Türkiye küme düşmeye aday?

Osman ULAGAY DÜNYA GÖZÜ

Dünyada futbol sezonunun sonu yaklaşırken şampiyon adayı olanlarla birlikte küme düşme adayları da belli olmaya başladı. Dünya ekonomisinde ise işler fena karıştı, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede pandemiden çıkış umudunun yarattığı iyimserlik yerini kaygılı bir bekleyişe bıraktı.

Enflasyon konusunda çok duyarlı olan Batı ülkelerinde, enflasyonun kırk yıldan beri ilk kez başını kaldırması toplumsal tepkilere yol açarken pandemi döneminde benzeri görülmemiş bir para bolluğu yaratmış olan merkez bankaları da faizleri yükseltmek zorunda kaldı.  Bu kez resesyon, yani ekonomik durgunluk tehlikesi ciddi bir tehdit olarak belirdi. ABD ile birlikte dünyanın en büyük iki ekonomsinden birine sahip olan Çin’den gelen son bilgiler Çin’in de ciddi bir yavaşlama yaşayacağını düşündürüyor. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının yarattığı sorunları da hesaba kattığımızda 2022’de ekonomide şampiyonluk kutlamanın hiçbir ülke için kolay olmayacağı anlaşılıyor.

Hangi ülkeler küme düşecek?

Öte yandan hangi ülkelerin bu gelişmelerden olumsuz ekilenerek küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı da tartışılıyor. Örneğin futbolun beşiği olarak bilinen İngiltere’de ekonominin dibe vuracağını düşünenler hiç de az değil. Ancak öncelikle kaygı yaratan ülkeler arasında, Rusya-Ukrayna savaşı ndeniyle fiyatı sıçrayan enerji ve gıdada ithalata bağımlı olan ve değer kazanan ABD dolarına endeksli borç yükü altında ezilen ülkeler öne çıkıyor. Özellikle yoksul ülkelerde açlık tehlikesinin gündeme gelmesinden kaygı duyuluyor ve bunlara nasıl destek sağlanabileceği konuşuluyor.

Ne yazık ki küme düşmeye aday ülkeler arasında G-20 ülkeleri arasında 21. sıraya düşmüş olan Türkiye’nin de adı geçiyor. Tasarruf oranı düşük olan ve ekonomisini hızlı büyütmek için dış kaynağa ihtiyaç duyan Türkiye’nin 2018’den beri ısrarla uyguladığı RTA patentli düşük faiz politikasıyla bir yandan hızla tırmanan enflasyonu körüklemesi diğer yandan yabancı yatırımcıları kaçırması ekonominin büyük bir çıkmaza sürüklenmesine yol açmış bulunuyor.

Türkiye nasıl çıkmaza sürüklendi?

2017’de başlayan bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve çevresinin ne pahasına olursa olsun ekonomiyi hızlı büyütme çabası geçen yıl Türkiye ekonomisinin dünyadaki en yüksek büyüme hızlarından birini yakalamasını sağladı ama bu sonuç Türkiye’nin finans dünyasındaki itibarını artırmadı, tersine düşürdü. Ekonomiyi zorlamanın kaçınılmaz sonucu olan enflasyonun başını alıp gitmesi ve Türk lirasının yeniden yerlerde sürünmeye başlaması, ayrıca ekonomi yönetiminin yaptığı tahminlerin 5 kuruşluk değerinin bulunmaması bu süreci hızlandırdı. Şu anda Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki risk primi 714 puanı geçmiş durumda ve bu 2008 krizinden bu yana erişilmemiş olan bir oran. Türkiye’ye ciddi yatırım sermayesi girişi değil çıkışı söz konusu.

Güveni sıfırlayan tahminler

Türkiye’deki ekonomi yönetiminin neden inandırıcı olamadığını ve ciddiye alınmadığını anlamak için 2017’den beri piyasalarla paylaşılan enflasyon tahminlerine bakmak yeterli. Ekim 2017’de açıklanan Orta Vadeli Program 2018-2020’de yer alan yıllık enflasyon tahminleri şöyle: 2017 %9.5, 2018 %7.0, 2019 % 6.0, 2020 %5.0. Ekonomi Bakanı Sayın Berat Albayrak tarafından 20 Eylül 2018’de açıklan Yeni Ekonomi Programındaki yıllık tahminler ise şöyle: 2017 % 11.9, 2018 % 16.0, 2019 % 16.3, 2020 % 11.8, 2021 % 6.2. 2019’da açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda 2022 için açıklanan enflasyon tahmini ise %4.9. Enflasyonun %70’e dayandığı ortamda ekonomiyi yönetenlerin hayal gücüne hayran olmamak zor. Şimdi gelinen noktada Sayın Nureddin Nebati’nin yaptığı tahminler ise şaka gibi, bunlardan ancak “Güldür Güldür” gibi programlarda söz edilebilir belki.

Türkiye küme düşmeye aday

Toplumun enflasyon sorununu çok ciddiye aldığı ve bu nedenle merkez bankalarının büyümeyi düşürme riskini göze alarak faizleri artırmak zorunda kaldığı gelişmiş ülkelerin deneyimi bize yol gösteriyor ama biz hala RTE patentli faiz politikasında ısrar ederek zaman kaybediyoruz. Dünyanın ve dünya ekonomisinin zor zamanlar geçirdiği bir dönemde Türkiye’nin bu anlayışla  küme düşmeye aday ülkeler arasında yer alması kaçınılmaz görünüyor.

Tüm yazılarını göster