Eylül 2021’den Aralık 2022’ye: Gariplikler ekonomisi

Fatih ÖZATAY EKONOMİDE UFUK TURU

Geride bıraktığımız yılın ikinci yarısında reel GSYH’nin yatay bir seyir izlediği anlaşılıyor. Üçüncü çeyrekte GSYH’nin bir çeyrek öncesine kıyasla yüzde 0.1 oranında azaldığını biliyoruz. Elimizdeki veriler dördüncü çeyrekte de benzeri sınırlı bir düşüşün gerçekleşebileceğini söylüyor bize. Nüfus artışı da dikkate alındığında, sınırlı düşüş azımsanmayacak bir daralma anlamına geliyor.

Oysa TCMB politika faizini düşürecek, beraberinde kredi faizleri de düşecek ve ekonomimiz coşacaktı. Dahası da vardı. Cari işlemler açığımız da azalacaktı. Böyle söylenmişti. Evet, gerçekten de TCMB Eylül 2021’den başlayarak politika faizini düşürdü. O zaman Yüzde 19 düzeyinde olan politika faizi şu anda yüzde 9 düzeyinde; 10 puan daha düşük. Ama arzulanın tam tersi gerçekleşti ekonomide.

Eylül 2021’de 12.5 milyar dolar düzeyinde olan yıllık cari açık Kasım ayında 45 milyar dolara yükseldi. O zaman yüzde 20 olan tüketici enflasyonu 2022’yi yüzde 64 düzeyinde tamamladı. Haziran ayına kadar düşeceği öngörülüyor. Gelse gelse yüzde 40 civarında bir yere gelecek ama hem dünya ölçeğinde çok yüksek bir düzey olacak bu hem de Eylül 2021’in iki katı. Ekonomi ise durgunlukta. Oysa 2021’in her çeyreğinde bir çeyrek öncesine kıyasla belirgin bir büyüme vardı. Risk primimiz (CDS) o zaman 350 baz puandı, şimdi 518 baz puan. Net reel asgari ücret 2022’yi Eylül 2021’deki düzeyinin altında tamamladı. Başka gariplikler de var. Mesela net altın ithalatının son on iki ayda ulaştığı değer tam 16.7 milyar dolar. Eylül 2021’de ise bunun yarısı düzeyindeydi. Had safhadaki son gariplik ise şu: Tekstil ihracatçıları dolar kurunun kendileri için 23 lira olmasını istiyorlarmış.

Coşmuş bir ekonomiye benzemiyor bu ekonomi. Bırakın coşmayı, 2021’in ikinci yarısındaki durumdan oldukça kötü durumda. Seçime giderken bunun istenmeyen bir tablo oluşturduğu ortada. İşte bu noktada sevimsiz bir olası gelişme ortaya çıkıyor. Bu tabloyu değiştirmek, yani ekonomiyi canlandırmak için atılacak adımların ekonomimizi bir süre sonra daha da kötüleştirme ihtimali yüksek.

Alın mesela konut kredisi artışını. Bazı sektörler krediye erişmekte zorlanırken, üretken olmayan bir sektörü canlandırmaya kaynak aktarıyoruz. Zira kısa yoldan ‘piyasada yaprak kımıldıyor’ havası yaratmak için biçilmiş kaftan bu sektör. Suni yollarla ve geçici kalmaya mahkum bir biçimde canlılık yaratmaya çalışmanın önündeki en büyük engel ise bu tür bir para-kredi politikasının dövize olan talebi sıçratma potansiyeli. Bu potansiyelin önüne geçmek ise dışarıdan (devletten-devlete) yeni borç bulmak ile mümkün. Yani sürdürülemez bir durumu biraz daha sürdürebilmek için kırılganlığımızı artırmamız gerekiyor.

Tüm yazılarını göster