Gastronomi, Antalya’nın kültürel vitrini olma yolunda

“Her Sofra Başka Bir Hikâye” temasıyla gerçekleştirilen V. Uluslararası FoodFest Antalya Gastronomi Festivali, 3 gün boyunca Karaalioğlu Parkı’nı şeflerin, üreticilerin, akademisyenlerin ve gastronomi meraklılarının ortak buluşma alanına dönüştürdü.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Gastronomi, Antalya’nın kültürel vitrini olma yolunda

Gastronomi, Antalya’nın kültürel vitrini olma yolunda - Resim : 1

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen V. Uluslararası FoodFest Antalya Gastronomi Festivali’nin açılışı, denize bakan o geniş parkta gün boyu süren hareketlilikle başladı. Şeflerin hazırlıkları, üreticilerin stantları, yerel ürünlerin kokusu ve ziyaretçilerin merakı daha ilk saatlerden festivalin ritmini belirliyordu.

Ama festivalin asıl ruhu, resmi açılıştan önce Aksu’da gerçekleşen ot hasadında hissedildi. Erüst Tarım ile Şişçi İbo iş birliğinde düzenlenen buluşmada şefler, gastronomi profesyonelleri ve basın mensupları Antalya’nın toprağıyla doğrudan temas etti. Toplanan otlarla hazırlanan öğle yemeği ise festivalin ana fikrini daha ilk günden görünür kıldı: Gastronomi yalnızca tabakta başlamıyor, tarlada başlıyor.

Festival boyunca kurulan tadım alanları ve sergi bölümleri, Antalya’nın tarımsal çeşitliliğini görünür kılan en canlı alanlardan birine dönüştü. Coğrafi işaretli ürünlerden yerel reçetelere, doğal üretim anlayışından kadın kooperatiflerinin çalışmalarına kadar geniş bir yelpaze ziyaretçilerle buluştu.

Antalya Valisi Hulusi Şahin de konuşmasında tam bu noktaya dikkat çekti. Antalya’nın 200’ü aşkın ürününün coğrafi işaret sürecinde olduğunu hatırlatan Şahin, bu ürünlerin yalnızca ekonomik değil kültürel bir değer taşıdığını vurguladı. Geçmişten bugüne taşınan bilgi, emek ve üretim biçimlerinin yeni kuşaklara aktarılmasının önemini anlattı.

Festival alanında dolaşırken bunu gerçekten hissediyordunuz. Bir stantta Toroslardan gelen ürünler, diğerinde narenciye kokuları, başka bir köşede kadın üreticilerin hazırladığı reçeller… Antalya, kendi mutfak hafızasını görünür kılmak konusunda giderek daha özgüvenli davranıyor.

Şehrin kültürel vitrini

Festivalin açılışında konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, FoodFest’in artık yalnızca bir etkinlik değil, Antalya’nın geleceğe bıraktığı kültürel miraslardan biri hâline geldiğini vurguladı. Özdemir’in konuşmasında özellikle üreticiye, kadın emeğine ve yerel değerlere yaptığı vurgu dikkat çekiciydi.

Gastronominin bir şehrin dünyayla kurduğu en güçlü bağlardan biri olduğunu söyleyen Özdemir, Antalya’nın yalnızca denizi ve otelleriyle değil; toprağı, ürünü ve mutfak kültürüyle de dünya sahnesinde daha güçlü bir yer edinmesini hedeflediklerini anlattı.

Şehirler günümüzde sadece görülecek yerleriyle değil, tattırdıklarıyla da hafızalarda kalıyor.

FoodFest Antalya’nın en önemli taraflarından biri de yalnızca şefleri değil; gastronominin farklı disiplinlerini aynı çatı altında buluşturmasıydı. Üç gün boyunca düzenlenen paneller, workshoplar ve tadım etkinliklerinde akademisyenlerden televizyon yüzlerine, sektör temsilcilerinden genç şeflere kadar geniş bir katılım vardı.

7 Mehmet sofraları

Festivalin iki akşamında gastronomi dünyasının önemli isimleri bu kez Antalya’nın simge restoranlarından biri olan 7 Mehmet’te buluştu. Şefler, akademisyenler, STK temsilcileri ve basın mensupları Antalya mutfağının güçlü temsilcilerinden biri olan restoranın imza tabakları etrafında bir araya geldi.

Bu buluşmalar, aslında festivalin görünmeyen ama en kıymetli taraflarından birini oluşturuyordu. Çünkü gastronomi çoğu zaman sahnedeki gösterilerden çok, aynı sofranın etrafında kurulan diyaloglarla büyüyor.

Ve Antalya, bu yıl bir kez daha şunu gösterdi: Gastronomi yalnızca yemek değil; şehirle, üreticiyle, kültürle ve insanla kurulan çok katmanlı bir ilişki biçimi. “Her Sofra Başka Bir Hikâye” sözü de tam burada anlam kazanıyor. Çünkü gerçekten de her sofrada başka bir emek, başka bir coğrafya ve başka bir insan hikâyesi var.