Gün gün, saat saat enflasyon şenlikleri!

Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ

Tarih 3 Temmuz 2024, günlerden çarşamba, saat 10.00... TÜİK haziran ayına ilişkin TÜFE gerçekleşmesini açıklıyor. Merkez Bankası’nın öngörülerine göre yüzde 3 dolayında bir oran geliyor. Mayısta yüzde 74’ü aşan yıllık enflasyon haziranda yüzde 73’e yakın bir düzeyde oluşuyor. Çok kayda değer bir gerileme yok ama bu durum yine de “Yıllık enflasyonda düşüş başladı” şeklinde yorumlanıyor.       

Asıl şenlik başlıyor!

Tarih 5 Ağustos 2024, saat 10.00, ayın 3’ü cumartesi gününe denk geldiği için temmuz ayının TÜFE gerçekleşmesi ancak pazartesi açıklanıyor. Asıl şenlik günü! Ekonomi yönetimi hesaplama çoktan bittiği için orandan tabii ki haberdar ama pazartesi gününe kadar sabretmek durumunda. Ama içleri içlerine sığmıyor; “Pazartesi gelse ve oran ilan edilse de biz de şöyle göğsümüzü gere gere bir açıklama yapsak” diye. Saat 10.00 oluyor ve TÜİK resmi açıklamayı yapıyor. Aylık artış yüzde 2.5 dolayında. Artık 2023’ün yüzde 9.49’luk oranı hesapta yok. O oran yıllık hesaplamadan çıkıp tarihin çöplüğüne gitti bile! Yıllık toplamdan 9.49 çıkıp yerine 2.5 girince haziran sonunda yüzde 73’e gerilemiş olan yıllık enflasyon 10 puandan fazla düşüp yüzde 62’ye iniyor. Ekonomi yönetimi bu oranı biliyor bilmesine ama açıklamayla birlikte yine de bir bayram havası esiyor, eller havada birleşiyor; “çak, çak” sesleri yankılanıyor. “Basın açıklaması mı yapsak, yoksa sosyal medya hesaplarından mı duyursak” diye kısa bir görüş alışverişinden sonra sosyal medyada karar kılınıyor...

Bir büyük gün daha!

Tarih 3 Eylül 2024, günlerden salı, saat 10.00... Yine heyecanlı bir gün... Öyle ya bu kez de geçen yılın ağustosundaki yüzde 9.09’luk oran hesaplardan çıkacak. Bu oranın yerine girecek oran açıklanıyor; yine yüzde 2.5 dolayında bir oran geliyor. Yıllık enflasyonda temmuzda olduğu gibi çok hızlı bir düşüş kaydediliyor. Artık yıllık oran yüzde 52’ye inmiş durumda. Nereden nereye! Daha mayıs sonunda yüzde 74 olan yıllık enflasyonu üç ayda 22 puan birden geriletmekten daha büyük başarı olur mu? Mutluluktan ve enflasyon belasının belini kırmış olmaktan dolayı herkes Ay’a ya da Mars’a araç indirmiş Nasa çalışanları gibi neredeyse birbirine sarılacak!            

Eylül düşüşü ılımlı

Tarih 3 Ekim 2024, günlerden perşembe, saat 10.00... TÜİK eylül ayı enflasyonunu açıklıyor. Bu kez önceki aylardaki gibi heyecanlı bir bekleyiş yok. Yok, çünkü yıllık hesaptan çıkacak oran temmuz ve ağustostaki gibi yüksek değil. 2023’ün yüzde 4.75’lik oranı hesaptan çıkıyor, onun yerine yüzde 2.5 dolayında bir oran giriyor. Yıllık enflasyon yine geriliyor ve yüzde 49 dolayına iniyor ama nerede o önceki iki ayın “çak” yaptıran gerilemesi! Daha sessiz karşılanıyor bu açıklama ve enflasyonun düşmekte olduğu dile getirilmekle yetiniliyor.           

9 aylık artış yüzde 35'i buldu

Bu arada eylül ayındaki oranın açıklanmasıyla birlikte enflasyonla mücadelede başarısız olunduğu ve yıllık tahminde kalınamayacağı yönündeki eleştiriler daha da artıyor. Dokuz aylık TÜFE artışı yüzde 35’i bulmuş ve yıllık tahmine neredeyse ulaşılmış. Bu da eleştirilerin artmasına yol açıyor. (O tarihe kadar yıllık tahmin değişir mi, bilinmez.)         

Senaryoyu okudunuz!

İşte önümüzdeki ayların senaryosu üç aşağı beş yukarı böyle olacak...          

Temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarında üç aşağı beş yukarı bu tür konuşmaları, açıklamaları dinleyeceğiz.          

Zaten ilk işareti Maliye Bakanı Mehmet Şimşek verdi. Ne dedi Şimşek geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada:          

“Enflasyon 3 Temmuz’dan itibaren düşecek.”        

İşte biz de 3 Temmuz ve sonrasında olacakları sıraladık.       

Bu arada tabloda kullandığımız 2024’ün marttan itibaren olan oranlarının Merkez Bankası’nın mevsimsellikten arındırılmış aylık tahminleri olduğunu belirtelim.          

Ne yapılarak?

Tamam, yıllık enflasyon özellikle temmuzdan itibaren hızla gerileyecek ve biz bu gerilemeyi ağustosta öğreneceğiz.       

İyi güzel de, bu ne yapıldığı, ne gibi önlemler alındığı için gerçekleşecek?       

Sakın enflasyondaki bu gerileme ağırlıkla geçen yılki oranların devreden çıkmasına dayalı baz etkisi kaynaklı olmasın!        

Ama bir hakkı teslim etmek gerek; bu yıl geçen yılki oranların yaşanmaması adına hiç adım atılmadı değil. Hiçbir şey yapılmadıysa en azından faiz yüzde 50’ye çıkarıldı. Hatta gecelik fonlamada oran yüzde 53 oldu.      

Konu konuyu açıyor, soru soruyu doğuruyor...         

Faizi artırınca enflasyonu doğrudan kontrol edebiliyor muyuz, yoksa dövizi kontrol ederek mi enflasyon üstünde dolaylı etki sağlıyoruz? Amaç nihayetinde tabii ki enflasyonu düşürmek ama bizde bunun yolu önce dövizi tutmaktan geçiyor.        

Her ne kadar açıkça dile getirilmiyorsa da zaten biliniyor ki Merkez Bankası faizinin bu düzeye çıkarılmasındaki temel amaç da kur artışını frenlemek.          

Demek ki biz geçen yıl seçim öncesinde faizi yüzde 8.5’e kadar indirmemiş ve seçimi izleyen haziran ve temmuz ayları toplamında yüzde 34’lük bir kur artışı şoku yaşamamış olsaydık ne geçen yılın temmuz ve ağustosundaki o rekor enflasyonu görecektik, ne de bu enflasyondan dolayı bu yıl baz etkili bir düşüş söz konusu olacaktı.         

Enflasyonu yaratan da bu iktidar, enflasyonu düşürdüm diye övünecek olan da...       

Ama sorunumuz çok daha büyük. Yıllık bazdaki fiyat artış hızını geçen yıllardaki oranlara çekebilsek, hatta daha aşağı indirebilsek bile fiyatların geldiği düzeyi ve bu fiyat düzeyinin yaptığı tahribatı, yol açtığı yaşam standardı bozulmasını nasıl tamir edebileceğiz ya da edebilecek miyiz, var mı böyle bir şansımız?

Tüm yazılarını göster