Tekstil sektörü ithalat ve rekabette çözüm yolu arıyor

Üretim maliyetleri açısından Asya ülkeleri ile aramızdaki farkın uçurum noktasına geldiğine dikkat çeken İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, “İstediğimiz fiyata mal satamıyoruz. Yıllar sonra açık verdik. Piyasada şartların üretime destek sağlayacak şekilde değişmesi lazım” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İMAM GÜNEŞ / İSTANBUL

Son bir yılda artan işletme maliyetleri karşısında döviz kurunun baskılanması birçok sektörde ihracat-ithalat dengesini olumsuz etkiledi. İthalatın cazip hale geldiği sektörler dış açık verirken bu sektörlerden biri de tekstil oldu. En son 2011 yılında 444 milyon dolarlık açık veren sektör, takip eden yılları sürekli fazla vererek tamamladı. Son olarak 2021 yılında yaklaşık 3 milyar dolar fazla veren sektörün 2022 yılı ihracatı yaklaşık 13 milyar dolar oldu. 11 aylık ithalat ise 11,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Aralık ayı verilerinin eklenmesiyle birlikte sektörün net ithalatçı pozisyonuna gelmesi bekleniyor.

2022 yılını değerlendirmelerini ve 2023 beklentilerini EKONOMİ gazetesi ile paylaşan İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, sektörün 2021 yılında kazandığını 2022’de ise kaybettiğini söyledi. Öksüz, “2021 yılında Türkiye’de enerji fiyatları dünya ortalamasındaydı. En azından bizim rekabet ettiğimiz ülkelerden daha yüksek değildi. Döviz kurları yüksek seviyedeydi. 2022’nin ikinci yarısında başlayan süreçle karlar eridi” dedi.

Kontrollü ithalat açığı azaltır

Tekstil sektöründe yıllar sonra ithalatın ihracatı geçtiğinin altını çizen Öksüz, “2022 yılı ihracatımız yaklaşık 13 milyar dolar. İlk 11 aylık ithalatımız ise 11,8 milyar doları buldu. Aralık ayı verileri de geldiğinde net ithalatçı olacağız. İthalata olan ilgi arttı. Ancak bizim yeterli üretimi olan alanlarda kapasiteleri tam olarak kullanabilmemiz için dengeli bir ithalat politikasına ihtiyacımız var. Kontrollü bir ithalat politikası ve yerli üretimi destekleyecek yatırımlar yapılırsa dış ticaret açığı kalmaz” diye konuştu.

Üretim maliyetleri açısından Asya ülkeleri ile aralarındaki farkın uçurum noktasında olduğuna dikkat çeken Öksüz, şu bilgileri verdi: “Yüzde 15-20 fiyat farkı olduğu zaman dünyadaki alıcılar ucuz ülkelere yöneliyor. Bir kilogram ipliğin işçilik ve enerji maliyeti 1,50 dolara geldi. 50 cent olan maliyet 1,5 dolara ulaştı, 1 dolarlık farkı da alıcılar vermiyor. Mecburen üretimi düşürmek zorunda kalıyoruz. Türkiye'deki şartlar dünyada rekabet edilebilirliğin biraz dışına çıktı. Maliyetler artarken döviz düşük kaldı. Biz şu an istediğimiz fiyata mal satamıyoruz. Rekabet gücümüzün yeniden oluşması, maliyetlerimizin dünyadaki rakiplerimize yaklaşmasıyla olur. Sektör beklenti içinde. Piyasada şartların üretime destek sağlayacak şekilde değişmesi lazım. İşçilik ve enerji giderlerimizi aşmayacak şekilde özel kur uygulamasının oluşturulmasını istiyoruz.”

Özbekistan hem içeride hem dışarıda tehdit

Uzakdoğu ülkelerinin sektör için tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Öksüz, “Çin’den daha fazla tehlike yaratan ülkeler var artık. Özbekistan ve Pakistan hızla yükseliyor. Özbekistan, dünyanın en önemli pamuk üreticilerindendi, artık pamuk satmıyor. Kendi ürünü üretip katma değerli ihracata yöneldiler. Türkiye için hem iç piyasada hem de Avrupa pazarında çok büyük tehdit oluşturuyor. Şu anda İtalya’ya çok ciddi örme kumaş satıyorlar. Bu da bizim İtalya’ya ihracatımızı düşürdü. Örme firmalarımız başta İtalya olmak üzere Avrupa’yı Özbekistan’a kaptırıyor. Yine de kötümser olmayıp çözüm arıyoruz. Alınacak önlemlerle birlikte sektörümüzün önü yeniden açılabilir” açıklamasını yaptı.

Finansmana erişimde sıkıntı sürüyor

Sanayici olarak düşük faizli kredileri her zaman desteklediklerini söyleyen Öksüz, ancak finansmana erişimde sıkıntıların devam ettiğini belirtti. Firmaların uzun vadeli borçlanmasında sorunların devam ettiğini ifade eden Öksüz, “Eskiden uzun vadeli krediler 3-5 yıllıktı. Şu an 12 ay vadeli krediler bile uzun süreli sayılır hale geldi. Sanayici, kısa vadeli borçlanmalarla yatırım yapmakta, risk almakta zorlanıyor. Bir de işletme sermayesi ihtiyacı var. Yatırım konusunda uzun vadeli borçlanma bulunabiliyor ama işletme sermayesi tarafında hep kısa vadeli finansman söz konusu. Uzun vadeli borçlanmaların kolaylaştırılması gerekiyor” dedi.

“Bütçe sınırlaması stratejik projeleri sürdürmeye engel”

Ticaret Bakanlığı’nın ihracatçı birlik bütçelerindeki harcamaları bir önceki yılın bütçesinin yüzde 10’u ile sınırlandırmasının bütçeleri doğru kullanmak için atılan bir adım olduğunu dile getiren İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, şöyle devam etti: “Ancak, yüzde 10’luk oran bizim yapmak istediklerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir oran değil. Maliyetler çok arttı, devam etmek istediğimiz faaliyetler var ama bütçelerimiz istenilen seviyede değil. Bu şartlarda projelerimize devam edemeyiz. Tekstil mühendisliği projemiz maalesef yarım kalacak. Bakanlığımızdan bu tip stratejik konularda bütçeleri esnetmesini bekliyoruz. Bu proje bugünden yarına değil, geleceğe yapılan bir yatırım. Neticede bu projedeki öğrenciler ileride ihracat yapacak ya da katma değerli üretime katkı sağlayacak.”