Moore Kanunu

Burak DALGIN Dünya Penceresi

Yıl 1965, Kaliforniya. 36 yaşındaki mühendis, kendi yaptığı tahmine inanamadı. Bilgisayar kapasitesinin her iki yılda iki katına çıkacağını öngörüyordu. Üstelik aynı maliyetle. Bu doğruysa, müthiş bir teknolojik devrim kapıdaydı!

Bu iddialı (ve doğru çıkan) öngörüde bulunan Gordon Moore, geçen hafta 94 yaşında vefat etti. Moore’un hayatından iş dünyamıza ilham verecek birkaç konuyu ele alalım.

BİR: MOORE KANUNU.

‘Modern hayatın yapı taşı nedir?’ diye sorsanız, cevabım yarı iletkenler olur. Çünkü elektrik akımını kontrol etmek için kullanılan transistörlerin üretimine imkan sağlıyorlar. Verinin işlenmesi, depolanması ve iletimi bu sayede gerçekleşiyor. Kısacası, ne kadar fazla transistör, o kadar hızlı ve güçlü bilgisayarlar. Cep telefonlarından tabletlere, akıllı ev aletlerinden drone’lara kadar pek çok elektronik cihaz bu şekilde çalışıyor.

Yarı iletkenlerdeki entegre devrelerin karmaşıklığının ve yoğunluğunun her iki yılda bir yaklaşık olarak iki katına çıkacağını öngörmek, bu yüzden çok önemliydi. Bileşik artışın gücüyle, iki yılda bir ikiye katlanmak beş yılda otuz kata varmak demek. Yüksek işlemci kapasitesinin yeni icatlara yol açması, kaçınılmazdı. Nitekim cebinizdeki akıllı telefon, aya giden Apollo 11 uzay mekiğinden 100.000 kat fazla işlemci gücüne sahip.

1965’deki öngörü artık Moore Kanunu olarak anılıyor. Üstelik bu ‘kanun’ yenilikçi sektörlerde kullanılan bir hedefe dönüşmüş durumda. Nerede hızlı ilerleme iddiası varsa, orada Moore’a atıf var.

İKİ: INTEL.

Kovboy filmlerine de konu olan Altına Hücum’u belki bilirsiniz. 1849’da Kaliforniya’da altın bulununca talihini denemek isteyen pek çok kişi oraya akın etmiş. Peki, bu süreçte en çok parayı kim kazanmış? Madenciler mi? Tam değil. Zira bir kısmı çok zengin olurken bazıları da iflas etmiş. Halbuki madencilere kürek satanlar, kazılan yerde altın çıksa da çıkmasa bu furyadan yararlanmışlar.

Moore’un kurucusu olduğu Intel’in durumu da biraz böyle. 120 milyar dolar değerindeki şirket, ürettiği mikroişlemciler ve çiplerle neredeyse her sektöre hizmet veriyor. Zira bilgi-işlem kapasitesi, buzdolabımızdan otomobillere, hayatın her alanında kullanılıyor.

SEKİZ HAİN.

Yıl 1957, Kaliforniya. Nobel Fizik Ödülü sahibi Dr. Shockley aldığı haberle şoke olmuştu. Geçen yıl işe aldığı sekiz parlak mühendis işten ayrılıyordu. Gerekçe, kendisinin iş yapış şekline tahammül edememek. Bu nasıl olur? Kendisi gibi meşhur ve başarılı birine bu yapılır mı? Zamane gençleri hiçbir şeyden memnun olmuyor!

Moore’un da aralarında bulunduğu ‘sekiz hain’ kendi şirketlerini kurdu: FC (Fairchild Semiconcuctor). Daha sonra FC’den çıkan ekipler Intel ve AMD de dahil pek çok dev firma kurdular ve Silikon Vadisi’nin oluşumuna liderlik ettiler.

Moore ‘Başarılı olmak için yalnızca teknik beceriler yeterli değildir. İyi bir takım oluşturmak, iyi bir liderlik sergilemek ve doğru insanları işe almak da önemlidir’ sözünü, belki biraz da bu tecrübesinin ışığında söylemişti.

Tüm yazılarını göster