Düşüyorum, tutan var mı?

Aslı GEDİK VERGİ PORTALI

Düşüyorum! Bir yandan kayak kayıyorum, bir yandan da düşüyorum. Diyeceksiniz ki düşmek- kalkmak bu sporun doğasında var. O zaman şöyle etrafınıza bir bakın bakalım: Enflasyon, küresel durgunluk, halen devam eden Rusya- Ukrayna savaşı, çipti, enerjiydi derken tedarik zinciri henüz toparlanamadı. Bir de üzerine artan faizler eklendi mi, ortam kaygan zemin. Şimdi söyleyin bakalım, ben düşüyorum da böyle bir ortamda finansal tablolardaki varlıklarınızın değeri düşmez mi? Düşerse kalkabilir mi? Hodri meydan! Bakalım hangimiz önce kalkacak.

Varlığımın değeri düşecek mi?

İllaki varlıklarınızın değeri düşecek ve finansal tablolarınıza (kar-zarar veya diğer kapsamlı gelir tablosu) değer düşüklüğü yazacaksınız demiyorum. UMS/TMS36 Varlıklarda Değer Düşüklüğü Standardına (Impairment) şöyle bir göz attığımızda, şirket içi ve şirket dışı faktörler bize değer düşüklüğü testi yapıp yapmamız gerektiğini söyler. Pazardaki talep düşüşü, piyasa faizlerindeki artış, değer düşüklüğü göstergelerinden biridir.  Elinizde şerefiye (goodwill), sınırsız yararlı ömre sahip maddi olmayan duran varlıklar veya henüz yapım aşamasında olan maddi olmayan duran varlıklar olmadığı sürece- ki bu varlıklar yılda bir kez teste tabidir- değer düşüklüğü testi için şirket içi ve dışı göstergeler dikkate alınır.

Aman diyeyim varlığınızın değerinin düşüp düşmediğini tespit etmeye çalışırken sepete bilançodan yanlış varlıklar koymayın. Varsa binanız, yatınız, katınız bir de haklarınız, o zaman doğru standarttasınız.

Madem konumuz “düşüş”, o zaman varlığımın değerinin düşüp düşmediğini nasıl anlayacağım? Örneğin, kayarken ağırlığınızı yamaç yerine dağa verirseniz, soğuk karın ferahlatıcı hissini yüzünüzde hissettiğinizde düştüğünüzü anlarsınız. Finansal tablolarda is varlığınızın bilançodaki net defter değeri geri kazanılabilir tutardan yüksek olduğunda artık onun da düşüşe geçmesi gerektiğini anlarsınız. Yani sizin binanın egosu/değeri o kadar şişmiş ki ne kullanım değerinden (value in use) ne de satarak (satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değerinden -fair value less costs of disposal) o binanın defter değerini elde edemeyeceksiniz. İşte o an, binanınızın değeri düşecek.

Düşecek de nereye kadar düşecek?

Kağıt oyunlarında yüksek el nasıl kazanırsa, değer düşüklüğü testinde de yüksek değer kazanır. Muhasebe dilinde anlatmam gerekirse, binanın bilançoda net defter değeri 200 TL, geri kazanılabilir değeri 150 ise, binanın 50 TL’lik değer düşüklüğüne uğradığında hepimiz mutabıkız. Binanın net kullanım değeri- yani indirgenmiş nakit akımları 150 TL, satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değeri 135TL ise, standart yüksek olan tutarı yani 150 TL’yi geri kazanılabilir değer olarak almama izin veriyor.

Varlıklarda değer düşüklüğü testi için kolları sıvadığınızda hem net kullanım değerini hem de satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değerinden birini bulmanız yeterli olacaktır.

Şimdi acaba iki tutardan hangisini hesaplasam diye kara kara düşünüyorsunuz değil mi? Düşmekten yorulmuşsunuzdur, elinize bir sıcak salep alın, ben de o sırada ikisi arasındaki farkı söyleyeyim:

Hangi değer?

“Kullanım değeri” işletme gözünden, şirketin ilgili varlıktan elde etmeyi beklediği nakit akışlarının bugüne indirgenmiş tutarıdır. Varlığı kullanırken ki nakit girişleri -çıkışları ve varlığın satışından elde edilecek nakdi kapsar.  Bundan dolayı, nakit akışlarının içinde vergi olmaz, yeniden yapılandırma veya varlığa yapılacak ilave yatırımlar olmaz ve vergi öncesi iskonto oranı kullanılır.

“Satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değer” ise, piyasa gözündeki değerdir. Misal evin senin için çok kıymetlidir, içine çok pahalı bir tadilat yaptırmışsındır. Piyasa o değeri biçiyorsa ne güzel, yoksa nafile… Gerçeğe uygun değer hesaplanırken kullanım değerinin aksine, hesaplamaya vergi, yeniden yapılandırma maliyetleri, piyasanın beklentisini karşılayan ilave yatırımlar da dahil edilir.

Düşerken yapılan hatalar

Düşmenin de bir adabı, bir tekniği var. Düşerken mümkünse kayaklar ayağından çıksın, kaskını düzgün takmış ol ki kafan sağlam kalsın.

Şimdi gelelim değeri düşen binaya… Değer düşüklüğü hesaplamasında kullanım değerini tespit ederken sıkça yapılan hatalardan biri nakit akış tahminidir. “Hockey stick projections” olarak da tanımlanan hata 5 yıl sonra sabit büyüme veya düşüşe geçiş beklenirken, yönetimin bunun tersini yaparak rakamları uzun vadede büyüme trendine geçirmesidir. Ne dedik, zemin kaygan. Belirsizlik ortamında birden fazla nakit akış senaryosuyla çalışıp, olasılıklarına göre ağırlandırıp, ağırlıklı ortalama ile bulunmuş bir nakit akış tahmini bulmak; tek bir senaryo ve iskonto oranı kullanmaktan daha objektif netice verebilir.

Son bir tüyo da iskonto oranı üzerine. Nakit akış tahmini ile iskonto oranının paralel gitmesi gerekmektedir. Örneğin enflasyon etkisini koyacaksanız nakit akışa koyarken, iskonto oranına da koymayı unutmayın.

Her düşüşün bir kalkışı olduğu gibi, şerefiye harici varlıkların değer düşüklüğü zararının iptali de vardır.

Tüm yazılarını göster