Özgün fikrin yeniden doğuşu
Ezberbozan fikrin gücü yeniden doğuyor ve kaynağı hiç tahmin etmediğimiz bir birimde çalışan bir kişiye bile ait olabilir. Dolayısıyla tam da bu noktada CMO’lara parlak ve çarpıcı olan bu fikirleri pratik iş uygulamalarına dönüştürmek gibi önemli bir sorumluluk düşüyor.
Dijitalleşmenin hızı ile birlikte, veri ve analitiğin gücü modern pazarlama zorluklarının üstesinden gelme noktasında her zamankinden daha da önem kazandı. Ancak, doğru fikrin içerisine entegre olması durumunda kazandığı bu güç sürdürülebilir olacak. Tam da bu noktada yaratıcılığı mercek altına almaya başlıyoruz.
Yaratıcı olmanın insan deneyiminin temel bir parçası olduğunu sıkça duymuşuzdur. Kendimizi keşfetmek, zorlukların üstesinden gelmek ve zor zamanlarda umut aşılamak için bir yol bulmak adına kullandığımız bir araç... İşin aslında yaratıcılık, beynimizin bir konuya yeni bir ışık altında baktığı ve “standart yaklaşımın” sınırları dışında çalışarak çözüm bulduğu bir süreç. Ancak optimizasyona ve garantili sonuçlara öncelik veren iş dünyasında, alışılmışın dışında düşünmek bir yandan “risk almak” anlamına da geliyor. Tam da bu noktada CMO’ların rolünün ne kadar kritik olduğunu gözlemliyoruz. Bu riske etki yaratma gözüyle bakıp, veri ile yaratıcılığı dengeli bir şekilde harmanlama becerisine sahip yöneticiler iş dünyasında fark yaratacak.
Artık yaratıcılık, o özgün fikri bularak, onu verinin gücü ile birlikte savunarak yeniden fark yaratmaya devam edecek ve büyümeye giden yoldaki spot ışıkların merkezinde konumlanacak. Günümüz iş dünyasında CMO’ların birincil sorumluluğu büyüme iken, hızlı toplumsal, teknolojik ve ekonomik değişimler sebebi ile büyümeyi sürdürülebilir kılmak her zamankinden daha da zorlaştı. Dolayısıyla, pek çok marka bu duruma veri ve analitiği daha da güçlendirerek yanıt verdi. Bu analitik araçlar artık her modern pazarlamacı için vazgeçilmez olarak görülse de, burada bir dengesizlik olduğuna dair işaretler var. Yaratıcı fikir, sistemlerin nasıl tasarlandığını, zorlukların nasıl fırsatlara dönüştürüldüğünü, çalışanların nasıl iş birliği yaptığını ve kuruluşların müşteriler ve diğer paydaşlarla nasıl etkileşim kurduğunu şekillendirmek için yenilikçi düşünceyi kullanarak marka iletişiminin ve reklamların çok daha ötesine geçecek.
2022’de Deloitte’un yaklaşık 1000 farklı şirketten (yıllık gelir artışı %10 veya daha fazla olan) yönetici ile gerçekleştirdiği anket sonuçları yaratıcılığın büyümeye doğrudan katkısını özetler nitelikte. Detaylara bakıldığında, yüksek büyüme oranına sahip marka yöneticilerin daha az büyüme oranına sahip diğer şirketlerdeki yöneticilere kıyasla, yaratıcılığın gelişmesine destek verme olasılığı çok daha yüksek çıkıyor. Pazarlama fonksiyonu genelinde analitik becerilere doğru bir kayma gözlemlenen bu dönemde, ankete katılan yüksek büyüme oranına sahip markalar, yaratıcı düşünceyi yetenekler için en önemli özelliklerden biri olarak görerek bunun aslında tersini gösteriyor. Bu yeni yaklaşımın özelliklerinden biri, yaratıcılığın artık bireyler veya ekiplerle sınırlı olmaması. Aynı araştırma, başarılı iş dönüşümünün temel unsurlarından birinin içimizdeki “gizli” yaratıcı beyinleri bulmak olduğunu ortaya koyuyor.