Merkez bankalarında artan "görüş ayrılıkları" oynaklık riskine işaret ediyor

Geçen hafta Japonya ve ABD'de faiz kararlarında öne çıkarak dikkatleri çekti. Küresel merkez bankalarında artan görüş ayrılıkları, politika belirsizliği ve oynaklık riskinin güçlendiğine işaret ediyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Merkez bankalarında artan "görüş ayrılıkları" oynaklık riskine işaret ediyor

Tokyo’dan Washington’a kadar merkez bankacıları, küresel enerji şokunun nasıl yönetileceği konusunda giderek daha fazla ayrışmaya başladı. Daha az görüş birliği, yatırımcıların önümüzdeki aylarda daha fazla politika belirsizliği, muğlak mesajlar ve oynaklığa hazırlıklı olması gerektiği anlamına geliyor.

Reuters köşe yazarı Jamie McGeever’ın analizine göre, Brent petrolün varil fiyatı yıl başına göre iki katına çıkarak 120 dolara ulaşırken, politika yapıcıların karşı karşıya olduğu ikilem netleşiyor:

Enflasyonu kontrol altına almak için faizleri artırmak mı, yoksa büyümeyi desteklemek için indirmek mi?

Bekle-gör yaklaşımı mı?

Tercih edilen seçenek, İran savaşının yakında sona ereceği umuduyla “bekle-gör” yaklaşımı gibi görünüyor. Ancak çoğunlukla şahin kanattan gelen itirazlar, yıllardır görülmeyen seviyelere ulaşıyor.

ABD Merkez Bankası (Fed), beklentilere paralel olarak politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Ancak dört politika yapıcının muhalefeti -biri faiz indirimi, üçü ise metindeki “gevşeme eğiliminin” kaldırılması yönünde- oylamada 8’e karşı 4’lük bir bölünmeye yol açtı. Bu, 1992’den bu yana en bölünmüş oylama oldu.

Japonya’da da yıllar sonra ayrışma

Bir gün önce Japonya Merkez Bankası da (BoJ) beklendiği gibi politika faizini yüzde 0,75 seviyesinde sabit tuttu. Üç yetkilinin faiz artışı çağrısı yaptığı 6’ya karşı 3’lük oylama, 2016’dan bu yana en büyük ayrışmaya işaret etti.

Bu artan görüş ayrılıkları, ortak bir mesaj verilmesini giderek zorlaştıracak. Bu durum, yatırımcılar ve şirketler için faizlerin gelecekteki seyrine ilişkin karışık sinyaller anlamına geliyor ancak şu anda ihtiyaç duyulan en son şey bu olarak görülüyor.

Fed’de Warsh azınlıkta mı kalacak?

Jerome Powell, Fed başkanı olarak son toplantısında, ancak yönetim kurulu üyesi olarak değil, bu ayrışmanın sürpriz olmaması gerektiğini söyledi.

Powell, toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, “Komite içinde farklı görüşlerin olması son derece doğal” dedi. “Bu durum, son beş-altı yıldır karşı karşıya olduğumuz olağanüstü arz şoklarının bir sonucu.”

2020’deki COVID-19 pandemisi, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, 2025’te Başkan Donald Trump’ın tarifeleri ve şimdi İran savaşı, gerçekten de olağanüstü bir şoklar dizisi oluşturuyor.

Ancak merkez bankası şimdi daha karmaşık bir zorlukla karşı karşıya: Fed başkanının faiz belirleyen komiteyle görüş ayrılığı yaşaması ihtimali.

Eski Fed guvernörü Kevin Warsh’ın, Beyaz Saray’ın Powell üzerindeki benzeri görülmemiş kamuoyu baskısı ve kuruma yönelik hukuki tehditlerin ardından gelecek ay Powell’ın yerini alması bekleniyor.

Trump’ın “hayal kırıklığı”

Warsh, başkanın kendisinden herhangi bir politika taahhüdü talep etmediğini belirtmiş olsa da Trump bu hafta Warsh’ın faiz indirimi yönünde oy kullanmaması halinde “hayal kırıklığına uğrayacağını” söyledi.

Zaman zaman görülen muhalefet oyları genellikle piyasaları sarsmaz, ancak yeni Fed başkanının azınlıkta kalması durumunda bu durum değişebilir; özellikle de faiz kararları daha çekişmeli hale gelirse.

Cornell Üniversitesi ekonomi profesörü Ryan Chahrour, “Başkan Warsh’ın faiz konusunda azınlıkta kaldığı bir senaryo finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açar. Ancak Warsh bu sonucu önlemek için büyük çaba gösterecektir” dedi.

Önemli olan, bu liderlik değişiminin ekonomik görünümün son derece belirsiz olduğu net iletişimin en kritik olduğu bir dönemde gerçekleşiyor olması dikkat çekiyor.

“Gizli muhalefet”

Fed’de daha fazla görüş ayrılığı, piyasa oynaklığını artırıyor gibi görünüyor. Bu, Virginia Tech’ten Kwok Ping Tsang ile Çin’deki Wenlan İşletme Okulu’ndan Zichao Yang tarafından geçen yıl yayımlanan bir çalışmanın bulgusu.

Araştırmacılar, FOMC tutanaklarındaki “gizli muhalefeti” yani “resmi oylamalarda görünmeyen görüş ayrılıklarını” ölçmek için derin öğrenme modelini uyarladı.

Çalışmaya göre “gizli muhalefet”, hisse senedi piyasasında beklenen oynaklığı artırıyor, hisse fiyatlarını olumsuz etkiliyor ve hem tahvil getirilerini hem de algılanan faiz riskini yükseltiyor.

Araştırmacılar, “Bu durum, komitenin bir karara nasıl ulaştığının, özellikle de altta yatan uzlaşma veya ayrışma derecesinin, açıklanan politika ya da genel tonun ötesinde piyasa katılımcıları için değerli bir bilgi olduğunu doğruluyor” ifadelerini kullandı.

Kısacası, daha az uzlaşı yatırımcıların Fed’in bir sonraki adımını öngörmesini zorlaştırıyor.

Aynı durum diğer merkez bankaları için de geçerli olabilir. Japonya’da salı günkü bölünmüş kararın ardından para birimi, tahvil ve hisse piyasalarında görülen zayıflık, Japonya Merkez Bankası’nın iletişiminin yeterince net algılanmadığını gösteriyor.

Elbette bu çalışma “gizli muhalefeti” inceliyor. Peki ya artık daha açık ve yüksek sesle dile getirilen görüş ayrılıkları? Bunu yakında göreceğiz.