Özgür olmanın bedeli

İnsanın önünde her zaman iki seçim vardır. Ya kurban rolüne bürünüp şikâyet edip rahatlamaya çalışmak ya da problemin çözümünü bulup büyümek ve özgürleşmek. Problemlerimiz bizim gelişmemizi ve özgürleşmemizi sağlayan en önemli faktörlerdir. Hatta problemimiz ne kadar büyükse o kadar gelişmiş ve özgürleşmişiz demektir.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Özgür olmanın bedeli

Tunç DİPTAŞ

YILLAR ÖNCE “Özgür Kız” isimli bir reklam filmi yayınlanmıştı. Bu reklam filmi çok kısa sürede popüler olmuş, reklamcılıkta yeni bir çığır açmıştı. Efsanevi reklam filmi sayesinde Turkcell çok büyük başarı elde etmiş, özgür kızı oynayan Nil Karaibrahimgil gönüllerde taht kurmuştu.

O reklam filminde genç bir kızın özgürce seyahat etmesi betimlenmiş, kimseyi umursamadan uzak diyarlara gitmesi anlatılmıştı.

“Özgür Kız” reklam serisinin insanlar üzerinde bu kadar etki bırakmasının arkasında başarılı bir kurgu ve insanların özgürlüğe olan düşkünlüğü yatıyordu.

Yaratılışımızda vardır özgürleşmeye dair arzumuz. Çocukluktan itibaren büyümek ve böylelikle daha özgür olmak isteriz. Kuşlar gibi özgür olup istediğimiz zamanda istediğimiz şeyi yapmayı, istediğimiz yerde olmayı arzularız.

Ancak unuttuğumuz bir gerçek vardır. Özgürleşmek için bedel ödemek gerekir. Çocukluğumuzda hızlıca büyümenin hayalini kurarız, ancak büyümenin daha büyük problemlerle karşılaşmak olduğunu göz ardı ederiz.

Herkes özgürleşmek ister ama kimse hayatında değişiklik yapmak istemez. Çünkü değişim bilinmeyene doğru yelken açmaktır. Bilmediğimiz yerlerde bizi bazen mutluluklar getiren ödüller bazen de acı veren sıkıntılar bekler. İnsan acı çekmeyi göze almak yerine olası ödüllerden vazgeçmeyi tercih eder.

Bu yüzden de etrafındaki insanları, olayları kontrol etmeye çalışır. Böylelikle acı çekmenin önüne geçmeyi umar. Özgürleşmek arzusunun yerine hayatı kontrol etme ihtirasını koyar. Kontrol edemedikçe şikâyet ederek rahatlamaya çalışır.

PROBLEMLERDEN ŞİKAYET EDENLER

“Kaliteli insan bulup onları çalışmaya ikna etmek çok zor, bu yüzden şirket olarak başarılı olamıyoruz.”

“Yöneticilerim bana mobbing yapıyor, çok mutsuzum. Hak ettiğim terfiyi bana hiçbir zaman vermeyecekler.”

“Müdürlerim ne yapsam da performansımı yeterli bulmuyorlar.”

“Yıllardır çalıştığım işten ayrılmak zorunda kaldım. Ne yapacağımı bilmiyorum.”

“Çok çalışmaktan aile hayatım zarar görüyor. Kendime vakit ayıramıyorum.”

“Hayat her geçen gün daha pahalı hale geliyor, dolar aldı başını gidiyor. Bu ülkede başarılı ve mutlu olmak imkânsız.”

Yıllardır birçok kişiye koçluk ve mentorluk yapıyorum. Benimle görüşmek isteyen ve benden yardım isteyen yönetici ve girişimcilerin şikâyetleri genelde böyle oluyor.

Hemen hepsindeki ortak nokta, hayatlarında problem olmaması gerektiğine inanıyorlar. Ancak problem olmadığında mutlu olabileceklerini düşünüp, böyle ütopik bir yaşam kurmaya çalışıyorlar.

Halbuki insanın önünde her zaman iki seçim vardır. Ya kurban rolüne bürünüp şikâyet edip rahatlamaya çalışmak ya da problemin çözümünü bulup büyümek ve özgürleşmek.

Problemlerimiz bizim gelişmemizi ve özgürleşmemizi sağlayan en önemli faktörlerdir. Hatta problemimiz ne kadar büyükse o kadar gelişmiş ve özgürleşmişiz demektir.

Dünyanın en zengin iş insanlarından bir olan Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, 2014 yılında fiyasko ile sonuçlanan akıllı telefon üretimi denemesinden sonra şöyle söylemişti: “Büyümek ve en iyi olmak istiyorsanız, büyük problemleriniz olmalı. Ben bu başarısızlıktan dolayı gururluyum.”

Problemler konusunda bir başka yanılgımız da onların süreklilik göstereceğine inanmamızdır. Hayatta her şeyin bir başlangıcı ve bir de sonu vardır. Pandemi nasıl sonlandıysa, geçmişteki sıkıntılar nasıl bittiyse, bütün problemlerin de bir sonu vardır.

Problemler kendimizi geliştirip, özgürleştiğimizde geride kalırlar.

Kendimizi gerçekleştirmek, lider ve güzel insan olmak için özgürleşme peşinde koşmaktan vazgeçmemeliyiz. Özgürleşmek için de problemlerden kaçmak yerine onlarla dans etmeyi öğrenmeli ve sonrasında çözümler yaratmalıyız.

Franklin Roosevelt’in söylediği gibi “Özgürlük verilebilecek bir hak değildir. Kazanılması gerekir.”

Problemlerinizin büyük olması dileğiyle.