Ödev yok deneyim var

Kerem ÖZDEMİR KEREM İLE İŞİN ASLI

Yeni eğitim dünyasında ödeve yer olmadığını ve gerçek zamanda yaşarken deneyim ile gelişmenin öneminin farkındayız. Bunu 360 derce yapabilmek, çok önemli bir rekabet avantajı.

Bir önceki yazımda ödevlerin zamanının geçtiğini ifade etmemin ardından deneyimin ödevin yerini alması gerektiği iddiamı tekrarlamayacağım. Bu konuda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Bundan sonrasında 360 derece deneyim tasarımının yapılabilmesine odaklanacağım. Bunu yaparken de eğitim ekseninden uzaklaşıp hayatımızda deneyimin önemli bir boyutunu oluşturan sanat eserlerine odaklanacağım.

Bu karara ulaşmamda BİLFEN’in önemli bir yeri var. Yüzlerce öğrencinin Aşkın Nur Yengi ile gerçekleştirdiği performansta koro ve orkestranın nasıl oluşturulduğunu merak edip sorduğumda okul yetkilileri, belirli bir sınıfa kadar –yanılmıyorsam dördüncü sınıf- müzik eğitimi vermediklerini ve sonrasında bir çalgıyı çalma eğitimi verdiklerini söylemişlerdi. Bunun sonucu profesyonellerin ve gençlerin –isterseniz genç işgücü deyin- aynı sahnede performans sergileyebilmesi olmuştu. Bu, günümüzde dijitalleşme için gereken işgücünün bulunmadığını söyleyen kurumsal dünyaya iyi bir yanıt ama şimdilik bu konuya girmeyeceğim.

Bu yazıda anlatmak istediğim konu, deneyimin gerçek dünyada ve yatay yapılarla oluşturulabileceği. Açıklayayım: Kendi içlerinde yatay organizasyonlar kursalar da şirketler doğaları gereği dikey organizasyonlardır ancak bütün şirketleri kapsadığım durumda medya, yatay bir organizasyondur. Benzer biçimde siyasi partiler dikey iken yerel yönetimler yataydır. Aynı şekilde mühendislik, iktisat, hukuk gibi alanlar dikey iken sanat yataydır.

Bir yapı kurarken dikey ve yatay yapıları dengelemeniz gerekir. Yatay bir unsur olarak sanat, bu dengelemede kullanılabilecek önemli bir aracı oluşturuyor. X Media Art Museum by DasDas’taki deneyimim bunu bir kez daha kanıtladı. Bunu hem İstanbul hem de Bursa’daki performanslar üzerinden yazıyorum.

Ouchhh’un Leonardo da Vinci’nin ve Van Gogh’un eserlerini yapay zekâ ile yorumlayarak oluşturduğu yeni eserler, Parallel Unıverse (Paralel Evren) sergisinde izlenebiliyor. Leonardo’nun ve Van Gogh’un hayat boyu çizdiği tüm eskizleri, resimleri ve çalışmalarının yapay zekâ algoritmaları ile harmanlanmasının ortaya çıkardığı yeni eserler, dijital dünyanın en önemli özelliği olan versiyonlama konusunda iyi bir örnek ortaya koyuyor. Daha önce baktığımız eserler bu şekilde izlenen yeni eserlere dönüşüyor ve günümüzde videonun yükselişinin tanımladığı dünyaya uygun hale geliyor.

Bunun teknolojik bir boyutu da var. Epson Profesyonel Projeksiyon Ürünleri Ülke Müdürü Erdal Bilimli, donanım tarafında kendi ürünlerinin oynadığı rolü, “Bursa Downtown AVM X-Media Art Museum by DAS DAS’ta 20 adedi 16.000 lümenlik ve 4Ke lazer özellikli Epson EB-PU2216B ve 8 adedi 20.000 lümenlik 4Ke lazer Epson EB-PU2220B olmak üzere toplam 28 lazer projeksiyon ürünü kullanılıyor. 4Ke Geliştirme Teknolojisi ile dikkat çeken bu ürünler dijital sanat ve enstelasyon projeleri alanında büyük ilgi görüyor” sözleriyle ifade ediyor.

Dijital sanatın ihtiyaçları inşaatı da geliştiriyor

Bu projeksiyonların yanı sıra konserlerde görmeye alıştığımız ve robot olarak adlandırılan özel spotlar ve ses sisteminin ağırlığı –hepsi tavanda yer alıyor- buna uygun bir kafes yapının kurgulanmasını getirmiş. Bu başarılı bir tasarım ve İstanbul’daki betonarme alanda sütunlar nedeniyle kesintiye uğrayan deneyimi daha üst noktaya taşıyor. Bursa X-Media Art Museum by DAS DAS’ta kullanılan ve böyle bir alanda kullanılan en büyük perdeler olduğu vurgulanan 20 metreye 7,5 metre boyunda dört adet perde bu tasarımı tamamlıyor.

Her şey mükemmel değil

Motorlu sistemle indirilip kaldırılan perdeler alanın kullanımında esneklik sağlarken her seferinde öne ya da geriye doğru üç-dört santimlik bir farkla inmesi yazıların gölge yapmasına ve çift ya da üçlü görülmesine neden oluyor. Bu boyutta perde bulunmaması ise, perdede ek yapılmasına neden olmuş ve bu zaman zaman fark ediliyor.

Bütün bunların ötesinde deneyimin insan ile ilgili boyutuna gelirsek, medya mensupları ve ileri yaşlardakiler bir yerde durup kullanabilecekleri fotoğraf ve videoları oluşturmak peşindeyken çocukların farklı davrandığını yazmalıyım. Çocuklar önce yere oturup ne olduğuna bakıyor sonra da ortada koşturarak olayın keyfini çıkarıyor. Belki deneyim tasarımı bu kadar basit.

Tüm yazılarını göster