Tedbirler Hazine’ye “borç”, Merkez Bankası’na “rezerv” bulma amaçlı

Nevzat SAYGILIOĞLU EKO ANKARA

“Türkiye Ekonomi Modeli” diye tanımlanan ve iktisat teorisinde yeri olmayan son düzenlemeleri iyi tahlil etmek gerekiyor.

Yazımızın başında hemen söyleyelim ki; bu düzenlemelerin özü, genelde Hazine’yi ve Merkez Bankası’nı kurtarmaya yönelik. Yani Hazine’nin ucuz ve kolay borçlanmasını ve Merkez Bankası’nın da döviz rezervlerini artırmasını amaçlayan politikalar.

Bunun politika aracı olarak da “Makro İhtiyati tedbirler” çok sert ve net bir şekilde uygulanıyor.

Aslında “makro ihtiyati tedbirler”, 2008 küresel finansal krizi sonrası getirilen düzenleme veya uygulamaları ifade ediyor. Bilindiği üzere, Merkez Bankası’nın konuya ilişkin kavramsal açıklaması şöyle:

“Sistemik riski azaltmak amacıyla finansal sektöre yönelik düzenlemeler bütününü ifade ediyor. Makro ihtiyati politikalar genel olarak, hızlı kredi büyümesi ve yükselen kaldıraç oranlarına karşı finansal sistemin dayanıklılığını artırmayı ve kredi ve varlık fiyatlarındaki aşırı büyümeyi sınırlamayı hedefliyor. Bir başka deyişle, makro ihtiyati politikalar finansal sistemle makroekonomi arasında birbirini besleyen ve ekonomik döngülerin şiddetini artıran etkileşimi zayıflatmayı amaçlıyor. Makro ihtiyati politikalar ülkeler arasında önemli farklar göstermekle birlikte, kullanılan başlıca makro ihtiyati araçlar; kredi teminat oranı ve borcun gelire oranı için üst sınır belirlenmesi, minimum sermaye yeterlilik oranı uygulaması, kredi büyümesi veya kaldıraç için referans değerler belirtilmesi, borçlanma vadesi ve kaynağına göre değişen zorunlu karşılık uygulamaları olarak sıralanabiliyor”

Mahfi Eğilmez, makro ihtiyati politikalar diye adlandırılan bu politika uygulamalarının çoğunu eskiden para ya da maliye politikası içinde uygulanan araçların yeniden tanımlanması, biraz kapsamının genişletilmesiyle sanki yeni bir araçmış gibi ortaya atılması şeklinde yorumluyor ve işletmelere ve hatta bireylere yönelik olarak da politika tedbirlerini içermesi nedeniyle mikro boyutunu gündeme getiriyor.   

Nitekim; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve Merkez Bankası, 2022 Nisan, Haziran, Ağustos, Kasım, Aralık aylarında bir yığın makro ihtiyati tedbir açıkladı.

Bu açıklamalar durup dururken yapılmıyor ya da politikalar keyfi olarak devreye sokulmuyor. Biliyoruz ki ülkenin çok ciddi ekonomik sorunları var. Bu sorunlardan bir kısmı da devlet ya da kamu kesimi ile ilgili. Devletin kaynak sorunu var, döviz sıkıntısı var.

Dilerseniz kısaca Hazine’nin ve Merkez Bankası’nın durumuna bir bakalım.

Hazine’nin borç karnesi:

- Ülkenin toplam dış borcu 450 milyar dolar sınırına dayanmış durumda. Bunun yaklaşık 180 milyar doları kamuya ve 30 milyar doları da Merkez Bankası’na ait. Kalanı ise bankaların (31 milyar dolar) ve özel sektörün (235 milyar dolar).

- Öte yandan Hazine’nin toplam iç borç stoku 31 Ekim 2022 tarihi itibariyle 3 trilyon 808 milyar lira. Bu rakam bir öncesi ay bile 3 trilyon 675 milyar lira idi, demek ki bir ayda iç borçlar azalmak yerine yüzde 3.6 artmış.

- İşin daha da sıkıntılı tarafı 3.8 trilyon lira iç borç stokunun yaklaşık üçte ikisi yani 2.5 trilyon liralık kısmı dövize endeksli. Bu bilgi, iç borç ödemeleri için döviz ihtiyacını ortaya koyuyor.

- Bu arada geçen hafta Hazine’nin yayımladığı Aralık, Ocak, Şubat dönemine ait üç aylık iç ve dış borç tutarları ve servisi ya da itfası sıkıntının devam ettiğini gösteriyor. Şöyle ki; içinde bulunduğumuz Aralık ayına ait toplam iç ve dış borç ödeme tutarı 30.7 milyar lira olduğu halde, Hazine yüzde 50 fazlasıyla 45 trilyon lira borçlanacak. Aynı şekilde Ocak 2023 yılına ait 54.8 milyar lira iç ve dış borçları için 65.2 milyar lira borçlanma yapacak. Şubat ayında ise 47.3 milyar liralık borç itfası için 40 milyar lira borçlanacak, bunun nedeni geçici vergi dönemi olması.

Bu karne, 2022 yılı için 330 milyar lira ve 2023 yılı için de 565 milyar lira faiz ödemesi ile zayıflığı zaten ortaya koyuyor.

Merkez Bankası’nın rezervleri:

- Geçen yılın Aralık ayı başında 2 Aralık 2021 tarihi itibariyle 38.4 milyar doları altın ve 72.6 milyar doları döviz olmak üzere toplam rezervi 111 milyar dolar idi. Net rezervleri ekside idi.

- Özellikle geçtiğimiz Haziran sonrası düzenlemelerle Merkez Bankası’na döviz girişi az da olsa artmaya başladı. Bu yılın Aralık ayı başında toplam rezervler yüzde 12.5 artışla 125 milyar dolara çıktı.

- Öte yandan ödemeler dengesi açığı da dikkat çekici gelişmeler gösteriyor. 2021 sonunda 29.3 milyar lira olan dış ticaret açığı, bu yılın ilk dokuz ayında 68 milyar dolara fırlamış. Aynı şekilde cari açık da 2021 yılı sonunda 7.2 milyar dolardan 38 milyar dolara yükselmiş ve ilk dokuz ayda izaha muhtaç net hata ve noksan tutarı 24.9 milyar dolar olmuş.

İşte yukarıda özetlediğimiz sıkıntıları aşmak adına Hükümet “makro ihtiyati tedbirler” kılıfı altında çeşitli uygulamalara gidiyor. Finans sisteminde yaşanabilecek aksaklıklar için uygulanması gereken olağandışı tedbirler olağanlaştırılıyor. Özellikle üretimin, yatırımın, istihdamın, ihracatın motoru konumundaki büyük işletmelerin finansa erişimi imkansız hale getiriliyor. Hatta bankaların da eli kolu bağlanıyor.

Sözün özü: 1994 krizinde olduğu gibi ekonomi ve reel sektör değil, devlet kurtarılmak isteniyor.

Tüm yazılarını göster