MUSTAFA BAŞAR
BAĞIMSIZ YÖNETİM KURULU ÜYESİ
Yakın bir süre önce tarihe son derece meraklı bir arkadaşımla
sohbet ettik. Ben de tarihi çok sevdiğim için, güncel siyasi ve
askeri gelişmeler üzerine konuşurken ister istemez sohbet
koyulaştı; zamanda yolculuk yaparak geçmişe gittik. Ülkelerin
yönetim rejimlerinden, ulusların kültürlerine, güçlü devletlerin
hangi hedeflere ulaşmak için tüm dünyada nasıl algı yönetimi
yaptıklarına kadar, birçok hususta fikir alışverişi yaparken konu
döndü dolaştı liderlik çeşitlerine geldi. Tarih sevdalısı arkadaşım
her alanda insanlığın geçmişine damga vuran liderlerin “temelde 4
ayrı tipte” olduğunu söyledi. İlki en önden giderek,
sorumluluğundaki herkesten daha iyi veya güçlü olduğunu gösterip
örnek olan, “beni takip edin, yaptığımı yapın” mesajı veren
karizmatik lider. İkincisi sorumlu olduğu ekibin yanında durarak,
“sizinleyim, birlikte yapacağız” mesajı veren, koçluk yapan lider.
Üçüncüsü ise gerekli talimatları verirken geride duran, “gidin ve
söylediklerimi yapın” mesajı veren otoriter lider. Dördüncüsü de
kendisinden sonra gelen yetkili kişileri sürekli olarak eğiten,
onları motive eden “bilge lider”. Eski krallarda ve ordu
generallerinde gözlemlenmiş bu dört tipteki liderlik örneklerine
bugün hem önde gelen devletlerin idaresinde hem de şirket
yönetimlerinde halen rastlıyoruz!
21. yüzyılda bunca teknolojik gelişmeler ve tüm insanlığın bilgi
birikimi ışığında ideal olan liderlik modelinin ne olduğu sorusuna
cevap vermek zor! Ama moral bozmaya hiç gerek yok; kâinat sınırsız
sayıdaki soruların tamamının yanıtını zaten kendi içinde
barındırıyor. İnsanlık tarihinde elde edilmiş olan kadim bilgilerin
tamamının kaynağı tabiattır. Farklı kültürlerdeki eski insanların
tamamı ölümden başka her türlü derdin dermanını, her çeşit
problemin çözümünü doğanın kendisinde bulmuşlardır. 20. yüzyılla
birlikte ivme kazanan teknolojik yükselişin temelinde de akıllı
bilim insanlarının “tabiatı iyi okumaları” yer almaktadır. Örneğin
uçaklar için kalkış ve iniş aşamaları ne kadar önemliyse, havada
olabildiğince az yakıt tüketerek yol alabilmek de o kadar
önemlidir. Bu durum kuşlar için de geçerlidir. Göçmen kuşlar
genellikle kuş uçuşu olarak bilinen, ok ucuna benzer bir formasyon
olan V şeklinde uçarlar. Savaş uçakları uzun uçuşlarda ve gösteri
uçuşlarında hava direncini azaltmak ve yakıt tasarrufu sağlamak
için aynı tekniği kullanıp, onlar da V düzeninde uçarlar. Bu
benzersiz sürü halinde ilerleme biçiminin bir sebebi var; bu
düzende ilerlemek özellikle hava akımını kaldırma ve sürükleme
olmak üzere aerodinamik prensiplere uygundur ve uzun mesafelerde
verimli bir şekilde seyahat etmelerine yardımcı olur. Kazlar,
leylekler ve pelikanlar gibi göçmen kuşlar, uzun uçuşlar sırasında
“enerji tasarrufu yapmak için” V şeklinde
uçarlar. Öndeki kuş (lider) en çok rüzgâr direnciyle karşılaşarak
en çok çalışan kuş olurken, arkadakiler rüzgârın yarattığı hava
akışından yararlanır. V şeklinin uç kısmının arkasındaki iki ayrı
hatta ilerleyen kuşların kalp atış hızları daha düşüktür ve
kanatlarını öndekilere (ve özellikle en önde yer alan uç kısımdaki
lidere) kıyasla daha az çırparlar. Bir kuş, kanatlarını çırptığında
arkasındaki hava iki şekilde hareket eder: bir kısmı aşağıya doğru
itilir (aşağı akım), yanlardaki bir kısmı ise yukarıya doğru itilir
(yukarı akım). Arkada ve yanlarda uçan kuşlar, yükselen havanın
onlara küçük bir kaldırma kuvveti sağladığı bu yukarı akım
bölgesinde konumlanırlar. İşte bu konum, sürüde yer alan takipçi
kuşların çabalarını azaltır ve daha az enerjiyle daha uzun
mesafeler uçmalarını sağlar. İbisler (kel aynak ve aynak türü
kuşlar) üzerinde yapılan bir çalışma, bu kuşların bilim
insanlarının öngördüğü gibi belirli bir uçuş düzenini takip
ettiğini ortaya koydu! Bilim insanları, ilgili kuşlara taktıkları
takip cihazları sayesinde, sürüde liderin arkasında yer alan
kuşların birbirlerinden yaklaşık bir metre geride ve öndeki kuşun
yan tarafında uçtuklarını buldular; yani fizik kuralları açısından
tam olarak yukarı doğru akımın onlara “en fazla kaldırma kuvveti
sağladığı” yerde! İlginç bir şekilde, kuşlar tek bir pozisyonda da
kalmıyor; bazıları sağı, diğerleri solu tercih ediyor ve düzenli
olarak yer değiştiriyorlar. Çünkü sabit pilotlu uçakların aksine,
kuş sürülerinin tek bir lideri yoktur! En fazla sayıda kanat
çırptığı için doğal olarak en fazla yorulan lider pozisyonundaki
kuş “aynı hız ve performansla uçmaya devam edemeyeceğini
anladığı an” kendi iradesiyle geriye doğru hamle yapar ve
sıradaki kuş onun yerini alır. İşte bu döngü sürekli olarak devam
eder! Görüleceği üzere tabiat akıl dolu sayısız tüyoları bünyesinde
barındırıyor; uzun uçuşlar yapan göçmen kuşlar, gökyüzündeki takım
çalışmasında ustalaşmıştır! Ok ucu neden kare, dikdörtgen veya
daire değil de V şeklindedir? Tahmin edileceği gibi bu şekliyle
havada daha rahat süzülür ve menzili artar; sonra hedefe saplanması
da daha kolay olur. Süvarilerin düşman ordularının hatlarını yarmak
için ilerlerken kullandıkları en etkili formasyon V şeklindedir;
aynı kuşların ilerleme düzenine veya bir ok ucuna benzer! Herhangi
bir organizasyondaki hiyeraşik yapılanmayı gösteren en etkili şekil
bilindiği üzere üçgendir ve bir piramide benzer. Organizasyonun
tepe yönetimi de işte o piramidin en üst kısmındaki ok ucudur ve V
şeklindedir!
Gökyüzünde takım çalışmasında ustalaşmış olan, uzun mesafeler
kateden göçmen kuşlardan edinebileceğimiz bilgiler anlaşılacağı
üzere sadece uçuş tekniği ve fizik kurallarından ibaret değildir.
Tabiatı iyi okumak, olup bitenleri doğru anlamak gereklidir; bir ok
ucuna benzer şekilde ilerleyen sürüye liderlik eden en önde uçan
kuş, konumunu sıradaki kuşa devredeceği zamanı nasıl anlar bilir
misiniz? Sürünün ilerleme hızının “kısa bir süre sonra
yavaşlayacağını” hissettiği an! Bu nasıl bir genetik koddur? Bu
nasıl bir içgüdü ve önsezidir? Mevcut şartlarda uçmaya devam ederse
yorulacağını seziyor ve esas gayesi daha az efor sarf
ederek ilerlemeye devam etmek değil, “sürünün ilerleme hızını
düşürmemek”. Hızla akıp giden zamanın, uçakların
gövdelerinde yarattığı fiziki metal yorgunluk gibi, yoğun tempoyla
çalışarak geçirilen seneler de tepe yöneticiler de “mental”
yorgunluğa, bıkkınlığa neden olur. “İsviçre Çakısı Gibi Olmak”
başlıklı önceki yazımda anlatmaya çalıştığım gibi, yönetim
kurullarını oluşturan üyelerin çok yönlü kişilerden oluşması ve
ihtiyaç duyulduğu an, her birinin başkanlık da yapabilmeleri işte
bu yüzden elzemdir. Yıpranmadan, yorulmadan yönetim piramidinin ok
ucunda yer alan üst yönetimdeki herkesin düzenli olarak tecrübe
kazanacağı en etkili liderlik modeli, V tipi liderlik
modelidir!