Frankfurt’un kritik yol ayrımı: ECB’nin 3 yıl sonraki ilk faiz hamlesi bir seriye dönüşür mü?
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Eylül 2023'ten beri ilk kez politika faizini artırarak mevduat faizini %2,25’e yükseltmesi küresel piyasalarda yeni bir sıkılaşma döngüsünün habercisi olarak yorumlanıyor. Finans dünyası bu adımın tek seferlik geçici bir önlem mi yoksa sonu gelmeyecek bir faiz artış serisinin ilk halkası mı olduğunu tartışıyor.
Euro Bölgesi’nde uzun süredir uygulanan gevşeme ve beklemeye dayalı para politikası jeopolitik gerçeklerin duvarına çarptı. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla tetiklenen arz krizleri nedeniyle ocak ayında %1,7 olan Euro Bölgesi enflasyonunun mayıs ayında %3,2'ye fırlaması Frankfurt’u harekete geçmeye zorladı. Banka enflasyon beklentilerinin çıpalanmaktan çıkmasını engellemek adına 25 baz puanlık bu artışı zorunlu gördü. Ancak bu hamle piyasalarda 2022 yılındaki agresif sıkılaşma döneminin yeniden başlaması riskini tetikledi.
Piyasalar küresel ekonomide sert bir sonbaharı fiyatlıyor
Para politikasında 'Devamı gelir mi?' sorusunun yanıtı ECB'nin ileriye dönük yönlendirme metinlerinde gizli. Başkan Christine Lagarde her ne kadar önceden tanımlanmış bir faiz patikasına taahhüt vermediklerini ve 'toplantıdan toplantıya' veriye dayalı karar alacaklarını söylese de piyasa profesyonelleri çoktan pozisyon almaya başladı. Vadeli işlem piyasaları ve büyük yatırım bankaları eylül ayında en az bir faiz artışı daha yapılma olasılığını %50'nin üzerinde görüyor. Makro tahminlerin yukarı yönlü revize edilmesi bu hamlenin tek seferlik bir 'sigorta' adımı olmadığını gösteriyor.
İki ateş arasında kalan Frankfurt stagflasyon kabusuyla yüzleşiyor
Faiz artışlarının arkasının gelip gelmeyeceğini belirleyecek en büyük bariyer Euro Bölgesi ekonomisinin kırılgan yapısıdır. Bölge ekonomisi yılın ilk çeyreğinde %0,2 oranında daralma yaşadı. ECB artan maliyetler karşısında büyümeyi canlandırmak ile fiyat istikrarını korumak arasında sıkışmış durumda. Eğer banka enflasyonu düşürmek amacıyla faiz artış serisine kararlılıkla devam ederse halihazırda küçülen ekonomiyi derin bir resesyona sürükleyebilir ve Avrupa'yı stagflasyon girdabına sokabilir.
Küresel dominonun ilk taşı diğer merkez bankalarını da tetikleyebilir
Frankfurt'un bu hamlesi onu küresel şoklara faiz artışıyla yanıt veren ilk büyük merkez bankası konumuna getirdi. Finans dünyası şimdi gözlerini ABD Merkez Bankası (Fed) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) gibi kurumlara çevirdi. Avrupa’nın başlattığı bu yeni sıkılaşma dalgası küresel ölçekte borçlanma maliyetlerini tırmandırabilir. Eğer küresel emtia fiyatlarındaki katılık sürerse ECB’nin açtığı bu kapıdan diğer devlerin de geçmesi ve dünya genelinde likiditenin tamamen kuruması kaçınılmaz bir senaryo olarak masada duruyor.
Jeopolitik gelişmeler faiz kararlarının artık cephede alındığını gösteriyor
Mevcut makroekonomik görünüm merkez bankalarının geleneksel para politikası araçlarının sınırına gelindiğine işaret ediyor. Bu faiz artışı ve olası devam senaryoları ekonomik döngülerden ziyade tamamen Orta Doğu'daki savaşın süresine ve şiddetine göbekten bağlıdır. Petrol fiyatları arz kesintileri sebebiyle yüksek kaldığı müddetçe ECB bilerek ve isteyerek büyümeyi feda etmek ve faiz silahını tekrar tekrar ateşlemek zorunda kalacaktır. Küresel ekonominin kaderi artık toplantı salonlarında değil enerji koridorlarındaki stratejik hamlelerle belirleniyor.
