Turizmin Çin’i
Fehmi Köfteoğlu
Turizmde en ucuz ülkeyiz, turizmin Çin’i oluyoruz” Bu türden açıklama ve değerlendirmeler, Çin’in ucuz ülke olmasından hareketle Türkiye’nin de turizmin ucuz ülkesi olduğuna ilişkin eleştiri olarak söyleniyor.
Türkiye turizmde rakiplerine göre daha yüksek kalitede hizmet veriyor. Fiyatlar ise bununla ters orantılı olarak ucuzdur. Bu bir gerçek.
Buradan hareketle soralım:
Türkiye turizmin Çin’i mi, olabilir mi, turizmin Çin’i olmak kötü mü?
Bu soruya gerçekçi yanıt vermek için konunun öznesi Çin’e bakalım.
90’lı yılların sonu 2000’li yılların başı, dünyanın her yerinde “Ne alırsan bir Dolar, bir Pound, bir Euro, bir TL” gibi Çin malı ürünlerin satıldığı binlerce dükkan vardı.
Çin, o fiyatlarla satılan ürünlerin her birinden milyonlarca, hatta kimilerine göre on milyon yüz milyon ile ifade edilen miktarlarda üretip, bütün dünyaya dağıttı. Her ülkeden tüketici ler daha önce hayal edemediği ürünlere o fiyatlarla ulaştı.
Çin, yarattığı ucuzluk ile dünyanın her yerinden tüketiciye ulaşıp onları memnun ederken 1.4 milyar nüfuslu ülkede işsizliği azalttı, sosyalleşmeyi ve toplumsal gelişme ve kalkınmayı hızlandırdı, ekonomiyi büyüttü. Askeri ve siyasal alanda dünyadaki gücünü artırdı.
Bugün “Bir yol bir kuşak” projesiyle dünyayı sarıyor. Şimdi soralım Çin’in “ucuzcu”luğunun Çin’e ya da dünyaya yararı ortada, peki zararı var mı?
Hayır. “Ucuz”luktan tüketici memnun, bununla dünya ticareti hızlandı, Çin dünya ekonomisinin lokomotifi konumuna geldi. Peki aynı şeyi Türkiye turizmde yapabilir mi?
“Türkiye turizmin Çin’i” olabilir mi? Sorunun yanıtını Çin örneğine bakarak arayalım. Unutmayalım ki Çin, dünyanın en ucuz ürünlerinin yanında, Amerika, Avrupa ve dünyanın diğer ülkelerine pahalı markaların ürünlerini de üretiyordu. Türkiye’de duruma bakalım. Türkiye turizmde dünyanın en büyükleri listesinin ilk sıralarında yer alıyorsa bu Allah’ın inayetiyle olmadı.
Türkiye’nin turizmde lokomotifi olan konaklama kesimine yatırım, işletmecilik ve yöneticilik yapanlara baktığımızda bir oteli olan ikincisini, üçüncüsünü, dördüncüsünü yaptı. O otellerin sahipleri bu yatırımları amiyane deyimle eşlerinin kollarındaki bilezikleri satarak yapmadı. O yatırımcı, işletmeci, yönetici ucuza sattığı halde para kazandı ki bugünkü yere gelebildi.
Bu arada şunu da söyleyelim. Kişi başına turizm geliri 2-3 bin dolar olan ülkeler var. Bunların aldığı ziyaretçi yüzbinler, belki birkaç milyon ile sınırlı, dünya turizminde etkisi olmayan ülkelerdir. On milyonlarca ziyaretçi alan ülkelerden kişi başına turizm geliri 2 bin dolar olan ülke yok. Turizmin ucuz ülkesi diye eleştirilen Türkiye, rakipleri dahil başka ülkelerin örnek aldığı bir “case study” (incelenecek vaka) oldu.
Turizmin Çin’i olma konusuna bir de bu açıdan bakmaya ne dersiniz?