Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker: YÖK’ten bağımsız bilim enstitüsü kurulmalı
Ülker ailesinin ikinci kuşak temsilcilerinden Ali Ülker, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı olduktan sonra ilk basın buluşmasını, bilim odağında gerçekleştirdi. Ülker’in yanında Harvard Sabri Ülker Merkezi’nin Direktörü, Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil de vardı.
Hotamışlıgil ve 25 bilim insanından oluşan ekibi, 2021 yılında dört önemli buluşa imza atarak, tüm dünyanın ilgisini çektiler. Bunlardan en önemlisi diyabet hastalığının ana nedeni olarak gösterilen FABKIN hormonunun keşfiydi. Gerek Ali Ülker gerekse Gökhan Hotamışlıgil, konuşmalarında bilimsel üretimin ancak özgür ortamlarda yapılırsa başarıya ulaşabileceğine dikkat çektiler. Harvard Sabri Ülker Merkezi’ndeki başarılı üretimi, uluslararası yayınlarda atıf alma başarısını da bu özgür ortama bağladılar.
‘Basınla ilk buluşmam’
Ali Ülker, Gökhan Hotamışlıgil ve Sabri Ülker Vakfı yönetimiyle bir kutlama için bir araya geldiklerini söyleyerek başladı konuşmasına. “Bu, göreve geldikten sonra basınla ilk buluşmam. Bu bir kutlama. Gökhan Hoca’nın buraya gelmesi ve ekibiyle birlikte çalışmalarının güzel sonuçlar alması bizleri mutlu ediyor” dedi.
Ülker ailesinin bilime inancının Sabri Ülker’den bu yana devam ettiğine vurgu yaparak şöyle devam etti: “Bilimin topluma etkisi mutlak. Bunu ilk Sabri Bey fark etti. Yurtdışından ve içinden konusunda uzman isimleri getirerek fark yarattı. Daha sonra Murat Bey döneminde Harvard’ın göbeğinde Sabri Ülker Merkezi kuruldu. Burada belli bir fon akışıyla bilimin derinliklerine iniyoruz.”
Bu yolculuk devam edecek
Bilime destek vermek üzere Harvard ile 2014’te 10 yıllık bir sözleşmeyle yola çıkıldığını söyleyen Ali Ülker, yola devam etmeye niyetli olduklarının da altını çizdi. Bir yandan Harvard Sabri Ülker Merkezi’ndeki çalışmalar, sözleşmenin uzatılmasıyla devam ederken Ali Ülker’in planları arasında aynı yolculuğun Türkiye’de de başlatılması var. Hedefleri net: “Harvard’daki ekip çok başarılı oldu ama Türkiye’de de bilimsel anlamda çok başarılı, kayıtlı araştırmalar var. Bunların daha metodolojik şekilde devam etmesi önemli. Bilim sabır isteyen bir iş. Bazen sonuç alınıyor, bazen de alınamıyor. Bu nedenle bilim insanlarının üzerinde baskı olmamalı. Bizim de bir sonraki misyonumuz Türkiye’de de yurtdışındakine benzer bir altyapı kurmak. Burada bir bilim enstitüsü kurmak istiyoruz. Hem Türkiye’deki bilim insanlarına çalışmaları için alan açmak hem de yurtdışındaki bilim değerlerimizi geri getirmek hedefimiz. Özerk bir enstitü yapısı, bazı kararları yürütmekte kolaylık sağlayacak. Türk bilim insanlarının yeteneğini dünyaya göstermek istiyoruz. Bilim özgür ortamlarda daha kolay yeşeriyor.”
Ticari kaygılardan uzak, serbest bir bilim enstitüsü kurmak Ali Ülker’in hayali. Ancak şu anda Türkiye’de bunun için mevzuat bulunmadığı için Sabri Ülker Vakfı olarak harekete geçemek mümkün değil. Ali Ülker ise kararlı. Bunu da; “Eminim ki biz bunu kurarsak birçok kuruluş da destekleyecektir. Bundan sonra bu altyapının oluşması için uğraşacağız. YÖK’ten bağımsız bir enstitü kurulmasını önemli buluyoruz” sözleriyle dile getirdi.
Kurum yöneticileri direksiyonda uyuyakalmış!
Harvard Sabri Ülker Merkezi’nde üçü Türk 25 kişi ile çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil için 2021, oldukça verimli bir yıl oldu. “En büyük şansımız merkez bünyesinde çalışmaktı. Pandemide birçok fonda aksaklık oldu. Sarf malzemeleri bulamadık. Bu fırtınayı atlatabilmek; merkezin sağladığı güvence ve koruma ortamı sayesinde mümkün oldu” diyen Hotamışlıgil, geleneksel üniversite yapılanmasının, evrensel anlamda bilimdeki en büyük çatlağı oluşturduğuna dikkat çekti. Hotamışlıgil, “Geleneksel üniversiteler bilimin ana ihtiyaçlarını karşımaya yetmiyor; hem eğitim hem de araştırma anlamında sistem çatırdıyor. MIT, Stanford kim olursa olsun bu böyle. İdari kadrolar şişiyor. Kurum yöneticileri, direksiyonda uyuyakalmışlar. Genç bilim insanları vergilerle, maliyetlerle zaman kaybetmek istemiyorlar. Pandemide yeni yapılar ortaya çıktı. Devlet ve akademiye alternatif araştırma merkezleri oluştu. Yayın beklentisi bile yok. Bunun gibi alternatif yapıların artması gerekiyor” dedi.
Diyabetten tamamen kurtulmak milyar dolarlık iş değil
Diyabetin iyileşmesinde önemli rol oynayan FABKIN hormonunun keşfi, 2021’in önemli bilimsel olaylarındandı. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibinin 20 yıldır üzerinde çalıştığı proje, tüm dünyada büyük ses getirdi. Hotamışlıgil, FABKIN hormonu bloke edilirse diyabete neden olan etkenlerin de ortadan kalkabileceğini belirterek, “Biz bu hormonun keşfiyle bağlantılı olarak ilaç için de gerekli tüm adımları attık. Şimdi bize zaman ve bütçe gerek. Bu, çok büyük bir para değil. Yani diyabetin tamamen sona ermesi için milyar dolarlara gerek yok” ifadelerini kullandı.