Enflasyonla mücadelede acı ilacı kimler içmeli?

Prof.Dr. Burak ARZOVA
Prof.Dr. Burak ARZOVA EKONOMİDE GÖRÜNÜM

2022 yılı Eylül 2021’den itibaren başlayan Ortodoks olarak adlandırılan ancak kimsenin ne olduğunu anlamadığı ekonomik kararlar ve kararsızlıklar bütünü neticesinde yüksek enflasyon ortamında geçen bir yıl oldu.

Ülke toptan fakirleşti. Ancak savaş döneminde görülebilecek bir hızla enflasyon arttı. Alım gücü düştü. Büyük şehir meydanlarına tanzim satış mağazaları kuruldu. Gıda perakendecileri hedefe konularak cezalandırma yoluyla enflasyonla mücadele edilmeye çalışıldı. Böylece enflasyonla mücadele edildiğine halk inandırılmaya çalışıldı. Milli paramız eridi. Eskiden alışverişe gittiğimiz ülkenin vatandaşları kur artışının yarattığı kendilerince ucuzlama nedeniyle mağazalarımızı hatta eczanelerimizi bile adeta talan etti.

Alım gücümüz düştü. En çok etkilenenler sabit gelirliler oldu. Yanlış politika tercihi neticesinde konut fiyatları arttı. Kiralar inanılmaz rakamlara çıktı. Çocuklara verdiğimiz harçlıklar yetmemeye başlayınca, çocuklarımız da enflasyonla tanıştı.

Bunların hepsini birlikte yaşadık. Asgari ücrete dolar cinsinden tarihi yüksek seviyelerde zam yapılmasına karşın, yüksek enflasyonun devamı ücretleri sildi süpürdü. Emeklilerin durumu ise içler acısı durumda.

Hükümet yüksek enflasyonu önlemeye yönelik sıkı para politikasına başladı. Acı reçete söylemleri yeniden önümüze geldi. Acı reçetenin zaten enflasyon altında hırpalanmış halka yıkılamayacağı çok açık.

2022 yılında küresel ekonomi yüzde 3,5 büyürken Türkiye ekonomisi yüzde 5,6 büyüyerek güçlü bir büyüme kaydetti. Büyümenin ivmesi daha çok iç tüketimden sağlandı. İhracatın katkısı da yüksek oldu ancak ekonomide yapısal dönüşüm sağlanmadığı için ithalat patladı.

Büyüme tüm sektörlere dengeli dağılmadı. GSYH'yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2022 yılında bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; finans ve sigorta faaliyetleri toplam katma değeri yüzde 21,8, hizmet faaliyetleri yüzde 11,7 olarak gerçekleşirken sanayi yüzde 3,3 ve tarım sektörü yüzde 0,6 arttı. İnşaat sektörü ise yüzde 8,4 azaldı.

Ne pahasına olursa olsun büyüyelim yaklaşımı ile negatif reel faiz vererek Türkiye Ekonomisinin ihracat üzerinden büyüyeceği düşüncesi yüksek enflasyon ve yüksek cari açık getirdi. Türk Lirası değer kaybettikçe döviz ve kredi piyasasına yönelik onlarca düzenleme birbiri ardına geldi.

Kısaca özetlediğim bu ortamda sanayi şirketlerinin nasıl bir performans gösterdiklerini 26 Eylül 2023 günü açıklanan 2022 yılında Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) çalışmasından anlamaya çalıştık.

Gelen rakamlara nominal olarak bakınca müthiş artışlar görüyoruz.

- 2022 yılında üretimden satışlar yüzde 119, net satışlar yüzde 126,1 oranında büyümüş. Bu oranlar son yılların en yüksek artış oranları,

- İSO 500’ün ihracatı 2022 yılında yüzde 14,1 artarak 97,9 milyar dolar ile rekor düzeye ulaşmış. Türkiye ihracatının yüzde 38,5’i, sanayi ihracatının yüzde 39,8’i İSO 500 tarafından gerçekleştirilmiş,

- Sanayi kuruluşların karları 2022 yılındaki koşullardan olumlu etkilenmiş. Vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 121,2, faiz, amortisman, vergi öncesi kar ve zarar toplamı ise yüzde 99,3 oranında yükselmiş,

- 2022 yılında İSO 500’ün istihdamı yüzde 4,1 oranında artarken, ödenen maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 85,7 olmuş,

- Borçlanma eğilimi yavaşlarken diğer borçların kullanımı yoğunlaşmış ve vadeler kısalmış. 2022 yılında İSO 500’de toplam borçlar yüzde 66,6 artmış, kısa vadeli borçlarda ki artış (yüzde 81,8), uzun vadeli borçlardaki artışın (yüzde 40,1) oldukça üzerinde gerçekleşmiş. Borcun vadesi uygulanan ekonomi politikaları ile kısalmış,

- Negatif reel faiz politikası sayesinde faaliyetlerin finansmanında daha çok ticari borç kullanılmış,

- Borçlanmalar daha kısa vadeli gerçekleşmiş. Kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlara oranı yüzde 42,8’den yüzde 52,1’e çıkarken, diğer borçlarda kısa vadeli borçların yüksek payı yüzde 86,9’dan yüzde 88,1’e inmiş,

- Borçlardaki ivme kaybına karşın özkaynaklardaki artış, kaynak yapısında iyileşme sağlanmış. Borçların payı yüzde 70,7’den yüzde 64,3’e gerilerken özkaynakların payı yüzde 29,3’ten yüzde 35,7’ye çıkmış,

- Toplam borçlar/özkaynak oranı yüzde 241,5’ten yüzde 179,8’e inmiştir. En yüksek seviyeden geri dönülmüş,

Rakamları nominalden reele dönüştürürken 2022 yılı yılsonu TÜFE (yüzde 64,27) ile deflate ettiğimizde başka ancak söz konusu olan sanayi şirketleri olduğu için 2022 yılı yılsonu ÜFE (97,72) ile bambaşka sonuçlara ulaşıyoruz.

Örneğin İSO 500 büyük şirketlerinin ‘Üretimden Satışları’ 2021’den 2022’e reel olarak yüzde 33,3 büyümüşken, bunu ÜFE ile indirgediğimizde yüzde 10,8’e düştüğünü görüyoruz.

Benzer şekilde Özkaynaklar nominal olarak yüzde 123,8 artarken (bu artış toplam bilanço büyümesinin yüzde 83,4 üzerinde olarak gerçekleşmiş) reel büyüme yüzde 36,3 olarak gerçekleşmiş. Bunu ÜFE ile indirgediğinizde yaklaşık yüzde 10’lar seviyesinde bir özkaynak artışı ile karşılaşıyoruz.

İSO 500 Büyük Şirketlerinin 2022 bilanço durumları sürdürülebilir gözükmüyor.

Özetle sanayiciler iyi çalışmış, ülkeye döviz getirmiş ancak düşük faiz politikasının nimetlerinden de yararlanmışlar.

Önümüzdeki yıl enflasyonla mücadele eğer kararlılıkla devam ettirilirse hane halkı tüketiminin ciddi oranda azalacağı muhakkak. Küresel ticaretteki yavaşlama, Batı bloğunun Çin’e karşı tutumu, Çin’in kendi içerisinde yaşadığı sorunlar, bizim ana ihracat pazarlarımızdaki daralma dış talep koşullarının 2024 yılında çok da iyi gitmeyeceğini bize söylüyor.

Sanayiciler yarattıkları özkaynağı kullanmak hatta dış borçlanmaya gitmek durumunda kalacak. Borçlanma koşulları faiz artırımı süreci nedeniyle yüksek maliyetli ve seçici kredi politikası nedeniyle yine ulaşılması zor olacak.  

Acı ilaç içilirken herkesin gücü ölçüsünde ilacı içmesi lazım.

Acı ilaç söz konusu olduğunda büyümeden fazlasıyla yararlanmış sektörleri, aynı yıl içinde 4-5 kez maaş almış, bu sayede asgari ücretli ile aralarındaki maaş farkı arşa ulaşmış çalışanları ve özellikle kamunun yapması gerekip de yapmadıklarını tartışmak lazım.

Yükü sadece sabit gelirli vatandaşa yüklemek her şey bir yana adaletsizliktir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Boş çuval dik durmaz 17 Mayıs 2024