Birinci tur, ikinci tur derken bu seçim işinin bitmesine pek bir
şey kalmadı. Siyasiler sandalye kapmaca oyununda son kozlarını
oynarlarken zaten birer sandalye sahibi olan ve oturdukları
sandalyelerde işletmelerini ayakta tutmaya çalışan işletmeciler
büyük ihtimalle bu seçim furyası bittiğinde ne olacağını düşünerek
senaryo planları yapıyorlardır. Yapmıyorlarsa benden tavsiye
yapsınlar.
Daha önceleri bu senaryo çalışmaları konusunu işlediğimde, bir
kısım okurlarım haklı olarak “Senaryo çalışmaları yapmak için
önümüzü biraz olsun görmemiz gerek, biz bırakınız önümüzdeki birkaç
seneyi birkaç ay sonra ekonomide neler olacak göremiyoruz
demişlerdi. Enflasyon ve ilişkin döviz kurları etkisindeki girdi
maliyetleri, bütçe ve dış ticaret açığı istikrasızlıkları endişe
yaratıyor olmalı.
Genellikle “önümüzü göremiyoruz” diyen iş insanları “Ekonomik
istikrarın (finansal istikrar dahil) olmadığı bir çevrede senaryo
çalışmalarıyla geleceğe nasıl hazırlanalım?” sorusunu da bu
şikâyetin peşine eklerler. Genellikle “önümüzü göremiyoruz”
diyen iş insanları “Ekonomik istikrarın (finansal istikrar dahil)
olmadığı bir çevrede senaryo çalışmalarıyla geleceğe nasıl
hazırlanalım?” sorusunu da bu şikâyetin peşine ek şikayet olarak
eklerler. Ben aynı fikirde değilim. Türkiye istikrarlı bir ülkedir.
Hadi daha tutucu bir iddiada bulunayım Türkiye’nin ekonomik ve
finansal istikrarı vardır.
“Hoca iyi saatte olsunlar. Akşam ne yedinse adını ver de biz de
yiyelim” diyerek bu söylediğimi alaya alıyorsanız çok ayıp.
Örnek vereyim. Mesela enflasyon. TÜİK’e göre toptan eşya fiyat
endeksi (TEFE) sonuçları ortada.
2017 15,47
2018 33,64
2019 7,36
2020 25,15
2021 79,89
2022 97,72
Bu istikrar değil mi yani? Şimdi kimse enflasyonun seçimden
sonra tek haneli olacağını söylemiyor. İstikrarlı bir şekilde devem
etmesi bekleniyor.
Peki, USD TLY kurları
2017 3,81
2018 5,29
2019 5,95
2020 7,43
2021 13,25
2022 19,82
Buna ne buyrulur? İşte istikrar. Şimdi kimse dolar kurunun
seçimden sonra tek haneli olacağını söylemiyor. İstikrarlı bir
şekilde yükselmeye devam etmesi bekleniyor.
Bir iddiaya göre ihracatçı birliklerinin başkanları ile biraraya
gelen Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Nurettin Nebati şöyle demiş:
“Biliyorum, bize kızgınsınız. Döviz kuru düşük kaldı. Zarar ediyorsunuz. Az daha
sıkın dişinizi. 2’nci turdan sonra dolar, 27 TL-30 TL bandına
oturacak.” Şimdi “Bu iddia doğruysa ne oldu istikrara?”
diyeceksiniz. Bu istikrarsızlık sayılmaz. Dolar aylardır gayet
istikrarlı bir seviyede olduğu yerde duruyor. İkinci tura kadar
neden istikrarlı bir şekilde olduğu yerde durduğunu siz de
biliyorsunuz, ben de biliyorum, tabii ki sayın bakan da biliyor.
Bakana göre artış istikrarlı bir şekilde sürecek gibi.
Bir de dış ticaret açığı var. Malum dış ticaret açığı, Türk
Lirası’nın değerini düşürerek ithal edilen malların maliyetinde
artışa sebep olarak enflasyonu körükler. Dış ticaret açığı da
istikrarlı bir şekilde devam edeceğe benziyor. Türkiye İstatistik
Kurumuna göre 2022’de ihracatımız 254 miyar dolar (FOB) olurken ithalatımız
363 milyar dolar (CIF) olmuş. 2023 yılı Ocak ayında ihracat 17
milyar 540 milyon dolar, ithalat 31 milyar 842 milyon dolar olarak
gerçekleşmiş. Yani 2023 Ocak ayında dış ticaret açığı %40,6 artmış
ve 10 milyar 170 milyon dolardan, 14 milyar 302 milyon dolara
yükselmiş.
Demek ki üretiminin en yerli ve milli sektörünün girdilerinin,
hafızam beni yanıltmıyorsa, en az %42’sinin ithalata dayalı olduğu
ülkemizde girdi maliyetlerinde de istikrar var.
Biliyorum siz şimdi “İyi güzel ama kredi derecelendirme kuruluşu
Fitch, ikinci tura kalan seçimlerin siyasi ve ekonomik
belirsizlikleri uzattığına dikkat çekerek seçimlerden sonra
kurulacak hükümetin geniş bir bütçe açığı ve yüksek enflasyon gibi
sorunlarla karşı karşıya kalacağını Türkiye’de oluşan siyasi ve
ekonomik belirsizliğin en azından seçimlere kadar süreceğini”
söylüyor diyorsunuz. Ama istikrardan sorumlu merkez bankamız öyle
demiyor.
Temel amacını fiyat istikrarını sağlamak olarak veren
merkez bankamız[1] Türkiye liralaşma stratejisine devamla kalıcı
fiyat istikrarını finansal istikrarla bir arada sağlayacak şekilde
adımlar atmaya devam edecek. Banka ülkede ‘tüm yatırım ve ticaret
işlemlerinin’ Türk Lirası’yla yürütülmesi için uygulanan
politikalar sayesinde şimdiden olumlu sonuçlar görüldüğünü iddia
ediyor.
Merkez bankası ilaveten ‘Bilançolarda yaşanan liralaşma ile
reel sektör firmalarının yabancı para pozisyon dengesi
iyileşirken, hanehalkının finansal varlık kompozisyonunda Türk
lirasının payı önemli ölçüde artmaktadır. Bu sayede firmaların
ve hanehalkının finansal dayanıklılık göstergeleri güçlü
kalmaya devam etmektedir’ diye ilave ediyor.
Ayriyeten “TL kredi faizlerinin para politikası faizlerine
yakınsaması sağlanarak firmaların finansmana erişimi
desteklenmiş ve firmaların finansman maliyeti kanalıyla parasal
aktarımın etkinliği güçlendirilmiştir” diye ilave ediyor.
Bankaya göre “Bankacılık sektörünün aktif kalitesindeki
iyileşme tüm kredi türlerinde ve kredi riski göstergelerinde”
gözlenmekteymiş.”
Türkçesi fiyat istikrarı da var.
Makro dengelerde de istikrar görülüyor.
“Kahramanmaraş merkezli depremlerin ekonomiye etkisiyle şubat
ayında gelirlerde düşüş, giderlerde artışa bağlı olarak “olağanüstü
kötü” seviyesine çıkan bütçe dengesi, martta “normal kötü”
pozisyonuna geri döndü.…şubat’ta 170,6 milyar lira ile rekor kıran
bütçe açığı, martta 47,2 milyar liraya düştü, ancak buna rağmen ilk
çeyrek bütçe açığı 250 milyar lirayı buldu... Buna göre aylık bütçe
harcaması geçen yıla göre yüzde 48,5 artarak 334 milyar lira
olurken, bütçe gelirleri yüzde 83,9’la bunun yaklaşık iki katı
artarak 286,8 milyar liraya çıktı… Bir ayda 45,1 milyar lira ile
geçen yıla göre yüzde 67,3 daha fazla faiz ödendi, faiz dışı toplam
harcama yüzde 45,9’luk bir artışla 289 milyar liraya ulaştı.
Aylık bütçe açığı 47,2 milyar lira olurken, faiz hariç de 2,1 milyar lira açık verildi. Ocak ayında
321,3 milyar lira olan bütçe harcamaları, deprem ayı olan şubatta
geçen yılın aynı ayına göre yüzde 93,9 artarak 389,4 milyar liraya
yükselirken, Ocak’ta 289,1 milyar lira olan bütçe gelirleri
Şubat’ta 218,8 milyar liraya düşmüş, geçen yılın aynı ayına göre de
yüzde 19,1 azalmıştı.[2]”
Kimse seçimlerden sonra bütçenin ‘fazla’ vereceğini ileri
sürmüyor. Sürse de kimse inanmaz yani. Demek ki bütçe açığı da
istikrarlı bir şekilde devam edecek.
Hala “Senaryo çalışmaları yapmak için önümüzü biraz olsun
görmemiz gerek, seçimden sonra ekonomide neler olacak göremiyoruz
ekonomik istikrarın (finansal istikrar dahil) olmadığı bir çevrede
senaryo çalışmalarıyla geleceğe nasıl hazırlanalım?” sorusunu
soruyorsanız gönlünüzü ferah tutun. İstikrar var.
Allah kolaylık versin ve
Sağlıcakla kalın