"Fed ve yan etkiler..."

Emre ALKİN
Emre ALKİN PAYLAŞMASAK OLMAZDI

Amerikan Merkez Bankası'nın Eylül ayındaki faiz kararı şimdiden birçok spekülasyona yol açıyor desem yanlış olmaz. Fed üyelerinden birçoğu 75 baz puanlık faiz artışının yanında dururken, bazı üyeler kesin bir karar vermek için daha epey zaman olduğunu söyleyerek çekinceli davranıyorlar.
Buradan da anlaşılıyor ki ekonomi ile ilgili rakamları okurken dünyanın her yerinde birbirinden farklı görüş bildiren gruplar ortaya çıkabiliyor. Mesela bazı Fed üyeleri ekonominin oldukça güçlü olduğunu söyleyerek enflasyonun belini kırmak amacıyla faiz artışları için ortamın müsait olduğunu söylerken, bir başka üye grubu da ekonomiden gelen işaretleri “karışık“ olarak nitelendirerek mesafeli duruyorlar. Dolayısıyla Amerikan Merkez Bankası Başkanı Powell’ın bu hafta yapacağı açıklamalar büyük önem kazandı diyebilirim.

Jackson Hole toplantılarında konuşacak Fed Başkanı Eylül ayındaki faiz kararı içinde muhtemelen bir sinyal verecek. Aslına bakılırsa merkez bankalarının iletişim açısından örnek alması gereken davranış tarzı da bu. Sürpriz ya da şok kararlarla değil, öngörülen ve kamuoyu tarafından önüne boyuna sonuçları ve yan etkileri konuşulmuş kararların etkisi daha fazla oluyor. Acil durum adımları haricinde para otoritelerinin göstermesi gereken davranış kalıbı da o şekilde tarif edilebilir: Güven veren ve gerekli olmadıkça şok tesiri yapmayan bir tarzı kastediyorum. 

Biz de işler bu şekilde cereyan etmiyor maalesef. Merkez Bankası'nın faiz ile alakalı bir mantık dışı adım atmayacağını düşünerek elindeki dövizi TL’ye çevirip az da olsa güven duymaya başlayan yatırımcı, “şok” anlamına gelebilecek kararlarla pişman ettiriyor. “Artık buradan yukarı gitmez herhalde” diye düşünen vatandaşları ve firma sahiplerini, hayal kırıklığı yaratacak bir ters rüzgâr estiriliyor. 

"Döviz sakin ama şimdilik..."

Merkez Bankamızın aldığı son kararla kur korumalı mevduatın yükü daha fazla hazinenin üzerinde kalmış oldu ancak mevduat faizinin bir puan düşmesinin tasarruf sahibi üzerinde yapacağı etkiden tam olarak emin değilim. Alınan tüm kararlar bankaların kağıt üzerinde astronomik kârlar elde etmesine meydan verirken, kredi faizlerinin bu şekilde geriye geleceğini hangi argümana dayanarak iddia edildiğini tam olarak kestirmek zor. Hafta başında belirttiğim gibi, bankalara “bakın size düşük maliyetle son veriyoruz sizde kredilerinin faizlerini düşürün” şeklinde sert bir mesaj vererek bu iddaanın gerçek hale gelebileceğini düşünmekteyim.
Merkez Bankası’nın döviz rezervlerindeki adım adım yükselişi göz ucuyla takip ediyorum elbette. Ancak tehlikeli bölgeden çıkmaya hala çok uzağız ve politika faizleri düşürülmeye devam edilirse arzu edilmeyen sonuçlarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olur. Bazı taahhütler karşılığında gelen ama istikrarlı olmayan dövize güvenerek faizler üzerinde daha fazla baskı kurmaya çalışırsak hiç istemediğimiz yan etkiler oluşacak.

Bu sebeple firmaların ve kurumların bir döviz atağına karşı mutlaka hazırlıklı olması gerektiğini düşünüyorum. Bu şekilde davranmayan firmaların ani kur yükselişi karşısında mali tablolarında ciddi bir bozulma meydana gelecek. 

Yaşadığımız şartlardan dolayı artan talebe bakarak ek kapasite için yatırım yapmayı düşünenlerin mevcut kapasitelerini tam olarak doldurmadan böyle bir hamle yapmalarını uygun bulmadığımı ifade etmek istiyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar