Tüketici güveni böyle gitmez dedirtiyor!

Uğur CİVELEK
Uğur CİVELEK ARKA PLAN

Geleceğe yönelik ekonomik beklentiler açısından, tüketici güveni ile bu konuyu etkileyen sorun ve koşullar özel bir önem taşır. Tüm zorlama ve girişimlere rağmen tüketiciler nezdinde oluşan güven bunalımını aşamıyorsanız, tanımladığınız hedeflere ulaşamaz ve itibar kaybının ivmelenmesini önleyemezsiniz. Tüketici güvenindeki temel eğilim, diğer güven endeksleri ve ekonomik beklentiler ve yönlendiricilik açısından çok özel bir öneme sahiptir.

Türkiye İstatistik Kurumu ve Merkez Bankamızın işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketinin Kasım ayı sonuçları ilk bakışta olumlu bir görünüm sergiliyor! Mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre, bir ay öncesine göre yüzde 5.2 oranında güçlü bir yükseliş yaşanmış; endeks 57.0 düzeyinden 59.9 seviyesine yükselmiş. Bu aşamada sormak gerekiyor; bu sıçrama en kötünün geride kaldığı ve güven bunalımının aşılmaya başlandığı anlamına gelir mi?

Kısa vadeli iyimserliğe aşırı bağımlı olan kesimlere sorsanız, kesinlikle olabilir şeklinde bir yanıt alırsınız! Gerçekler ne olur ise olsun, gerçekçi olmaktan kaçınmak pahasına ve kendi çıkarlarını desteklemek adına inanmadıkları ifadeleri kullanmaya zorlanırlar!

Ülkemizde hesaplanan tüketici güven endeksinde 100 seviyesinin olumlu ve olumsuz görüşlerin dengede olduğu bir düzeyi temsil ettiğini hesaba katarsanız, içinde bulunduğumuz durumun olumsuzluğunu daha iyi anlayabilir siniz! Ayrıca 2018 yılı kasım ayındaki koşulları ve bu endeksin söz konusu dönemdeki değerini hatırlamakta da yarar var!

Bir yıl öncesinin kasım ayında güven bunalımı tavan yapmıştı; ekonomideki ani duruş, hem kırılganlığı yeni rekorlara taşımış ve hem de beklentileri çok olumsuzlaştırmıştı. Söz konusu dönemdeki endeks değeri 60.0 olarak gerçekleşmişti; başka bir deyişle 2019 yılı kasım ayındaki algı ölçümüne eşdeğer ve hatta kısmen daha olumlu bir seviyeye işaret ediyordu! Belli ki dengelenme, tüketici güveninin semtine bile uğrayamamış ve neden böyle olduğunu sorgulamak etkili ve yetkili kesimlerin işine gelmemiş! Sorunu çözme kararlılığı yokmuş!
Gerçek durumu daha iyi algılayabilmek için farklı değişkenler ile birlikte değerlendirmek yararlı olabilir! Diğer güven endekslerindeki toparlanma ve kapasite kullanımındaki hareketliliğe rağmen, tüketici güveni neden yakalandığı açmazdan kurtulamıyor? Bir yıl öncesine göre döviz kurlarının bir şekilde geriletilmiş ve faiz oranlarının yarı yarıya düşürülmüş olmasına rağmen tüketici güveninin canlanamıyor oluşu nasıl açıklanabilir? Tüketici güveninde önemli bir değişiklik yaşanmaması olasılığı, 2020 yılına ilişkin beklentileri nasıl etkiler?

Son bir yıl genelinde istihdamın daraldığına tanık olduk. Gelir dağılımı ise çok tehlikeli olabilecek şekilde bozuldu; kredi mekanizmasındaki aksamalar, orta gelir grubu davranışı sergileyen kesimlerin önemli bir kısmını yoksulluk sınırına yuvarladı. Özel kesimde ücret zamlarının, açıklanan enflasyonun çok gerisinde kalması ve aksamaların genele yayılarak kronikleşmesi iç talebi toparlanamayacak şekilde zayıflatıyor. Son beş yıl genelinde ve günü kurtarmak adına geleceğin talebinin muhtelif teşvikler ile öne çekilmiş olması, olumlu düşünebilmeyi olanaksızlaştırıyor. Kısa vadede ve sorunların ağırlaşması pahasına günün kurtarılmasına odaklanılmış olması, bu tablonun ortaya çıkmasında belirleyici oldu.
2020 mali yılı için yüzde 5.0 oranında büyüme hedefi tanımlamak, kırılganlık yaratan günü kurtarmaya yönelik tepkisellikten kaçınılamadığını haykırıyor! İç talebi toparlanamaz hale getiren ağır sorunlar çözülmediği ve aşılması için gereken bedeller ödenmediği sürece, tüketici güveni zayıf ve iç talep yetersiz kalmaya adaydır. Bu durumda büyüme hedefi yakalanamaz, bütçe açığı ile kamu finansman ihtiyacının kontrolsüz bir şekilde artması önlenemez. Para ve maliye politikası etkinliğini kaybeder, sebep olacağı yan tesirler beklentileri olumsuzlaştırarak istikrarsızlıkları besler.

Bunların konuşulmuyor ve hayali tahminler ile geçiştirilmeye çalışılıyor olması, küresel ölçekte kırılganlığın çok tehlikeli hale geldiği ve gerçeklerden kaçmak dışında bir şey yapılamadığı endişelerini ön plana çıkartıyor!

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar