyor. Artık mesele yalnızca yeni araçları devreye almak ya da doğru sistemi kurmak değil; teknolojinin şirketin iş modelini ve çalışma biçimini nasıl dönüştüreceğini doğru kurgulamak.
2005 yılında kurulan OBSS, bugün finans, savunma ve havacılık başta olmak üzere farklı sektörlerde kritik teknoloji sistemleri üzerinde çalışan mühendislik odaklı bir teknoloji danışmanlığı şirketi. Londra ofisiyle Birleşik Krallık ve Avrupa’daki varlığını büyüten şirket, yapay zekâyı mühendislik ve yazılım geliştirme modelini dönüştüren bir yetkinlik olarak ele alıyor.
OBSS Kurucusu ve CEO’su Zafer Şen’e göre yapay zekâ döneminde şirketler açısından asıl farkı yaratacak unsur, teknolojiyi kullanmanın ötesine geçerek onu güvenilir, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir çalışma modelinin parçası haline getirebilmek. Şen ile teknolojinin iş stratejisindeki değişen rolünü, yapay zekâya hazır olmanın ne anlama geldiğini ve yeni dönemde mühendislik yaklaşımının nasıl dönüşeceğini konuştuk. 

Teknoloji destek rolünden çıktı stratejinin merkezine yerleşti

“OBSS’yi kurarken temel motivasyonumuz güçlü mühendislik yapmak ve ortaya koyduğumuz işin teknik sorumluluğunu almaktı. Zaman içinde bizi bugünkü noktaya taşıyan en önemli gelişme, kritik sistemlerde kazandığımız deneyim oldu. Özellikle finans sektöründe yüksek işlem hacmi, güvenlik ve iş sürekliliği gerektiren sistemler üzerinde çalışmak mühendislik disiplinimizi şekillendirdi. Daha sonra bu birikimi savunma ve havacılık gibi hata toleransının çok düşük olduğu alanlara taşıdık. Bu gelişim, teknoloji pazarındaki dönüşümle de paralel ilerledi. Dönüşüm, teknolojinin yalnızca işi desteklemekten çıkıp şirketin nasıl değer yarattığını, müşteriye nasıl ulaştığını ve operasyonunu nasıl yönettiğini belirlemeye başladığı yerde başlıyor. Bu nedenle teknoloji yatırımlarını artık yalnızca ‘hangi sistemi kuracağız?’ sorusuyla değerlendirmek yeterli değil. Asıl soru, bu yatırımın şirketin iş modelinde ve çalışma biçiminde neyi değiştireceği. Teknoloji, iş stratejisinden ayrı bir yatırım değil; o stratejinin nasıl hayata geçirileceğini belirleyen temel unsurlardan biri. Bugün OBSS’yi farklılaştıran da bu birikim: Kritik teknoloji sistemlerinde geliştirdiğimiz mühendislik yetkinliğini, teknoloji danışmanlığı ve sektör bilgisiyle birlikte sunabilmek.”

Mühendislikte teknik mükemmeliyet  artık iş sürekliliği meselesi

“Engineering-led, yani mühendislik odaklı yaklaşım bizim için her şeyden önce teknik mükemmeliyeti merkeze almak demek. Kod kalitesinden mimariye, güvenlikten performansa kadar ürettiğimiz sistemin teknik olarak sağlam, sürdürülebilir ve güvenilir olması bizim için temel bir kriter. Bu özellikle kritik sistemlerde çok daha önemli. Bankacılık, savunma ya da yüksek işlem hacimli yapılarda küçük bir teknik hata bile ciddi operasyonel sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle mümkün olduğunca hatasız çalışan, ölçeklenebilir ve uzun vadede yönetilebilir sistemler geliştirmeye odaklanıyoruz. Kurumlar çoğu zaman ne yapmak istediklerini biliyor. Asıl zorluk, bunu mevcut sistemler ve operasyon devam ederken güvenilir biçimde hayata geçirmek. Biz teknoloji danışmanlığını yalnızca yön tarif etmek olarak görmüyoruz. Bir kararın mimariye nasıl oturacağını, hangi teknik riskleri yaratacağını, nasıl ölçekleneceğini ve uzun vadede nasıl yönetileceğini de birlikte değerlendiriyoruz.” 

Yapay zekâda kalıcı değeri  teknoloji tek başına yaratmayacak

“Yapay zekaya gerçek anlamda hazır olmak, yalnızca doğru araçlara ve teknik yetkinliklere sahip olmak değil; değişime uyum sağlayabilen, sürekli öğrenen, sorumluluk devredebilen, denetleyebilen ve ölçekleyebilen bir organizasyon kurabilmektir. Veri kalitesi, veri mimarisi ve yönetişim bu hazırlığın önemli parçaları. Bunun yanında doğru araçlara erişim, bu araçları kullanabilecek teknik yetkinlikler, entegrasyon, güvenlik ve mühendislik standartları da gerekiyor. Ancak yapay zeka çağında teknik uzmanlığın yanı sıra; değişime uyum sağlama, delegasyon, denetleme, ölçekleme ve sürekli öğrenme gibi meta yetkinlikler giderek daha belirleyici hale geliyor. Kalıcı değer de yalnızca model veya teknoloji seçiminden değil; bu teknik ve organizasyonel kabiliyetlerin birlikte gelişmesinden oluşacak.”

3 KRİTİK KONU

Türkiye’nin problemi mühendislik yeteneği değil; bu yeteneği global pazarda net, ölçeklenebilir ve güven veren bir değer önerisine dönüştürmek. İyi mühendislik başlangıç noktası. Ancak global pazarda müşterinin sizi hangi problem için tercih edeceğini netleştirmeniz gerekiyor. “Her şeyi yapabiliyoruz” söylemi artık güçlü bir konumlandırma değil. Başarı birkaç güçlü ekibe veya kişiye bağlı kalmamalı; farklı pazarlarda ve projelerde aynı standardı sürdürebilen bir çalışma modeline dönüşmeli. Türkiye’den çıkan teknoloji şirketlerinin yalnızca yetenek veya maliyet avantajıyla değil; uzmanlıkları, yarattıkları iş sonuçları ve güvenilirlikleriyle tanınmaları gerekiyor. Mühendislik yeteneğini güçlü bir uzmanlık alanına, ölçeklenebilir bir modele ve global müşterinin güvenebileceği bir markaya dönüştürmek gerekiyor.

■ GİRİŞİMCİLİKTE EN ÖNEMLİ REFLEKS DEĞİŞİMİ ERKEN GÖREBİLMEK

“Girişimcilikte en önemli refl ekslerden biri değişimi erken görebilmek. Müşterinin gerçek problemini anlamak, yeni teknoloji alanlarını doğru zamanda değerlendirmek ve gerektiğinde hızlı karar verebilmek gerekiyor. OBSS’nin büyümesinde de bu refl eks hep önemli oldu. Ancak ölçek büyüdükçe ve kritik sistemlerde sorumluluk aldıkça, bu çevikliğin güçlü bir mühendislik ve kurumsal disiplinle desteklenmesi gerekiyor. Bizim dengeyi kurmaya çalıştığımız yer de burası oldu: girişimci refl eksi kaybetmeden, büyüdükçe mühendislik ve çalışma disiplinimizi güçlendirmek. Türkiye’den global teknoloji şirketleri çıkması için de yalnızca iyi fi kir ve teknik yetenek değil; doğru network, deneyime erişim, ölçeklenebilirlik ve global pazara çıkma cesareti gerekiyor.”

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar