Yaklaşan yerel seçimler uygulanacak ekonomi programını nasıl etkiler?

Fatih ÖZATAY EKONOMİDE UFUK TURU

Seçim sonrasında uygulanabilecek ekonomi programları alternatiflerini ve karşılaşılabilecek güçlükleri tartışmaya başlamıştım. Farklı senaryolar vardı. İlki makule dönüş senaryosuydu. Açıklanan programlara bakınca, makule dönüş, Millet İttifakı’nın her iki seçimi de kazanması halinde gerçekleşebilecek senaryoydu. Cumhur İttifakı her iki seçimi de kazanırsa ortaya çıkma ihtimali olan üç senaryo vardı: ‘Yarı makule dönüş’, ‘şu anda uygulanan sürdürülemez ekonomi programının sürdürülmeye çalışılması’ ve ‘tamamıyla kontrol ekonomisine geçilmesi’. Bir de, özellikle yerel seçime kadar, ekonomide belirgin oynaklıkların yaşanabileceği, bir seçimi bir ittifakının, diğerini ise öbür ittifakın kazanma senaryosu vardı. ‘Makule dönüş’ten ne anladığımı daha önce açıklamıştım: Kısaca, hem istikrarı sağlamaya yönelik unsurlar vardı hem de ekonomi ve ekonomi dışı alanlarda kapsamlı kurumsal değişiklikler. ‘Yarı makule dönüş’ senaryosunda ise özellikle adil ve hızlı çalışan bir yargı sistemini ve ekonomi kurumlarının bağımsızlığını oluşturan kurumsal reformlar yoktu.

Makule dönüş senaryosunun karşılaşabileceği ilk güçlük, şu anda oldukça yüksek olan dış ticaret açığımızın ve cari açığımızın yaratabilecekleri olumsuz etkilerdi. İkinci güçlük, büyük merkez bankalarının faiz artırımlarına devam edip etmeyeceklerine ilişkindi. Üçüncü güçlük ise küresel finans sisteminde bir gerginlik yaşanması olasılığıydı. Bir süre önce ABD’de yaşanan bankacılık sektörü çalkantısı bu olasılığı gündeme getirmişti. İlk güçlüğün üstesinden gelebileceğimizi ileri sürmüştüm. Özellikle altın ithalatının keskin biçimde azalacak olması ve Türkiye ekonomisi gibi büyük bir ekonomiye, makule dönülmesi durumunda, belirgin miktarda sermaye girişi olacağı temel gerekçelerimdi. Ayrıca, lira hala reel olarak değersiz... Öte yandan, büyük merkez bankalarının faiz artırma süreçlerinin sona ermekte olduğu anlaşılıyor. Finans sektöründe gerginlik çıkması olasılığı ise en azından şimdilik ufukta görünmüyor.

Mart 2024 sonunda yerel seçimler var. Bu olgu, makul bir programın bazı unsurlarının yürürlüğe konulmasını yerel seçim sonrasına öteler mi? Azımsanmayacak sayıda yorumcu, ekonomide istikrarı sağlamaya yönelik adımların büyümeyi ve istihdamı olumsuz etkileyeceğini düşünüyor. Bu düşünceye göre, TCMB politika faizini yükseltecek, maliye politikasında sıkılaşma olacak ve BDDK kredi arzını olumsuz etkileyebilecek adımlar atacak. Farklı bir ifadeyle, ‘acı reçete’ söz konusu olacak. Bu sava katılmıyorum. Dahası, ‘acı reçete’ nitelemesini bir ezber olarak görüyorum.

Ezber; çünkü derinlemesine bir analizi yansıtmıyor. Bu ezber şu temel noktayı ıskalıyor; Riski yüksek bir ekonomide, riski belirgin ve kalıcı biçimde düşürecek bir ekonomi programı, belirsizliği azaltır, planlama ufkunu genişletir, uzun vadeli reel faizleri düşürür, yatırım yapma isteğini artırır, teminat olarak gösterilecek varlıkların değerimi yükseltir, kredi talebini ve arzını artırır. Ayrıca, böyle bir program, sermaye girişlerini hızlandırır; finansman kısıtını ve maliyetini hafifletir. Zira sözü edilen sadece klasik bir istikrar programı değil; önemli kurumsal değişiklikler barındırıyor makule dönüş programı. Riskin kalıcı olarak düşeceği iddiasının temelinde zaten bu olgu var. Peki, başka ülke deneyimlerinde var mı böyle büyüme dostu istikrar ve kurumsal değişiklik programları? Elbette var. Zaten yapılan uygulamalı çalışmalar, özellikle yüksek enflasyonlu ülkelerde, makro dengeleri yerli yerine oturtan ve dolayısıyla, riski düşürüp belirsizliği azaltan bir programın büyümeyi de artırdığını gösteriyor. Bu açıklamalar çerçevesinde, ‘acı reçete’ ezberine ve bu ezberin doğal sonucu olarak ortaya çıkan ‘yerel seçimden önce makule dönüş programı uygulanmaz’ savına karşı sorulacak soru şu: Yerel seçimler yaklaşıyor diye neden büyüme dostu bir programdan vaz geçilsin?

Bir başka güçlük ise, ekonomide makule dönüşü vaat eden ittifak içinde ara sıra şiddetli tartışmalar yaşanması olasılığı. Olabilir elbette. Ancak asıl önemli olan, tekrar açıklanan programa dönülüp dönülmeyeceği. Program devam ettirilecekse, o tartışmalar ana eğilimden geçici sapmalar yaratır; eninde sonunda ana eğilim ağır basar. Bir de şu nokta var: Ekonomide makule dönmeyi vaat eden bir programı uygulayacak kadronun seçimden hemen sonra geminin dümenine geçmeyeceği ortada; bir süre alacak. O süre içinde neler yaşanabilir? Yanıtlaması daha zor bir soru. Gelecek yazıda ele alacağım.

Tüm yazılarını göster