Şimşek gerek şart, destek yeter şart

Şeref OĞUZ ÖNERİ - YORUM

Siyasette birini görevlendirmek, ona güç aktarmaktır. Ekonomide yeni yönetimin patronu olarak Mehmet Şimşek’in görevlendirileceği beklentisi, piyasalarca satın alındı bile. Şimdi tartışma konusu; bu darboğazdan çıkışta Şimşek’in arkasına Cumhurbaşkanı’nın nasıl bir destek koyacağıdır.

Nitekim Erdoğan, seçim gecesi yaptığı balkon konuşmasında ekonomiye dair çerçeve çizerken; “uluslararası itibara sahip bir finans yönetiminden” söz etmiş ve ikinci olarak, “üretim-istihdam” odaklı bir ekonomik modeli dillendirmişti. Bu ifade zaten ayan beyan “Şimşek” tanımı diye anlaşıldı.

YENİ EKONOMİ TAKIMINDA ADI GEÇENLER

Mehmet Şimşek asında yeni dönemin “değişim” iddiasıdır. Onun patronajında (koordinasyonunda) Hazine ve Maliye için Lütfi Elvan, Cevdet Yılmaz, Şahap Kavcıoğlu, Hüseyin Aydın gibi kadrolardan söz ediliyor. Ticaret Bakanlığı için de Mehmet Büyükekşi en güçlü aday iken İsmail Gülle, plase …

Biz yine işin özüne dönelim. Cumhurbaşkanı eğer “ben ekonomistim” söyleminden vazgeçip, Şimşek’in arkasında durur ve kararlarına saygı duyarsa ekonominin bu kısır döngüden çıkması için bir fırsat penceresi oluşabilir. Faizi artışı, kur tırmanışı gibi radikal kararlar, siyasi desteksiz olmaz.

İKİ SORU İKİ CEVAP

Makule dönüş olacak mı?

Tam dönüş olmasa da “makule yarı dönüş” söz konusu… Zira böyle gelmiş ama artık böyle gidemeyecek noktaya geldik. Merkez’in cephanesi tükendi, KKM ise maliyeti yüksek balata gibi… Cari açık rekorda, bütçe açığı rekorda… İster istemez heterodoksa bir düzeltme gelecek. Ancak 10 ay sonraki sandık için hükümet, yine bildiğini okuyacak; “obez büyüme, seçim ekonomisi…”

Dış dünya kaynak aktarır mı?

Bunun için Kemal Derviş deneyiminde olduğu gibi Şimşek’e istediği kararları özgürce uygulama alanı açılırsa dış kaynak gelebilir. Hatırlayın; Kemal Derviş, 15 günde 15 yasayı çıkarmıştı ki her biri ancak 15 ayda çıkarılabilirdi. Yabancılar; tam olmasa da Ortodoks politikalara dönüşü görecek ve bir süre gözlem yapacak. Ardından ilk 100 günlük icraata bakıp CDS’leri düşürecek, dış kanallar açılabilecek.

NOT

BİZE GÜVENİLİR GUVERNÖR GEREK

Merkez Bankası’nın itibar restorasyonuna ihtiyacı var. Sözde değil özde bağımsızlık ihtiyacı arttı. Enflasyonun yürüme koridorunda yetkin bir guvernör (MB Başkanı) gerekiyor. Öyle ki siyasetin dilini değil ekonominin gereğini yerine getirecek bir başkan…

Bize kazandıran pazarımız Avrupa… Ancak kafa yapımız ise Afrika…  Sormamız gereken soru şudur; “bizler batının doğusu muyuz yoksa doğunun batısı mı?” Nitekim bu soruya küresel piyasaların verdiği cevap; “Doğu’nun Batısı” şeklinde…

Merkez Bankası, başkanlık ofisinin finansal kalemi gibi çalışacaksa şu anda zaten fiilen çökmüş olan mevcut ekonomik modelden, ülke yararına bir netice çıkaramayız. Değil Şimşek, Keynes dahi mezarından kalkıp gelse, güven olmadıktan sonra hiçbir etki doğuramaz.

Piyasa; güveneceği bir yetkinlik arıyor.  Başkanın borazanı bir guvernör değil… Bunun da yolu içeride ve dışarıda itibarı yüksek, kararları rasyonel, piyasa ile uyumlu ve bilimle barışık olan bir guvernör bulmaktır. Aksi halde eski tas eski hamam gideriz ve kur-faiz-enflasyon şeytan üçgeninde kıvranırız.

Tüm yazılarını göster