Emeğin milli gelirden aldığı pay 3 yılda 27 yıl geriye gitti

İsmet ÖZKUL KRİTİK AÇI

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesabına göre Türkiye ekonomisi 2021 yılındaki yüzde 11.35’lik büyümenin üste 2022’de de yüzde 5.57’lik bir büyüme kaydetti.

Sadece bu rakamlara bakarsak çok pembe bir ekonomik performans var. Oysa son yıllarda toplumun geniş kesimlerinin ciddi geçim sıkıntısı içine sürüklendiği, yoksulluğun genişlediği ve derinleştiği de içinde yaşadığımız bir gerçek. Bu çelişki gelir dağılımının iyice bozulduğunun bir işareti. Bu işareti TÜİK’in gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerinde de görüyoruz.

2022 yılına ücretlilerin GSYH’den aldığı pay, 3.17 puanlık bir kayıpla yüzde 23.72’ye geriledi. Bu oran, 2001 ve 2008-2009 ekonomik kriz döneminin bile altında. Emeğin GSYH’den aldığı pay 1995 yılından bu yana görülen, yani son 27 yılın en düşük düzeyi. 1995 yılında ücret ödemelerinin GSYH içindeki payı yüzde 22.18, 1996 yılında ise yüzde 23.93 olmuştu.

2019 yılında emeğin GSYH’den aldığı pay yüzde 31.32 düzeyindeydi. Üç yılda emeğin pastadan aldığı pay 7.6 puan azaldı. Bu, üç yıllık bir süre için çok hızlı bir kayıp. Emeğin payı üç yılda 27 yıl geriye gitmiş oldu.

Bu kayıp, gelir dağılımında da hızlı bir bozulmaya işaret ediyor. Gelir dağılımındaki bozulmanın bir işaretini de bireysel tüketimdeki hızlı artışta görüyoruz. Geniş kitleler yüksek enflasyon karşısında tüketimini ciddi ölçüde kısmak zorunda kalırken, özel tüketim en hızlı büyüyen kalem. Özel tüketim yüzde 22 büyürken hizmetler tüketimindeki büyüme yüzde 27’yi buldu. Geniş kitleler tüketimini kısarken, özel tüketimin bu kadar yüksek bir büyüme hızına ulaşması, üst gelir gruplarının gelir ve refah artışıyla açıklanabilir.

Ekonominin ana omurgası olan sanayideki kayıp daha yüksek oranlara çıkıyor. Sanayide emeğin sektör GSYH’sinden aldığı pay 2019 yılında yüzde 34.02 düzeyindeydi. Ücretlilerin sanayiden yarattıkları katma değerden aldıkları pay üç yılda 11.49 puanlık bir çöküşle yüzde 22.53’e düştü. Sanayi işçisi pastadan aldığı üç dilimden birisini kaybetti. 2022 yılında sanayi yüzde 3.3 büyürken, ücret ödemeleri sektöre özgü deflatöre göre reel olarak yüzde 11.59 küçüldü.

Benzer durum ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetlerinden oluşan ana hizmetler sektör için de geçerli. Ana hizmetler sektör 2022 yılında yüzde 11.75 gibi yüksek bir büyüme hızına ulaştı. Buna karşın ücret ödemeleri sektör deflatörüyle reel olarak yüzde 5 daraldı.

Ücret ödemelerindeki bu hızlı erime sürdürülebilir bir durum değil. Ekonomik dengeler açısından da, sosyal dengeler açısından da çok ciddi bir sorun.

Gelir adaleti açısından ortaya çıkan bu sürdürülemez duruma, dış denge cephesinde bir diğer sürdürülemez durum eşlik ediyor. Özel tüketimin ana sürükleyici rolü üstlendiği mevcut büyüme dengesinde cari açık da hızla yükseldi. Cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 5.39’a tırmandı. Bir önceki yıla göre 4.5 puanlık bir sıçrama var.

Cari açığın GSYH’ye oranının bu kadar hızlı artması ve tehlikeli bölgeye gelmesi, ülkede şiddetli bir döviz sıkıntısı yaşandığı bir dönemde gerçekleşti. Bu durum zaten borçla ancak ayakta tutulan Merkez Bankası rezervlerinin yetersizliğine bağlı riskleri iyice artırdı.

Toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırırken ülkenin borç yükünü artıran ve kırılganlıklarını artıran bir büyüme ile karşı karşıyayız. Bu çizginin daha fazla sürdürülmesi mümkün değil. Mevcut politikaların, öyle ya da böyle değişmesi kaçınılmaz hale geliyor.

Tüm yazılarını göster