1,5 milyon tonluk kapasiteyle Avrupa’nın geri dönüştürülmüş plastik merkezi Türkiye olabilir mi?
Çin, yaklaşık 80 milyon tonluk üretimiyle dünyanın en büyük plastik üreticisi konumunda bulunurken; Türkiye 11 milyon tonluk üretim hacmiyle dünyada 6’ncı, Avrupa Birliği’nde ise 2’nci sırada yer alıyor.
53 milyar dolarlık ciro, 7 milyar doların üzerinde doğrudan ihracat ve 1,8 milyon tonluk dış ticaret fazlası ile plastik sektörü, Türkiye ekonomisine net katkı sağlayan stratejik sektörler arasında öne çıkıyor.
Ancak sektöre dair kamuoyundaki tartışmaların, çoğu zaman verilerden kopuk ve tek boyutlu yürütüldüğüne dikkat çekiliyor.
“Plastik, doğası gereği çevre düşmanı değil”
ALBIS Genel Müdürü Özgür Evlioğlu, plastiğin sıklıkla çevre sorunlarının merkezine yerleştirilmesinin yanlış bir okuma olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Plastik, doğası gereği çevreye zarar veren bir malzeme değil. Asıl sorun; kullanım sonrası atıkların doğru şekilde toplanmaması ve geri dönüşüm süreçlerinin yeterince etkin işletilememesi. Plastik, doğru yönetildiğinde çevreye zarar veren değil, kaynak tasarrufu sağlayan bir çözümdür.”
Evlioğlu’na göre plastiğin hafifliği, dayanıklılığı ve uzun ömürlü yapısı, özellikle otomotiv, ambalaj, elektrik-elektronik ve inşaat gibi sektörlerde karbon salımının azaltılmasına doğrudan katkı sağlıyor.
Türkiye geri dönüşümde Avrupa’nın merkez ülkelerinden biri
Türkiye, son 7–8 yılda gerçekleştirdiği yatırımlarla 1,5 milyon tonluk geri dönüşüm üretim kapasitesine ulaştı. Bu rakamla Almanya’nın ardından İspanya ile birlikte Avrupa ikinciliğini paylaşıyor.
Bu tabloya dikkat çeken Evlioğlu, geri dönüşümün yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik bir avantaj sunduğunu vurguladı:
“Avrupa’nın geri dönüştürülmüş hammadde ihtiyacı her geçen yıl artıyor. Türkiye; üretim altyapısı, lojistik avantajı ve teknik bilgi birikimiyle Avrupa’nın geri dönüştürülmüş plastik tedarik merkezi haline gelebilecek ülkelerden biri.”
“Yeşil dönüşüm için hızlanmamız gereken bir eşikteyiz”
Sektörün önümüzdeki dönemde büyümesini sürdürebilmesi için mevzuat, teşvik ve yatırım üçgeninin kritik olduğunu belirten Evlioğlu, şu uyarılarda bulundu: “Sürdürülebilir üretim için mevzuat süreçlerinin hızlandırılması, teşvik politikalarının güncellenmesi ve yeşil dönüşüme yönelik yatırımların artırılması gerekiyor. Bu adımlar atılmazsa, sahip olduğumuz avantajı kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”
Plastik sektörü, Türkiye’nin yeşil büyüme hikâyesinde kilit rol oynayacak
Özgür Evlioğlu’na göre plastik sektörü önümüzdeki dönemde yalnızca üretim miktarıyla değil;
- Geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı,
- Döngüsel ekonomi modelleri,
- Düşük karbonlu ve yeni nesil malzemeler
üzerinden rekabet edecek.
“Plastiği yasaklarla değil, akılcı politikalarla yönetmeliyiz. Doğru sistemler kurulduğunda plastik, çevreyle çelişen değil; yeşil dönüşümü mümkün kılan sektörlerden biri haline gelir. Türkiye’nin bu dönüşümü yönetecek sanayi gücü ve deneyimi fazlasıyla mevcut.”

