Vestel, Togg deneyimini küresel arenaya taşıyor

Handan Sema CEYLAN YERELDEN KÜRESELE

Vestel, küresel arenada hedefini “mobilite devriminin önemli oyuncularından biri olmak” olarak belirledi. Togg’la kazandığı deneyimi otomotiv sektörünün lider üreticilerine taşımak için görüşme halinde olan firma, piyasa değerini 3 yılda 2 milyar dolara çıkartmayı hedefliyor.

2020 yılından bu yana yıllık ortalama yüzde 60 büyüyen elektrikli araç satışı, paradigma değişimi başlatmış durumda. Boston Consulting Group’un analizlerine göre 2035’te dünyada her 100 araçtan 60’ının elektrikli olması öngörülüyor. 2030 yılı itibariyle global şarj edilebilir araç stokunun 225 milyon adete ulaşacağı, paralel şekilde şarj soketi sayısının da 124 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. Tüm bu veriler ışığında Vestel, mobilite devriminin önemli bir oyuncusu olmak için düğmeye bastı. Togg’la başlayan araç içi ekran ve bilgisayar üretimi, şarj araçları ile araç dışına taşınırken, Vestel dev otomotiv üreticilerinin de tedarikçisi olmak için görüşmelere devam ediyor.

Uçak içi bilgilendirme ve eğlence ekranlarının ve ekranların bilgisayarının tedariki için uluslararası şirketlerle görüşen Vestel, konteyner tipi bataryalar ve bunların yazılımları ile de oyun alanını genişletiyor. Firma, tüm bu çalışmaların yanında geleneksel sektörü beyaz eşya ve televizyon konusunda da 3 yılda iki katı büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor. Vestel, Brand Finance’e göre 2023’te yüzde 28 artışla 927 milyon dolara ulaşan marka değerini tüm bu adımlarla üç yılda 2 milyar dolara çıkartmayı hedefliyor. Firma bu rakamla, ‘Türkiye’nin en değerli markası’ unvanına da göz koymuş durumda.

“Paradigma değişiyor ve biz mobilite tarafında dünyanın en büyük oyunculardan biri olmak istiyoruz” diyen Vestel CEO’su Ergün Güler; EKONOMİ’nin sorularını yanıtladı. Güler’den satır başları şöyle:

“PARADİGMA DEĞİŞİYOR ARACIN İÇİNDE OLMALIYIZ”

Dünyada elektrikli araba satışı 2020’den bu yana yıllık ortalama yüzde 60 büyüyor. Bu bir paradigma değişimi. Bir elektrikli arabada, içten yanmalı motorlu arabalara göre üçte bir daha az parça var. Bu da fiyatı ucuzlatıyor. Dünyada içten yanmalı araçların üretim hacmi 2030’da 240 milyar dolar olacak. Elektrikli arabalarda bu ekosistem aynı dönemde 150 milyar dolar. İçten yanmalı arabada, motor daha kompleks, silindirler, pistonlar, şanzımanlar var. Diyorum ki; elektrikli araba, elektrikli süpürgenin büyüğü ve direksiyonu olanı. Bununla geleneksel araba üretenler yarışamıyor. Ana üreticilerin özellikle satış sonrası hizmetlerde çok büyük gelirleri var. Elektrikli arabada öyle bir şey yok. Buji, şanzıman değiştirmiyorsun… Geçenlerde Alman otomotiv sektörünün duayeni bir isimle görüştüm. Diyor ki ‘Biz hala bir araba platformunu 4 yılda geliştiriyoruz, Çin’de bu süre 8 ay. Nasıl baş edeceğiz’… İşte bu paradigma değişimi. Biz de ‘Bu paradigma değişiminde pozisyon almalıyız, arabanın içinde olmalıyız’ dedik.

TOGG’UN HEM HİSSEDARI HEM TEDARİKÇİSİYİZ

Togg'un yüzde 23 hissedarıyız. Sadece hissedarı değil, tedarikçisi de olduk. TOGG’un ekranlarını biz üretiyoruz. Sadece televizyon üreticisi değiliz, ekran üreticisiyiz. Görüntü çözümleri sunuyoruz. İstanbul Havalimanı ilk projelerimizden, oradaki uçuş enformasyon ekranlarını biz yaptık. Bu bize çok güzel bir referans oldu, bu sayede dünyada başka yerlere de ihraç ettik. Şimdi pek çok AVM’deki ekranlar bizim. Geleneksel araba üreticilerine gidip bizim ekranı beğendirmemiz, Türkiye’nin AB yolculuğuna benzerdi. Kapıda beklerdik. Ama Togg bizim önümüzü açtı. Bunu da ihaleye girerek, rüştümüzü ispatlayarak yaptık. Otomotivde belirli dünya standartları var. Ona uymak suretiyle denetimden geçerek, onay aldık. Ben aynı zamanda Togg Yönetim Kurulu Üyesiyim. Şimdiye kadar ekranlarla ilgili ‘sıfır’ şikayet aldık. Birinci seviye tedarikçi haline geldik. Dünyanın önde gelen otomotiv üreticileriyle de genel araç kontrol üniteleri tedariki için görüşüyoruz. Farklı parçalar da çalışıyoruz. Elektrikli arabaların maliyetinin yaklaşık yüzde 40’ını pil teşkil ediyor. Biz arabanın pilinde yokuz. Kalanın yüzde 20’si eğlence denen ekranla birlikte olan kısım. Bir de güç aktarım sistemleri var. Ar-Ge çalışmalarımız var. Güç aktarım sistemlerinde de olacağız.

“OCAK 2025’TE 1000 KW’LİK ŞARJ CİHAZI ÜRETİP, İLKLERDEN OLACAĞIZ”

Arabanın içinde olmakla birlikte şarj istasyonu (EVC) tarafında da varız. Grubumuzun şarj istasyonu ZES’te arabanızı taktığınız bir cihaz var. O cihazı, şarj istasyonunu biz üretiyoruz. Bu alanda çok iyi ve tecrübeliyiz Örnek vermek için bir küçük anekdot anlatayım. Global bir teknoloji şirketinin CEO’su Las Vegas’taki CES’te bir açıklama yaptı. ‘Elektrikli şarj istasyonlarında büyümek istiyoruz, gerekirse satın almalar yapacağız. Gururla söylüyorum 300 kW olan şarj istasyonumuz var’ dedi. Bunu okuduğumda çok mutlu oldum. Çünkü bizim elimizde sattığımız ve ihraç ettiğimiz 400 kW şarj istasyonumuz vardı. Bu yılın ikinci çeyreğinde Mayıs’ta 640 kW geliyor, Ocak 2025’te de 1000 kW. Dünyada 1000 araba şarj istasyonu var (EVC), yapan şirket sayısı çok az. Biz onlardan birisiyiz.

“TÜRKİYE’DEKİ DC KAPASİTESİNİN YAKLAŞIK YÜZDE 70’İNİ BİZ KURDUK”

Elektrikli şarjda bir AC’ler bir de DC’ler var. DC’ler hızlı şarj edenler. Bunlar da konvansiyonel, hızlı ve ultra hızlı olarak kategorilere ayrılıyor. Biz ultra hızlı kategorisinde olan nadir şirketlerden biriyiz. 4 hafta önce , Hollandalı Heliox’u 100 milyon dolara satıldı. Büyük bir para değil, ama bu Hollandalı şirkette spesifik 1000 kW EVC var. Otobüsleri ve TIR’ları şarj eden üretimin bilgi birikimi mevcut. Sadece 25 mühendis çalışıyor. Heliox, belediye otobüslerinin şarjını üretiyor. Biliyorsunuz belediye otobüsleri planlı hareket ediyor. Ne zaman şarj edeceğiniz belli. Ama kitle üretimine geçtiğiniz zaman o dalgalı gidişe ayak uydurmalısınız. Biz orada başarılıyız. Türkiye’deki DC kapasitesinin yaklaşık yüzde 70’den fazlasını biz kurduk. Çünkü TOGG’un açtığı ihalenin önemli bir kısmını biz aldık. Diğer kısmını da Çinli bir tedarikçi aldı. Onlarla yarışarak, hak ederek bu ihaleyi aldık.

“OYUNUN ADI ‘İLK GELEN KAZANIR’ BİZ İLK GELENİZ”

ZES, Trugo, Eşarj ve Kalyon gibi elektrikli şarj operatörleri Türkiye’de yayılıyor. Bunlardan üçünün ana tedarikçisi biziz. Ürünlerini biz üretiyoruz. 400 kW’, 240kW, 60kW’lik ürünleri ihraç ediyoruz. 640 kW’lik olanı da ihraç edeceğiz. Elektrikli araç satışları, ekipmanları, satış sonrası hizmetleri ve ilgili diğer hizmetlerle elektrikli araç ekosistemi 2030 itibarıyla 150 milyar dolar büyüklüğe ulaşacak. Oyunun adı ‘ilk gelen kazanır’. Çünkü çok şirket yok. Biz ilklerdeniz. Hızlı ilerleyip, Avrupa’nın önemli tedarikçilerinden biri olduk. Herkes elektrikli şarj istasyonu yapacağız diyor. Biz zaten AC’leri 2017’den beri ihraç ediyoruz. DC’leri de 3 yıldır ihraç ediyoruz. Daha da hızlı olmalıyız.

“BATARYA LİSANSI 29 GİGAWATT BİZ DE TAMAMINA TALİBİZ”

Büyümek istediğimiz üçüncü bir bacak, bizim için elektrikli batarya çözümleri. Elektrikli bisikletten başlıyor, ihtiyaç büyüklüğünde yukarı doğru çıkıyor. Biz konteyner tipi yüksek kapasiteli batarya çözümlerinde farklılaşıyoruz. Bu, AVM’ler, oteller jeneratörün yerini alacak. Diyelim ki bir konteyner bataryayı AVM’nize entegre ettik. Sizin AVM’nizin bir günde kullandığı elektriği bu konteynerlar size birkaç gün boyunca sunabilir. Jeneratöre ihtiyacınız olmaz. Jeneratörde dizelin litresini düşünün, elektriğin fiyatını düşünün inanılmaz bir fiyat avantajı... Bu C&I (ticari ve endüstriyel) dediğimiz kısım. Bir de Utility dediğimiz büyük elektrik santralleri var. Bunlara sadece Türkiye değil, Avrupa da teşvik veriyor. Bu da karbon ayakizini azaltıyor. Elektriğini rüzgârdan, güneşten üret, sonra bunu batarya ile dengele. EPDK’nın önümüzdeki 5 yıl için verdiği lisans 29 gigawatt. Vestel olarak bu pazara da talibiz. 2030’da itibarıyla beklenen global kurulması gereken güç büyüklüğü 400-430 GW, Avrupa’da ise 1000 GW seviyesinde. Afrika hızla büyüyor, ihtiyacı var. Orada Türk markalarının özellikle Vestel’in çok iyi bir algısı ve tecrübesi var.

“ELEKTRİK UCUZKEN ŞEBEKEDEN ÇEK, SONRA BATARYADAN KULLAN”

Yazılım bataryalarda en az donanım kadar önemli. Yazılım daha ucuz saatlerde elektriği depolayıp kullanmanızı sağlıyor. Şebekede o anda tarife en ucuzda, beklemeden şebeke ucuzken elektriği çek, şebeke pahalıyken örneğin AVM’nin elektriğini bataryadan ver. Bunu yazılım yapıyor. Düşünün akşam saat 10:00’dan sonra AVM’de kimse yok. Elektrik ucuz. Sabah elektrik pahalı, ışıl ışıl her yer yanıyor. Geceleyin doldurduğunuz konteyner büyüklüğündeki batarya sizi uzun süre götürebiliyor, uzun yıllar ömrü var. Elektrikli arabalar da en çok bataryaları yüzünden eleştiriliyor, bataryanın ömrü dolduğunda çöp olacak diye. Bu bataryayı geri çevirmek çok meşakkatli. Konteyner tipi cihazlarda, arabanınkini alıyorsun, koyuyorsun uzun yıllar kullanabiliyorsun. Çünkü arabadaki batarya güç istiyor, iyi olmak zorunda. Ama AVM’nin bataryası, standart, dalgalanma yok. Şirket olarak mobiliteye geçerek, sürdürülebilirlik için de önemli bir katkı yapmış, ileri dönüşüm yapmış oluyoruz.

Vestel, ‘medeni trendler’in dışında kalmayacak!

Pandemi sırasında iki güzel iş yaptım kendim için. Birincisi Stanford’ın LEAD Eğitim Programı’nı aldım. Her yıl 200 kişi alıyorlar. Pencereler açtı bende. Bir de online Osmanlı Türkçesi öğrendim. Stanford’da Baba Shiv diye harika bir profesör var. Eğitim de “Dünyada büyük kırılmalar, ana akımların hızlanmasını sağlar. Medeni trendlerin katalizörleridir. Siz yönetici olarak bir teknolojik trendi kaçırabilirsiniz, önemli değil. Yatırım yapar, parayı koyarsınız, teknolojik trendi yakalarsınız. Ama kültürel olarak medeni bir trendin dışında kalırsanız, kaybedersiniz” dedi. Mesela Birinci ve İkinci Cihan Harpleri iki medeni trendin hızlandırıcısı olmuş. Birisi kadın. Kadın dünya savaşları öncesinde, fabrikada yok, ofiste yok, cephede yok. Bu büyük kırılma kadını hak ettiği yere doğru getirdi. Belki yine olacaktı ama 50 yıl sonra olacaktı. Bunu hızlandırdı. İkinci trend; mühendislik. Dünya savaşlarından önce aileler, çocuklarının hukukçu, doktor olmalarını istiyordu. Mühendise, madenci, marangoz, usta gözüyle bakılıyordu. Savaşlarda, uçak, top, silah lazım olunca mühendislik öne çıkıyor. Pandeminin de hızlandırıcı olduğu medeni trendler var. Biri LOHAS (Lifestyle of Health and Sustainability/Sağlık ve Sürdürülebilirlik Üstüne Kurulu Yaşam Tarzı), ikincisi de ‘work from anywhere/her yerden çalış’. Şimdi bunu yaşıyoruz. Bu ‘evden çalışmak’ değil. Bu Manisa’daki dizayn ekibimin 15 kişisinin Rio’da çalışması gibi. Bu trend üzerine konuşurken, Prof. Shiv ‘Sizin eğitimli çocuklarınız da İngilizlerin, Amerikalıların, Almanların iş gücü piyasasının hedefinde olacaktır’ demişti, şu anda bunu tecrübe ediyoruz. Şirket olarak trendlerin dışında kalmayacağız.

Televizyonda arayüz sağlayıcılarla ‘evlilik’ değil ‘müttefiklik’ istiyoruz

Mobiliteye yüklenirken, ana işimiz beyaz eşya ve TV’yi de ihmal etmeyeceğiz. Orada da 3 yılda çarpı 2 hedefi koyduk. Hem ciroda hem piyasa değerinde. Vestel Avrupa’daki 3 büyük TV üreticisinden biri, beyaz eşyada da ilk 5’te. TV konusunda da paradigma değişimi yaşıyoruz. Donanım üreticisiydik, şimdi platformuz. 15 milyon akıllı televizyonumuz insanlar tarafından her gün izleniyor. Bunların 10 milyonu ‘güncellenebilir’ durumda. Artık, televizyon üreticileri, bu özellikleri ile reklam tarafında medya satabilecekler. Oyun değişiyor, çok kısa bir zaman sonra platform savaşları göreceğiz. IOS ve Android için durum böyle… Amazon, Google, Samsung, LG hepsi oyunun içinde. Bu alanda bizimle çalışmak isteyen ABD’li firmalarla görüşüyoruz. Ama tek birinin platformu olamayız. Evlilik tek bir kişiyle olur. Biz evlilik değil, birkaç arayüz sağlayıcıyla ‘müttefiklik’ yapmak istiyoruz.

Tüm yazılarını göster