Fon krizinde yeni aşama: 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme başlıyor
SPK, tasfiye edilen fonlarda 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme kararı aldı. Fatih Özatay, krizin büyüme ve sermaye girişlerine etkisini değerlendirdi.
SPK, tasfiye sürecindeki fonlarda yatırımcılara nihai tasfiye beklenmeden 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılmasına karar verdi. Ekonomi Masası’nda konuşan Prof. Dr. Fatih Özatay ise krizin güven, sermaye girişi, borçlanma maliyetleri ve büyüme üzerinde yaratabileceği etkilerine dikkat çekti.
Sermaye piyasalarında fon krizine yönelik yeni adımlar devreye alındı. SPK kararına göre, Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy tarafından kurulan ve tasfiye sürecinde bulunan fonların yatırımcılarına ara ödeme yapılacak.
Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından hesaplanacak net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altındaysa tamamı, 1 milyon TL ve üzerindeyse en fazla 1 milyon TL yatırımcıya ödenecek. Tasfiye sürecinde öncelik ise unvanında “para piyasası” ibaresi bulunan fonlara verilecek.
Borsa İstanbul’da kayıp derinleşti
Fon krizinin Borsa İstanbul üzerindeki etkisi de sürüyor. Yayında aktarılan verilere göre BIST 100 endeksi yüzde 2,79 kayıpla 11 bin 947 puandan kapanırken, aylık kayıp yüzde 16’yı aştı.
Borsa İstanbul’daki tüm hisseleri kapsayan endeksteki kaybın ise yüzde 20’nin üzerine çıktığı belirtildi. Aynı gün 60’ın üzerinde hisse taban olurken, bankacılık endeksindeki düşüş yüzde 5’e yaklaştı.
Özatay: Güven kaybı sermaye girişini etkileyebilir
Ekonomi Masası’na katılan Prof. Dr. Fatih Özatay, fon krizinin yalnızca sermaye piyasalarıyla sınırlı kalmayabileceğini söyledi.
Özatay, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomilerde güven unsurunun kritik olduğunu belirterek, yabancı yatırımcıların risk iştahındaki azalmanın sermaye girişlerini ve dış borçlanma koşullarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.
Borçlanma maliyetleri büyümeyi baskılayabilir
Özatay, fon krizinin büyümeye etkisinin kısa vadede sınırlı olabileceğini ancak daha uzun vadede farklı kanallardan hissedilebileceğini ifade etti.
Sermaye girişlerinin azalması, Türkiye’nin risk priminin yükselmesi ve ABD tahvil faizlerindeki artışın dış borçlanma maliyetlerini yükseltebileceğini belirten Özatay, bunun kredi maliyetleri, yatırımlar ve üretim üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi.
“Kurumlar zaten var, görevlerini yapmalı”
Fon krizinin ardından yeni kurumlar veya düzenlemeler oluşturulması tartışılırken Özatay, Türkiye’de mevcut kurumsal yapının bu tür riskleri izlemek için zaten yeterli yetkilere sahip olduğunu söyledi.
SPK, BDDK, Merkez Bankası, Borsa İstanbul ve Finansal İstikrar Komitesi gibi yapıların sistemik riskleri izlemek ve gerekli önlemleri almak üzere oluşturulduğunu hatırlatan Özatay, esas meselenin mevcut kurumların görevlerini etkin biçimde yerine getirmesi olduğunu belirtti.