Türkiye, rüzgar enerji santrali kurulumunda Avrupa’nın ikinci büyük pazarı oldu

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, WindEurope verilerine göre 2025’te Türkiye’nin rüzgar enerjisi santrali kurulumunda 2,1 GW ile ikinci büyük Pazar konumuna yükseldiğini açıkladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Türkiye, rüzgar enerji santrali kurulumunda Avrupa’nın ikinci büyük pazarı oldu

ANKARA (EKONOMİ) 

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, yaptığı yazılı açıklamayla, WinEurope verilerini değerlendirdi. Avrupa’da rüzgar enerjisi kurulumlarının sürdüğünü ve yeni kapasitelerin devreye alındığını vurgulayarak, Avrupa genelinde toplam 19,1 GW yeni rüzgar enerjisinin kurulumunun tamamlandığını kaydetti. Bu alanda Türkiye'nin 2,1 GW ile ikinci sırada ülke olarak dikkat çektiğini kaydeden Erden, kurulumdaki olumlu sürecin yanında, iletim ve bağlantı kapasitesinin kritik önemine işaret etti.

Yazılı açıklamasında, rüzgar enerji santrallerinde kurulum hızı ve üretilen elektriğin sağlıklı biçimde şebekeye verilmesinin önem taşıdığını anlatan Erden, “WindEurope 2025 verileri Türkiye'nin rüzgar enerjisinde Avrupa'nın ikinci büyük pazarı haline geldiğini net biçimde ortaya koydu. Bu tablo Türkiye'nin yatırım ortamı, sanayi kapasitesi ve proje geliştirme kabiliyetinin Avrupa ölçeğinde rekabetçi bir noktaya ulaştığını göstermesi açısından önemli. Türkiye, 2025'te ilave edilen 2,1 gigavatlık rüzgar enerjisi ile yalnızca bölgesel değil, Avrupa ölçeğinde de güçlü bir yatırım ve üretim merkezi olduğunu bir kez daha teyit etti. 2035 için rüzgar ve güneşte ortaya konan 120 gigavat hedefi, her yıl yüksek tempolu ve kalıcı bir net kurulum ihtiyacını zorunlu kılıyor.” ifadesine yer verdi.

TÜREB Başkanı Erden, rüzgar enerji santrali kurulumunda hızın sürdürülebilmesi için, bağlantı kapasiteleri, izin süreçleri ve şebeke yatırımlarının eş zamanlı ilerlemesi gerektiğini de vurgulayarak, “Bugün rüzgar yatırımlarının önündeki temel kısıt üretim teknolojisi değil, iletim ve bağlantı kapasitesi. Enerji depolama çözümleri ise elektrik üretim dalgalanmalarının yönetilmesi ve sistemin yüksek yenilenebilir payına uyum sağlaması açısından giderek daha kritik bir rol üstlenecek” görüşünü vurguladı.