Kahramanmaraş’ın UNESCO’ya uzanan edebiyat yolculuğu
Kahramanmaraş uzun yıllardır şiirin, düşüncenin ve edebiyatın şehri olarak da biliniyor. UNESCO'nun "Edebiyat Şehri" unvanı, aslında yeni bir hikâyenin başlangıcından çok, bir kültür birikiminin dünya tarafından fark edilmesinin sonucu.

Kahramanmaraş’a yaptığım ziyaretlerden birinde yolum, yazarların ve şairlerin eserlerinin sergilendiği Yedi Güzel Adam Edebiyat Müzesi'ne düşmüştü. Müzenin salonlarını gezerken yalnızca kitapları ve belgeleri değil, bir şehrin edebiyatla kurduğu derin ilişkiyi de görüyordum. Kahramanmaraş'ın yetiştirdiği şair ve yazarların hayat hikâyeleri; dijital kiosklar, projeksiyon gösterileri, ses kayıtları ve film görüntüleri eşliğinde ziyaretçilere aktarılıyordu. Eski Amerikan Koleji olarak bilinen müze binası 1882 yılında yapılmış, aradan geçen yıllara rağmen özgün mimarisini büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşmıştı. Müze ile bütünlük sağlayan sergi salonları, kafeterya bölümü, 90 kişilik konferans salonu ve zengin kütüphanesi, yapıyı yalnızca bir müze olmaktan çıkarıp yaşayan bir kültür merkezine dönüştürüyordu.
Bugün Kahramanmaraş'ın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'nda "Edebiyat Şehri" olarak yer almasında bu tür kurumların da önemli katkısı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu başarıyı yalnızca bir başvuru dosyasının kabul edilmesi olarak görmek eksik olur. Kahramanmaraş'ın edebiyatla kurduğu ilişki bugünün değil, yüzyılların meselesi. Ve bugün şehirde hayata geçirilen kültürel yayınlar, araştırmalar, söyleşiler, sempozyumlar ve genç kuşakları edebiyatla buluşturmayı amaçlayan projeler de bu sürecin önemli parçaları arasında. Yakınlarda bir UNESCO unvanıyla taçlanan süreç, aslında Anadolu'nun bu kadim kentinde nesilden nesile aktarılan söz kültürünün, şiirin ve düşüncenin doğal bir sonucu.
Beş asırlık bir edebiyat damarı
Kahramanmaraş'ın kültürel hikâyesi yalnızca Cumhuriyet döneminin önemli yazarlarıyla başlamıyor. Şehrin edebiyat serüveni 16. yüzyıla kadar uzanıyor.
Halîlî-i Maraşî ile başlayan bu yolculuk, Karacaoğlan'dan Sünbülzâde Vehbî'ye, Kuddûsî Ahmed Efendi'den Hâmî-i Abdulgaffar Baba'ya kadar uzanan geniş bir edebî gelenek oluşturmuş durumda. Ardından Necip Fazıl Kısakürek, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Mehmet Akif İnan ve Alaeddin Özdenören gibi isimler Kahramanmaraş'tan yetişti. Birçok şehir yetiştirdiği sanatçılarla övünür. Kahramanmaraş ise aynı dönemde bir edebiyat kuşağı yetiştirebilmiş nadir şehirlerden biri olarak dikkat çekiyor.
Şairler şehrinden edebiyat şehrine
UNESCO'nun değerlendirmelerinde yalnızca geçmişin zenginliği yeterli olmuyor. O mirasın bugün nasıl yaşatıldığı ve yarına nasıl taşındığı da önem taşıyor. Kahramanmaraş'ın başarısının arkasında biraz da bu yaklaşım var. Kentte son yıllarda gerçekleştirilen yayın faaliyetleri, sempozyumlar, söyleşiler, araştırmalar ve gençleri edebiyatla buluşturan projeler, şehrin kültürel dinamizmini görünür kıldı.
Özellikle "Edebiyat Yolu" çalışması dikkat çekici. Şehrin yetiştirdiği yazar ve şairlerin isimlerini kamusal alana taşıyan bu proje, edebiyatı yalnızca kitap sayfalarında bırakmıyor; sokağa, meydana ve günlük hayatın içine taşıyor. Böylece edebiyat, geçmişte kalmış bir miras olmaktan çıkıp yaşayan bir şehir kültürüne dönüşüyor.
Kültür turizmi için yeni bir kapı
Bugün dünyanın birçok kentinde edebiyat, kültür turizminin önemli unsurlarından biri haline geldi. Yazar evleri, edebiyat müzeleri, tematik yürüyüş rotaları ve uluslararası festivaller milyonlarca ziyaretçiyi kendine çekiyor.
Kahramanmaraş'ın UNESCO Edebiyat Şehri unvanı da yalnızca kültürel prestij anlamına gelmiyor. Aynı zamanda kültür turizmi, yayıncılık, yaratıcı endüstriler ve uluslararası iş birlikleri açısından yeni fırsatlar yaratıyor.
Şehrin sahip olduğu güçlü edebî mirasın doğru projelerle desteklenmesi halinde Kahramanmaraş'ın yalnızca Türkiye'nin değil, bölgenin önemli kültür destinasyonlarından biri haline gelmesi mümkün görünüyor.
Türkiye'nin kültürel hikâyesine katkı
Bu gelişmenin bir başka önemli boyutu da Türkiye'nin kültürel tanıtımıyla ilgili. Anadolu'nun yüzyıllardır ürettiği kültürel zenginlikler çoğu zaman uluslararası ölçekte yeterince görünür olamıyor. UNESCO'nun verdiği bu unvan, Kahramanmaraş üzerinden Türk edebiyatının dünya sahnesinde daha fazla yer bulmasına katkı sağlayacak. Şehrin yetiştirdiği şairler ve düşünce insanları aracılığıyla Türkiye'nin kültürel hafızası yeni kuşaklara ve farklı coğrafyalara ulaşma imkânı bulacak.
Bir unvandan fazlası
Kahramanmaraş'ın UNESCO Edebiyat Şehri olarak kabul edilmesi, aslında bir şehrin kendi hikâyesine sahip çıkmasının uluslararası ölçekte karşılık bulması anlamına geliyor. Bu unvan, yalnızca geçmişte yazılmış şiirlerin, romanların ya da fikir eserlerinin ödüllendirilmesi değil; aynı zamanda bugün yaşayan ve yarın da üretmeye devam edecek bir kültür ekosisteminin tescili.
Kahramanmaraş artık UNESCO çatısı altında dünyanın sayılı edebiyat şehirlerinden biri. Ancak asıl değerli olan, bu unvanın bir sonuç değil; şiirin, sözün ve düşüncenin yeni kuşaklarla buluşacağı uzun bir yolculuğun yeni durağı olması.
Önümüzdeki cuma günü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel'in ev sahipliğinde düzenlenecek programda, kentin UNESCO Edebiyat Şehri'ne uzanan hikâyesi İstanbul'da anlatılacak.
Ben o gün İstanbul'da olmayacağım için bu buluşmaya katılamayacağım. Ama beş asırlık bir edebiyat geleneğinin dünya tarafından görünür kılınmasını, uzaktan da olsa memnuniyetle izleyeceğim. Çünkü bazı şehirler unvan kazanmaz; zaten sahip oldukları değerin fark edilmesini sağlar…
