Almanya’da işsizlik düşerken sanayi neden can çekişiyor?
Makroekonomik stagflasyon sarmalındaki Almanya’da iş gücü piyasası mayıs ayında dönemsel bir esneklik göstererek işsizlik oranını sabit tutsa da imalat sanayinde %20 oranını aşan kapasite kullanım kayıpları ve yıllık bazda %4,9 daralan sanayi üretimi istihdam verilerinin yarattığı olumlu algıyı gölgeliyor.
Federal İş Ajansı tarafından yayımlanan mayıs ayı resmi veri setine göre, ülkedeki mevsimsellikten arındırılmış işsiz sayısı, piyasa beklentisi olan 10 bin kişilik artış tahminlerinin aksine 12 bin kişi net azalış kaydederek 2 milyon 950 bin seviyesine geriledi. Bu sürpriz azalışa rağmen ülkede açık iş pozisyonları portföyü yıllık bazda 65 bin adet azalarak 700 bin sınırına kadar çekildi. Manşet işsizlik oranı %6,3 düzeyinde yatay bir seyir izlerken imalat sanayi üretim endekslerindeki kalıcı düşüş ile istihdam piyasası arasındaki yapısal uyumsuzluk kronikleşiyor.
Konjonktürel dengelenme ve sipariş defterlerindeki reel daralma
İstihdam hacmindeki bu lokal genişleme, sanayi üretiminde sürdürülebilir bir büyüme trendinin başladığı sinyalini taşımıyor. Nitekim Federal İstatistik Ofisi verilerine göre, sanayi siparişleri aylık bazda %0,4, yıllık bazda ise reel olarak %4,3 oranında gerileme kaydetti. Federal İş Ajansı yönetimi de veri sonrası yaptığı projeksiyon analizinde, işsizlik eğrisindeki aşağı yönlü ivmeye rağmen konjonktürel bahar canlılığının bu mali yılda kayda değer bir momentum yakalayamadığını teyit etti. Çok uluslu üreticiler, küresel tedarik zincirindeki yüksek lojistik maliyetleri ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) %4,0 seviyesinde tuttuğu yüksek borçlanma faizleri nedeniyle operasyonel kadrolarını küçültmek yerine, agresif işe alım politikalarını dondurarak statükoyu koruma stratejisi yürütüyor.
Enerji maliyetleri ve istihdam barometresindeki yapısal ayrışma
Alman ağır sanayisinin maliyet yapısını doğrudan sarsan enerji arz güvenliği krizi, fabrikaların rekabet gücünü eritirken üreticileri savunma pozisyonuna zorluyor. Boru hattı doğal gazı tedarik modelinin çökmesiyle birlikte kimya, otomotiv ve baz metaller gibi enerji yoğun sektörlerde birim elektrik ve gaz maliyetleri, küresel rakiplerin %40 üzerinde fiyatlanıyor. Ekonomi araştırma enstitüsü IFO tarafından açıklanan mayıs ayı İstihdam Barometresi de bu marj daralmasını doğrular nitelikte. Endeks hafif bir baz etkisiyle 93,9 puan seviyesine çıksa da imalat sanayi alt endeksi 91,2 puanda kalarak firmaların insan kaynakları bütçelerinde kesintiye gideceğine işaret ediyor. Net istihdam yaratma eğilimindeki firmaların payı %12 seviyesine gerilerken kadro optimizasyonu planlayan operasyonel birimlerin ağırlığı %28 seviyesine yükseldi.
İmalat sanayinde marjinal kırılma riski ve sermaye çıkışı
Makro ihtiyati politikalar ve kısa çalışma ödeneği gibi teşvik mekanizmaları ekseninde gelen bu istatistiki nefes alma, sanayiyideki kronik rekabet gücü kaybını tedavi etmeye yetmiyor. Almanya Bundesbank raporlarına göre, imalat sanayindeki toplam kapasite kullanım oranı, tarihsel ortalaması olan %86'nın çok altında, %79,4 seviyesine kadar gerilemiş durumda. Büyüme modelini tamamen dışsal enerji girdilerine entegre etmiş bir sanayi ekonomisinin, sadece iş gücü piyasatındaki bir aylık baz etkisiyle resesyon fiyatlamasından sıyrılması mümkün görünmüyor. Fabrika kapılarındaki yüksek elektrik ve gaz tarifeleri yapısal reformlarla sürdürülebilir seviyelere indirgenmediği takdirde, mayıs ayındaki bu istihdam verisi, reel sektörde orta vadede kaçınılmaz hale gelecek olan toplu tenkisat dalgalarının önündeki zayıf bir baraj olmaktan öteye geçemeyecektir.



